Tayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto Galatasaray




Tayfun Serttaş ile Söyleşi


“Maryam Şahinyan, Foto Galatasaray”





Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 05.1961.Siyah & Beyaz Negatif,10X15cm.




Röportaj: Berna AKCAN




Sanatçı kimliğinizin yanında, fotoğraf üzerine araştırmalar da yapıyorsunuz. Bunlardan söz edebilir misiniz?



Burada bir şeyin altını iyi çizmek gerekiyor. Sanatçı kimliğimle fotoğraf üzerinde fotografik kriterler üzerinden çalışmıyorum. Bu nedenle fotoğraf daha çok benim inşaa etmeye çalıştığım ara disiplin açısından konteyner işlevi görüyor. Fotoğrafın aktarım gücü üzerinden peşine düştüğüm tartışmalar daha çok günümüz sanatının üzerine odaklandığı konular. İlk etapta ben yalnızca medium’u dönüştürüyorum gibi bir kanıyla yaklaşabiliriz. İkinci etapta ise onları sosyal bilimlerle ilişkilendiriyorum. Bu bağlamda fotoğraf benim için fotografik bir tartışma olmaktan tümüyle çıkıp, barındırdığı imgesellik bağlamında devreye giriyor. Fotoğrafın, modern zamanların en kuvvetli hafızası olduğuna inanıyorum.



Konuya bu sergi bağlamında bakacak olursak bambaşka bir yaklaşımı daha koymak gerekir. Foto Galatasaray özelinde her bir fotoğraf öncelikle verili birer data. Serginin merkezindeki tag sistemini de inşaa ederken, meta-data boyutu üzerinden hareket ettik. 2012’nin ortasından itibaren tüm imajları aynı zamanda web üzerinden dolaşıma sokacağız. Böylelikle dünyanın çok farklı noktalarından dileyen herkes bu imajlara eşit olarak ulaşabilecek ve o süreçte kimliklendirmeye geçeceğiz. Maryam Şahinyan’ın stüdyosuna gidip gelen müşterinin çok büyük bir bölümü bugün diaspora statüsünde yaşıyor. O insanlarla arşiv üzerinden yeni bir network oluşturarak fotoğrafı aynı zamanda kendi tarihini üretebilen bağımsız bir mecra olarak kullanacağız.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 05.1936. Cam Negatif,12x16cm.




Bu muhteşem arşivi bir tesadüf ile buldunuz. Bize bunu ve neler hissettiginizi anlatır mısınız?



Arşivi ben bulmadım aslında arşiv beni buldu. Çok tuhaftı, 90’lı yılların başında o depoya kapanıyor ve neredeyse 20 yıla yakın bir süre de kimse tarafından dokunulmuyor. Aynı zamanda benim yayınevimin de sahibi olan Yetvart Tomasyan’ın koruyuculuğunda bugüne ulaşan olağanüstü bir malzeme. İlk gördüğüm andan itibaren çok etkilendim ve işte 3 senedir o etkiden çıkabilmiş değilim… İlk etapta beni endişeye düşüren tek şey tüm arşivin filmlerden meydana gelmesiydi, neredeyse hiç baskı yoktu elimizde ve filmler üzerinden bir arşivin içeriğini anlayabilmek hiç kolay değil. Bu nedenle ilk dört ay boyunca kendime arşiv ile tanışmak için zaman tanıdım. Bu süre geçip, arşivin beklentilerimi karşıladığını gördüğümde çalışmaya profesyonel olarak başladım. Böylelikle iki buçuk senelik bir yeniden görselleştirme serüveni başlamış oldu.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 03.1944. Cam Negatif,10x15cm.




50 yıllık bir dönemi kapsayan bu fotoğraflara baktığınızda o günlerdeki stüdyo fotoğrafçılığı, müşteri profili, fotoğrafın hayat içindeki önemi nasılmış?



