Tamay Açıkel ve İ.Arzu Açıkel : Santorini



SANTORİNİ


Tamay Açıkel



Güzel bir feribot yolculuğundan sonra, saat 18’e doğru, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki Kiklad Adalarından Santorini’ye varıyoruz. Bizi burada tur görevlisi karşılıyor. Görevlinin taşıdığı pankartta adımız yazıyor, ama şöyle: Acikelis!



Şaşırtıcı bir coğrafyada, minibüsle, bitmeyen bir tırmanış”¦ Otelimize geliyoruz. Fira’ya, yani adanın merkezine yakınız. Eşyamızı bırakıp hemen çıkıyoruz.



Böyle bir oluşum dünyada yok. Milattan önce 1600’lerde büyük bir volkanik patlama olmuş ve adanın ortası sulara gömülmüş. Önceden tek bir adaymış, şimdi beş adadan oluşan bir adalar kompleksi”¦ İkisi volkan adası ve kapkara; günümüzden elli altı yıl öncesine, 1950’deki son patlamaya kadar süren çeşitli patlamalar boyunca ortaya çıkmışlar.




After a wonderful ferry trip, we reach one of Greece’s Cyclades Islands in the Aegean Sea, Santorini. A tour guide welcomes us there. Our surname is written on the card that he carries but in a different way: Acikelis!



An endless climb, with a minibus, in an amazing geography… We arrive at our hotel. We are close to Fira, the center of the island. We go out as soon as we drop our luggages.



Such a formation does not exist in the world. In 1600s BC a great volcanic eruption took place and the middle of the island was flooded. Earlier it was a single island, now it is an archipelago consisting of 5 islands… Two of them are volcano islands and are pitch-dark, they have appeared in the course of various eruptions until the last eruption in 1950s.




Biz ana adada (Thira) kalıyoruz. Yüzölçümü 73 kilometrekare ve hilal biçiminde. Gemiden görünüşü ilginç: Liman tarafı dimdik kayalık. Yerleşim ancak kayaların tepesinde ve bembeyaz yapılar, tepelere kar yağmış görüntüsü veriyor. Diğer tarafta yemyeşil bağlarla kaplı yamaçlar ve kıyıda geniş düzlüklerde birbirinden güzel yerleşimler ve plajlar var. Buraları daha sonra, adayı gezerken görüyoruz.



We stay at the main island (Thira). Its area is 73 km squares and it’s in the form of a crescent. It has an interesting appearance when looking from the ship. The harborside is rocky and steep. The islanders have settled only on the rocks and pure white buildings appear as if snow has fallen on the hills. On the other side the hillsides are covered with green vineyards and on the coast there are beautiful settlements and beaches. We discover these places later on, when we are travelling around the island.






Fira’da kalabalığa karışıyoruz. Bir pastaneden çok lezzetli çörekler ve içecek alıp bize gerçeküstü gibi gelen bir manzaraya karşı keyifle yiyoruz. Aşağıya, eski limana inen beş yüz basamak var. Bulunduğumuz yüksekliğe bu yolu kullanarak tırmanmak da bir seçenek. Hava bu kadar sıcak olmasaydı düşünülebilirdi”¦ Minik sinekler bulut gibi”¦ Yürürken üstünüze yapışıyor”¦



İnsan bu kadar yüksekten baktığına inanamıyor. Kayalık ve çok dik olduğundan, yükseklik abartılı yansıyor göze”¦




In Fira, we mingle with the crowd. From a bakery, we buy delicious cookies and something to drink and we joyfully eat them while gazing at a view which seems surrealistic. There are five hundred steps that go down to the old harbour. It is possible to climb the height that we are at by taking this route. This alternative could have been chosen if it wasn’t this hot. Tiny flies are like a cloud… They stick on you while walking..




One cannot believe that he is looking from such an altitude. The altitude is exaggerated because of the rocks and the steepness…





Kocaman, kızıl tüylü bir köpek, turist kaynayan bir noktada, uçurumun kenarındaki duvara sakin bir sıçrayışla tırmanıp oturuyor. Önce Japonlar, sonra biz ve diğerleri anında toplanıyoruz. Fotoğraf karelerinde yer almaya alışık; hiç istifini bozmuyor.



Santorini’deki ikinci günümüzde araba kiralıyoruz. Denize girme molaları vere vere adayı çepeçevre dolaşıyoruz. Kırmızı renkte, çok yüksek kayalarla çevrili ünlü plajı Red Beach’in uzaktan fotoğraflarını çekmekle yetiniyoruz.




At a spot full of tourists, a big red-haired dog calmly jumps and climbs up to a wall and rests there. At first Japanese tourists, then we and the others gather around the dog. It is accustomed to pose, it is not disturbed at all.