“O günler” olarak tariflendirmeye çalıştığımız dönem de çok göreceli aslında. Aynı caddeyi paylaşan beş farklı fotoğraf stüdyosunu inceleseniz beş farklı analize ulaşabilirsiniz. Çünkü o stüdyonun koşullarını belirleyen şey dönemden ibaret değil. Aynı zamanda fotoğrafçının kim olduğu, mesleki yaşamı boyunca nasıl bir komünite yarattığı, ne gibi teknik ve lojistik imanlara sahip olduğu, çok uzun bir liste aslında…




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 03.1939.Siyah & Beyaz Negatif,10X15cm.




Örneğin benim bir önce çalıştığım Studio Osep, Foto Galatasaray ile aynı caddeyi paylaşmasına rağmen Beyoğlu’nun bambaşka bir yüzüne hitap ediyordu. Koca Osep arşivinden tek bir düğün ve çocuk fotoğrafı çıkmadı neredeyse desem inanır mısın? Çünkü semtin şov dünyasıyla, Yeşilçamla, arka sokaktaki genelevde çalışan hayat kadınlarıyla, yeraltıyla çalışan bir stüdyo Osep. Foto Galatasaray ise aynı caddenin bir başka yüzü. Bu kez olağanüstü demografik bir malzeme ile karşı karşıyayız. Tümüyle aileler, belli cemaatler, o cemaatlerin seremonileri üzerine belirliyor Maryam Şahinyan kitlesini. Kadın olması stüdyoya çok özel bir ayrıcalık katıyor, neredeyse bir erkek fotoğrafına karşı on kadın fotoğrafı ile karşı karşıyayız. Teknik donanımlarını hiç değiştirmemesi, 1985’e kadar siyah beyaz tabaka film kullanmaya devam etmesi, stüdyo dekorunda 50 sene boyunca hiçbir yenilenmeye gitmemesi ve Birinci Dünya Savaşı’ndan kalan körüklü kamerasıyla adeta zamanı askıya alıyor ve yakın tarihe direniyor aslında Maryam Şahinyan. Bu açıdan, kendi gibi konservatif bir network yaratıyor. Buradan doğru anlamaya ve okumaya çalışıyoruz o tarihi. Fakat Foto Galatasaray’a da bakıp, tüm bir dönemi bu stüdyo üzerinden analiz etmeye kalkışmak problemli olabilir çünkü bir yan sokakta Stil var örneğin, semtin kalbur üstü sakinleriyle çalışan oldukça pahalı ve her dönemde kendi modasını yaratmış bir mekan. İşte biraz daha ileride Osep var, Galata tarafında Belman var, yalnızca Musevilerle çalışıyor diyebiliriz, tipik bir cemaat fotoğrafçısı, tüm bu mekanla arasında çok özel bir konumu var Foto Galatasaray’ın. O İstanbul’un belki de en nostaljik yüzü fakat bir o kadar sert okuyabiliriz aynı tarihi bugün.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 03.1936. Cam Negatif,13x18cm.




Bu arşivi nasıl saklıyorsunuz?



Bildiğin gibi filmlerin –oldukça kısa- bir ömrü var ve gerçekte 15 seneyi geçmiş her film risk altındadır. Cam negatifler ve tabaka filmlerin korunması oldukça maliyetli ve zor bir iş. Karanlıkta, ultraviyole ışık altında, sıfır derecede ve sıfır nem oranında korunmaya alınması gerekiyor. Deyim yerindeyse dondurularak uyutulması gerekiyor. Böyle bir düzeneği kişisel olarak kurmam ne yazık ki mümkün değil. Sonrasında arşivlerin korunması genellikle kurumlar aracılığıyla oluyor. Ben bu yetkiyi kurumlara tanıyorum ve bu nedenle özellikle bu konuda uzmanlaşan kurumlarla iletişim halinde oluyorum.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 02.1958.Siyah & Beyaz Negatif,10X15cm.




İki yıllık bir araştırma ve hazırlama süreciniz olmuş. Bize biraz bu hazırlık aşamasından, sergi hazırlıklarından bahseder misiniz?



On seneye yakındır fotoğraf arşivleri ile çalışmama rağmen şu ana kadar bu sayıda bir cam negatif koleksiyonuyla karşı karşıya kalmamıştım. Özellikle bu aşamada Beyrut – İstanbul arasında mekik dokudum diyebilirim. Merkezi Beyrut’da bulunan Arab Image Foundation tüm Ortadoğu stüdyo arşivleri ile çalışan çok büyük bir merkez. Benim bireysel merakım ve sanatçı pozisyonumla yaptığım şeyi, onlar kurumsal olarak yapıyorlar. Bu konuda oradan çok şey öğrendim. Serginin enformatik bölümünde Arab Image Foundation ile yaptığım çalışmalarda öğrendiğim tekniklerin de bir sunumuna yer verdim. Filmlerin temizliğinden, tasnifine, görselleştirilen imajların scan değerlerinden, dijital restorasyonuna kadar çok zahmetli ve dikkat isteyen bir iş.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 02.1941. Cam Negatif,13x18cm.




İlk günden itibaren bizim için şu prensip çok önemliydi. Bu arşivde hiçbir seçkiye gitmeyecek ve ne gördüysek, kutuların içerisinde ne varsa, ne kadar varsa hepsini kullanacaktık. 200 bine yakın filmin tamamının yeniden görselleştirilmesi gibi hayli ciddi bir sorumluluk bu, o nedenle proje üç yıla yayıldı. Projenin sunumunu da buna göre tasarladık. Sergide tek bir basılı fotoğraf görmenizin imkanı yok. Her şeyi bugünün teknolojisinin bize sunduğu imkanlar dahilinde tasarladık. Bir veri tabanı üzerinden izleyiciye açıyoruz sergiyi ve burada ziyaretçiler kendi ilgi alanlarına göre hangi imaj gruplarıyla ilgilenmek istiyorlarsa oraya yöneliyorlar. Dilerlerse kronolojik olarak da incelemeleri mümkün. Imajların tümünü görmek ise ortalama 5 ay gerektiren bir ciddi mesai istiyor.




Fotograf: Maryam SahinyanFoto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 02.1936. Cam Negatif,13x18cm.




Sergiye gelen tepkiler ve sizin izlenimleriniz nelerdir?



Benim Stüdyo Osep döneminden beri arşiv çalışmalarımı yakından takip eden kemik bir izleyicim var. Onlar benim ne yapmaya çalıştığımı, bunu neden yaptığımı, buradan ne gibi analizlere varabileceğimi çok iyi biliyorlar. O grup açısından Foto Galatasaray zirve oldu. Benim şu an daha çok ilgilendiğim ise bu tip projelerle ilk kez deneyim kuran genç jenerasyon. Onların meraklarına, o merakları gidermeye gerçekten bayılıyorum. Foto Galatasaray sürecine paralel olarak ortaya çıkan en hayret verici tepki ise o sergiye insanların bireysel arşivleriyle gelmeye başlamaları. Sergi açıldığı günden beri aileler, ellerinde albümlerle geliyorlar. Ben Foto Galatasaray’ın hiç bilmediğim ve de göremediğim baskılarını sergi açıldıktan sonra gördüm. Maryam Şahinyan ne tip kağıtlar kullanırmış, baskı kontrastlarını nasıl ayarlarmış, ne boyutlarda basarmış imajları yeni yeni öğreniyorum. Yoktu çünkü. Onun yakın dostları, tanıyanları, stüdyonun müdavimleri, hatta Paris’de yaşayan ve açılış gecesinde bize çok büyük bir sürpriz yapan akrabaları benim tek başıma yaratmamın imkansız olduğu bir değer kazandırıyorlar sergiye. İnan biz bu kadarını beklemiyorduk, kendiliğinden oldu ve bir anda sanki o insanlar kozalarından çıkıp projenin birer parçasına dönüştüler…




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 04.1940. Cam Negatif,9x14cm.




Her gün böyle insanlar geliyor artık, duyan geliyor, çantalarında Maryam Şahinyan tarafından çekilmiş fotoğraflarla. Benim yaptığım işin hayatta çok derin bir karşılığı var. Bunu hep söyledim ama kanıtlayamıyordum. Çünkü orada anonim olarak izlediğimiz tüm fotoğraflar birilerinin hafızasında gerçekliğe tekabül ediyor. Evlerinde, odalarının duvarlarında asılı belki o insanların. Çerçevesiyle duvardan çıkartıp getiren de oldu, işte bu Foto Galatasaray’ın aynı zamanda nasıl bir toplumsal gerçekliğe dayandığının en büyük göstergesi. Proje şimdiden nefes alıp veren organik bir yapıya büründü diyebiliriz.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 06.1940.Siyah & Beyaz Negatif,10X15cm.




Sergi önümüzdeki dönemlerde başka yerlerde de yapılacak mı?



Açıkçası henüz bunun üzerine oturup düşünmeye fırsatımız olmadı, şimdiden bazı davetler var, bunlar içerisinde Yerevan ve Beyrut bu proje bağlamında beni çeken şehirler. Ancak Foto Galatasaray’ı aşina olduğumuz anlamda normatif bir sanat sergisi olarak düşünmemek lazım. Röportajlarda adına her ne kadar sergi desek de bu bir açık arşiv projesi. Ben görüşmelerde bilinçli olarak bu detayın üzerinde durmuyorum çünkü alışık olduğumuz bir dil var ve de nihayetinde evet bir sergi de söz konusu. Fakat konuya profesyonel açıdan baktığımızda bir açık arşivin önceliklerini, bir serginin önceliklerinden ayırmak gerekiyor. Konunun sanatsal olduğu kadar arşivsel bir boyutu ve başka bağlamları var burada. Fiziksel arşivi sergileme kısmı işin en sembolik yönü diyebilirim. Arşivin web üzerinden tüm dünyaya açılmasıyla, çok engin bir bilgi havuzu oluşmaya başlayacak. Mekansal kurulumlara ihtiyaç duymaksızın arşivin tüm dünyada erişilebilir olması şu an bizler için çok daha çekici bir çalışma nedeni. Sergilemek tek başına ulaşılabilirlik açısından yeterli değil. Düşünelim, bu ilk gösterim 22 Kasım – 22 Ocak arası İstanbul’da olan ya da bu tarihler arasında yolu İstanbul’a düşen bir grup şanslı izleyiciye açık aslında. Halbuki günümüz teknolojisi özellikle bu tip malzemelerde bize olağanüstü fırsatlar sunuyor. Meselemiz bu arşivi gerçek anlamda kamuya açmak ve erişilebilir kılmak ise klasik sergileme tekniklerinden ötesini düşünmeliyiz. Şu sıralar daha çok işte buna kafa yoruyoruz.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 06.1953. Cam Negatif,10x15cm.




Eski fotoğraflara baktığınızda duygusal olarak neler hissediyorsunuz? Orada gördüğünüz insanlar ve onların bilinmedik hikayeleri”¦



Seriler üzerinden tanıyorum ve tanımlıyorum bir süredir arşivi. Şaşıracaksın belki ama on binlerce imaj içerisinde artık beni tek başına etkileyen özel bir kare yok. İki yıl boyunca neredeyse her gün yeni bir kareye hayran olarak yaşadım. Bir fotoğraf görüyor, “tamam işte favorim bu, buldum!” diyordum, hemen akabinde geliyordu ondan kat be kat etkileyicisi. Son radde de sanırım hepsini unuttum. O kadar büyük ki, her mizansen ailesinden binlerce birikmeye başladığında tek bir imaj üzerinden düşünemiyorsun. Gruplar üzerinden gidiyorum bazen, bazen içerikler üzerinden. Bunlar arasında bence son dönem ilginç, 1970 sonrası iç göçün stüdyoda hissedilmeye başlanması. 1980’lerle birlikte 40’ların kentli Foto Galatasaray’ı adeta bir taşra stüdyosuna dönüşüyor. Haçlı kolyelerin yerini beşi bir yerdeler, breton şapkaların yerini başörtüleri, döpiyeslerin yerini şavlarlar alıyor. Ailelerdeki çocuk sayısı bir anda katlanıyor, mizansenler dönüşüyor, kadınlar arka planda ayakta, erkekler önde otururken izliyoruz artık aileleri. Böylesi bir dönüşüme tanıklık etmek, arşiv kronolojisi içinde bunu bu kadar keskin izlemek benim için hayret vericiydi. Ne oldu(?) sorusuna buradan yanıt vermeye başlayabiliriz sanırım. Maryam Şahinyan’ın stüdyonun son 20 senesine nasıl katlandığı ise apayrı bir soru.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 07.1936. Cam Negatif,13x18cm.




Biraz da kitaptan bahseder misiniz?



Basımı Aras Yayıncılık tarafından gerçekleşen “Foto Galatasaray – Studio Practice by Maryam Şahinyan” projenin bir diğer ayağı oldu. Bu çalışma aracılığıyla öncelikle benim seçkim olan 1.000’e yakın imaji ilk ve tek kez basılı olarak kullandım. Vasif Kortun ve Karin Karakaşlı’nın yazılarıyla katkı verdiği çalışma iki yazınsal, iki albüm olmak üzere toplam dört temel bölümden oluşuyor. İlk bölümde biyografik olarak Maryam Şahinyan’ı tanıyoruz ve onun yaşamından kısa kesitlerle küçük bir yakın tarih okuması yapılıyor. Bu bölümün akabinde, kadın, Ermeni ve Hıristiyan olarak Maryam Şahinyan’ın kimliğinin stüdyoya nasıl etki ettiği inceleniyor. Normatif kriterler üzerinden bir Foto Galatasaray haritası diyebiliriz bu bölüm için. Serbest Okumalar başlıklı ikinci bölümde ise bu kez kimlik, kültürel temsiliyet, toplumsal cinsiyet, moda, göç ve değişme gibi daha teorik başlıklar üzerinden Foto Galatasaray’ı mercek altına alıyorum. Aslında bu proje üzerinden daha ne gibi projeler inşaa edilebileceğine dair bir açıklıkla arşivi sosyolojik ve tarihsel boyutu üzerinden tartışıyorum. Belirli kavramlarla arşiv arasında bir iletişim kurmanın yöntemlerini deniyorum. Böylelikle arşivi günümüz tartışmalarına eklemlemeye çalışıyorum.



Kitabın son iki bölümünü meydana getiren albümler Özdeşler ve Aynadan Bakanlar başlığını taşıyor. Özdeşler, aralarında hiçbir fiziksel – genetik – aynılık olmaksızın aynı şeyleri giyip, aynı saç modellerini kestirip, aynı aksesuarları kullanarak kamera karşısında bir tür ikizlik oyunu oynayanlara dair. Tüm arşiv içerisinden yaptığım geniş bir Özdeşler koleksiyonu paylaşıyorum bu bölümde. İkinci albüm ise daha çok Maryam Şahinyan’ın estetik anlayışını gözler önüne seren çok daha özel bir koleksiyondan meydana geliyor. Maryam Şahinyan mesleki yaşamının tümü boyunca bazı müşterilerini ayna yansımalarıyla birlikte fotoğraflıyor. Kendisini ve kamerasını 45 derecelik bir açıyla kadrajın dışarısında saklayarak ürettiği bu olağanüstü fotoğraflar hiçbir stüdyo arşivinde karşılaşamayacağımız türden. Grafik değerleri üzerinden bakıldığında aslında burada da bir ikizlik var. Bir önceki imajlarda farklı bedenler üzerinden izlediğimiz ikiliği bu kez aynı insanın aynadaki yansımasıyla birlikte çekilen fotoğrafı üzerinden izliyoruz. Foto Galatasaray kitabı, alışık olduğumuz nostaljik fotoğraf albüm kitaplarından oldukça ayrıksı, günümüz sorunsalları üzerinden bu malzemeye farklı bir içerik kazandırmak üzere hazırlandı. Bu açıdan kendi alanında – Türkçe olarak – emsalsiz diyebilirim. Fotoğrafın, arşivler üzerinden hiç tartışmadığımız bir yönünü tarışmaya açıyoruz burada.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 07.1940. Cam Negatif,10x15cm.




Bu tür eski dönem fotoğrafları internette kolleksiyonerlerce alınıp satılıyor, bu piyasa hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?



Açıkçası işin bu kısmı hiç dikkatimi çekmedi. Sahaftan seçip beğenerek fotoğraf almışlığım çoktur. Hatta bireysel olarak tüm bu projeler dışında küçük bir fotoğraf koleksiyonuna da sahibim. İnternet üzerinden bu satışlar nasıl gerçekleşiyor incelemedim. Bahsini ettiğin fotoğraflar sanırım daha çok antika değeri üzerinden alınıp satılıyor. Ben daha yakın dönemle, Cumhuriyet sonrası ile ilgiliyim zaten ve de şu an için antika değerinde diyebileceğimiz hiçbir fotoğrafa sahip değilim. Bilemiyorum gerçekten.




Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 12.1966.Siyah & Beyaz Negatif,10X15cm.




Bu tür başka araştırmalar da yapıyor musunuz?



Araştırma dediğiniz süreç, içerisine girdiğiniz an bir daha çıkmanızın hayli zorlu olduğu bir sarmal. Yaşam formuna dönüşüyor bir süre sonra. Araştırma hep devam ediyor diyebiliriz benim için. Yeni arşivler de var, bazı görüşmeler oluyor fakat burada ayırt edici olan, nitelik. Ben bu işi kurumsal değil bireysel inisiyatifimle yürütüyorum. O nedenle hiçbir zaman, örneğin Arab Image Foundation gibi bir süreklilikle çalışmayacağım. Zaten öyle olmadığı için, en çok da bir “sanatçı pratiği” olarak tatmin edici geliyor bana bu iş. Bundan da şu doğuyor; gerçekte ben karşıma çıkan tüm fotoğraf stüdyolarının arşivlerini görselleştirmek gibi bir iddia içerisinde değilim. Kendi bireysel tarihimle örülü bir seçicilik içerisinden yaklaşıyorum arşivlere. İstanbul’da önüme yüz ayrı arşivi kapsayan bir liste serilseydi, inan bunlardan ilk ikisi yine Stüdyo Osep ve Foto Galatasaray olurdu. Bu bağlamda arşiv, beni heyecanlandırabilmeli. Çünkü başına çok ciddi bir dert alıyorsun aslında ve yıllar boyunca sayısız farklı işe harcayabileceğin enerjini tek bir şey için harcıyorsun. Geri dönüşü çok uzun zaman istiyor ve aşırı zahmetli. Pragmatik açıdan bir karşılığı görünmediğine göre, iş yine her halükarda benim bilinçaltıma dönüyor. O arşivi arzulamalıyım, arzularsam neden olmasın. Sabrın sırrı onu gerçekten arzulamakta.






Fotograf: Maryam Sahinyan Foto Galatasaray / Istanbul – Beyoglu, 02.1942.Siyah & Beyaz Negatif,7x9cm.








Maryam Şahinyan, 1911 yılında Sivas’ın en görkemli sivil yapılarından Şahinyan Konağı’nda (Camlı Köşk) doğdu.

Dedesi Agop Şahinyan Paşa, 1877’de kurulan ilk Osmanlı Parlamentosu Meclis-i Mebusan’da Sivas kentini temsil ediyordu. Milletvekili torunu olmanın sınıfsal ayrıcalıklarıyla dünyaya gelen Şahinyan’ın yaşamı, henüz küçük bir çocukken tanıklık ettiği 1915’in akabinde aniden değişti. Sivas’ın en köklü ve güçlü ailelerinden Şahinyanlar, bölgede sahip oldukları 30’a yakın köy, beş büyük un fabrikası, sayısız gayrimenkul ve kent merkezindeki Şahinyan Konağı’nı geride bırakarak Samsun üzerinden İstanbul’a sığındılar. Harbiye’de mütevazı bir apartman dairesine taşınan Şahinyanlar için, Cumhuriyet döneminin getirdiği yeni koşullar altında bambaşka bir süreç başladı.

Gençlik yıllarında amatör olarak fotoğrafla ilgilenen baba Mihran Şahinyan, ailenin geçimini sağlayabilmek için 1933 senesinde, Beyoğlu’nda Yugoslav iki kardeş tarafından işletilen Foto Galatasaray’a ortak oldu. Mihran Şahinyan’ın, imparatorluk yıllarında dönemin burjuva gençlerine özgü bir hobi olarak heves ettiği fotoğraf, bu büyük şehirde onun ve ailesinin geleceğini tayin edecekti. İlkokulu Esayan Ermeni Okulu’nda tamamlayan Maryam Şahinyan, orta öğrenimine devam ettiği Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nden maddi imkânsızlıklar nedeniyle ayrılarak babasına işlerinde yardım etmeye başladı. 1936’da annesi Dikranuhi Hanım’ın ani ölümünün ardından aile içerisinde yapılan iş bölümüne göre, eğitim için ayrılan kısıtlı imkânlar erkek çocuklar için kullanılacak, kız çocuklar ise babalarına ya da ev işlerine yardımcı olacaklardı. Kardeşlerinden farklı olarak erken yaşta babasından stüdyo fotoğrafçılığının tüm inceliklerini öğrenen Maryam Şahinyan, 1937 itibariyle tüm ailenin ekonomik yükünü omuzlayarak stüdyoyu tek başına işletmeye karar verdi. Bu durum, dönemin muhafazakar koşulları altında İstanbullu birçok kadın açısından tercih nedeni sayılarak stüdyoya çeşitli avantajlar sağlayacaktı. Yaşamı boyunca hiç evlenmeyen ve çocuk sahibi olmayan Maryam Şahinyan, yarım asırlık meslek hayatında, Galatasaray’da üç ayrı mekânda işlettiği stüdyosunda kesintisiz olarak üretmeye devam etti.



Maryam Sahinyan (1911, Sivas – 1996, İstanbul)




Babasının, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Balkanlardan göç eden bir aileden devraldığı körüklü ahşap fotoğraf makinesi ve 1985’e dek kullanmaya devam ettiği siyah-beyaz tabaka filmlerle Maryam Şahinyan, fotoğrafın geçirdiği tüm teknolojik dönüşümlere karşın teknik ve estetik prensiplerinde en küçük bir değişiklikliğe gitmedi. Meslek yaşamının ilk gününden son gününe dek beyaz iş önlüğü giymeye ve gömlek kollarını koruyan siyah kolcaklar kullanmaya devam etti. Türkçe ve Ermenicenin dışında iyi derecede Fransızca ve İtalyanca bilir, iş hayatında bu dillerin tümünü kullanırdı. Farklı kurumlarda görev yapmak üzere İstanbul’a yerleşen birçok rahibe, İtalyan sör, rahip, Ermeni Kalfayan Yetimhanesi ve Anarat Hığutyun kuyru ile yakın arkadaştı ve yaşamı boyunca bu çevrelere bila ücret hizmet verdi. Stüdyosunun aktif biçimde faaliyet gösterdiği süreçte, 1942 Varlık Vergisi’nden 1974 Kıbrıs Savaşı’na farklı siyasal dönemlere ve İstanbul’un 50 yıllık zaman diliminde geçirdiği demografik ve sosyo-kültürel dönüşümlere tanık etti. 1985 yılında yaşlılık nedeniyle stüdyosunu devrettiğinde, geride 200 bine yakın görüntüyü kapsayan İstanbul’un en emsalsiz görsel arşivlerinden birini bırakmıştı. 1996 yılında Şişli Hanımefendi Sokak’taki evinde hayata gözlerini yumdu. Mezarı, Şişli Ermeni Mezarlığı’ndadır.





Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Tayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto GalatasarayTayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto Galatasaray

Tayfun Serttaş ile Röportaj : Maryam Sahinyan, Foto Galatasaray” üzerine bir düşünce

  1. ALİ İHSAN ÖKTEN

    Büyük emek verilerek hazırlanmış bu çalışma için Tayfun Serttaş'a saygı ve sevgiler.
    Ali İhsan ÖKTEN

    Reply
  2. Reha ÜLKÜ

    Tayfun Serttaş'ı kutluyorum. 25 yıldır belki milyonlarca kare fotoğraf gören, alan, satan, okuyan ve hakkında yazan biri olarak, 2 projesinin ne anlama geldiğini, içeriden biri olarak kavrıyorum. Dünya ölçülerini aşan bir tarihsellik bu. Tabii bu işi asıl yapabilecek olan ve yapması gerekenlerin, tırnaklarının kımıldamamış olması da bir ironi. Gerçekten tebrikler, tarihe geçtiniz Tayfun Bey.

    Reply
  3. Setenay Süzer

    Son derece etkileyici yaşam hikayesinden geriye kalan müthiş arşivin,kıymetini bilip onu daha da değerli kılan ellere düşmesi Maryam Sahinyan'ın ruhunu şadetmiştir mutlaka. Serginin devam ediyor olması benim gibi henüz görmeyenler için büyük şans.
    Sayın Tayfun Serttaş, yüreğinize ve emeğinize sağlık.Ülkemizin yüzünü ağartan bir çalışmaya imza atmışsınız.

    Reply
  4. Kazım Zaim

    MAZİDE KALMIŞ BİR FOTOĞRAFHANENİN DAHA GÖRSELLERİ ORTAYA ÇIKMIŞ.FOTO GALATASARAY-I HATIRLARIM TOZLU VİTRİNİNDE PASTEL BOYALARLA RENKLENDİRİLMİŞ KALİTELİ BİR PORTRE FOTOĞRAFI AKLIMDA KALANDIR SADECE.BU REPORTAJDAN ÖĞRENİYORUM Kİ GALATASARAY FOTOĞRAFHANESİNİN İLK SAHİPLERİ O ZAMANKİ ADI İLE MEMLEKETLİM YUGOSLAVYA DAN GÖÇEN KİŞİLERMİŞ.NE ENTERESAN İSTİKLAL CADDESİNDE YUGOSLAVYADAN GÖÇEN,FOTO REKOR,BAYSAL,BELLA,TAÇ YAŞAR ATANKAZANIR FOTOĞRAFHANELERİ BENİM MEMLEKETİM PRİZRENLİ HEMŞEHRİLERİMDİR.DAHA KİMLER VARDIR ALLAH BİLİR..BURDA İZLEDİĞİM FOTOĞRAFLARA GELİNCE,YAZILANLARI DOĞRULAR BİÇİMDE FOTOĞRAF TEKNOLOSİNİ VE MODALARINI PEK SEVMİYEN BİR FOTOĞRAFÇI İLE KARŞILAŞTIM.TEK IŞIK SPOTU İLE GENELDE SOLDAN VERİLEN BİR IŞIKLA ÇALIŞMIŞ FOTOĞRAFÇIMIZ.TEK IŞIĞI BAŞARILI BİR SOFT KULLANIMLA DETAYLARI YAKALAMIŞ FOTOĞRAFÇIMIZ.SAĞ YANA DÜŞEN GÖLGELERE PEK ALDIRMADAN.ASLINDA BİR VAKİTLER YEŞİLKÖYDEKİ HERSİN TOROSYAN ADLI YAŞLI FOTOĞRAFÇININ DA BU TARZ ÇALIŞTIĞINI VE ÇOK DETAYLI PORTRELER VE VESİKALIK FOTOĞRAFLAR ÇEKTİĞİNİ HATIRLIYORUM.O YAŞLI FOTOĞRAFÇIDA GÖRDÜĞÜM KALİTELİ ESKİ SİYAHBEAZ FOTOĞRAF ALBÜMLERİ VAKTİNDE NİYE ALMADIM HALA YANARIM.HER NEYSE ORTAYA ÇIKARILAN GEÇMİŞTEN GELEN BU FOTOĞRAFLAR İÇİN EMEĞİ GEÇEN HERKESE VE TAYFUN BEYE TEŞEKKÜR EDİYORUM..k.zaim-kuşadası

    Reply
  5. Ardaş VARVAR

    Tayfun seni canı gönülden kutluyorum ve bize çok güzel sürpriz oldu annem ve teyzemin resmide var çok teşekkür ederiz.

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sekiz − = 5

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>