On our second day in Santorini, we decide to rent a car and travel all aroud the island. We can never give up the sea. We settle for only taking photos of Red Beach, the famous red-colored beach surrounded by high rocks.





Bir sonraki plaj Kamari”¦ Kumsal boyunca şemsiyeler, şezlonglar dizilmiş”¦ Kumu gri renkte”¦ Bir yanardağ adasına da bu yakışır! Deniz, yine olağanüstü güzel!




The next beach is Kamari… Sun umbrellas and chaise longues are lined up along the beach… The sand is gray… This is what looks good on a volcano island! The sea is incredibly beautiful!




Arka sırada lokantalar uzanıyor”¦ Madam İrini yanık sesiyle şarkı söylüyor yemek yiyen müşterilerine”¦ Başında hasır şapkası, önünde beyaz önlüğü ve güleç yüzüyle”¦ Kara, yas elbiseleri var sırtında”¦ Burada yaşamış ve yaşlanmışlığının öyküsünü, lokantanın içinde, duvarlara asılmış fotoğraflardan öğreniyoruz. Kucaklaşıyoruz ayrılırken”¦




In the back row restaurants are lined up… Madame Irini sings to her guests with her poignant voice… With a straw hat on her head, with a white apron on her and with her cheerful face… Black, mourning clothes are on her back… From the photos on the walls, we learn about the story of how it was living here and the story of getting old. When leaving, we hug each other…




Megalohori”¦ Daracık sokakları ve beyaz badanalı, kübik evleriyle şirin bir köy. Geleneksel köy yerleşimi ve yaşamının tanıtımı için bu köy örnek seçilmiş. Bağcılık, şarapçılıkla geçinen aileler var burada. Birinin (Gavalas) kapısını çalıyoruz. Ailenin genç üyesi, üniversite öğrencisi Sotirios bize bilgi veriyor. (Büyükannesinin mübadelede Kayseri’den gelmiş olduğunu söylüyor.)




Megalohori”¦ A pretty village with its narrow streets and with its whitewashed and cubical houses. This village was chosen as a sample to present the traditional village settlement and village life. There are families that live on viniculture. We knock on one of the doors (Gavalas). Sotirios, the young member of the family, a university student, gives us information. (He says that his grandma moved from Kayseri during the population exchange.)





Şaraplarıyla ünlü Santorini’de yağış az ve de rüzgârı sert esiyor. Buraya özgü bir yöntem geliştirmiş Santorinililer. Asma kütüklerini yuvarlak bir form vererek buduyorlar. Böylece meyve, olgunlaşma döneminde merkezde kalarak sert rüzgârlardan korunmuş oluyor. Yaz aylarında denizden gelen sis, hafif bir yağmur etkisiyle Santorini şaraplarının kalitesini yükseltiyor. Toprağındaki lav, kül, kireçtaşı vb. karışımların da bunda katkısı büyük.



Akşama doğru şehre dönüyoruz.



Akşam güneşinde manzara nefes kesici”¦ Ön planda, masal ülkesi izlenimi veren bir beyazlık, kubbeler, gözü oyalayan özenli ayrıntılar; arka planda Ege’nin uçsuz bucaksız maviliklerine uzanan adalar”¦




In Santorini which is famous for its wines, rain is rare and the wind is strong. The islanders have developed a method unique to here. They trim the grapevines by giving them a round shape. In this way, the fruit stays at the center during maturation and is protected from the strong wind. The mist that comes from the sea during summer increases the quality of Santorini wines with its light rain effect. The lava, ash, limestone and similar substances found in its soil also make a significant contribution.



Towards the evening we come back to the city.



The view is breathtaking under the evening sun… In the foreground there is a whiteness that gives the impression of a fairy tale and there are domes and careful details that keep the eye busy; in the background islands that stretch beyond the Agean Sea’s boundless blueness…







Oia (okunuşu, İa) ’da günbatımı ayinini kaçırmayın deniyor; biz de herkesin gittiği yöne, batıya yöneliyoruz. Gerçekten de bir ayin havası var burada; nereye baksak Japonları ve diğer insanları yüksek noktalarda toplanmış görüyoruz. Günbatımı fotoğrafı çekmeye hazırlananlar arasında biz de varız, ama değişiklik olsun diye, biz günbatımını izleyenleri çekeceğiz. İlginç görünüyor bu fikir. Birbirimizden ayrılıyoruz”¦ Herkes kendi havasında; biz de dahil”¦




It is recommended not to miss the sunset ritual in Oia (read as Ia), we head to the west, the direction where everyone is headed. There is indeed a ritual atmosphere here, wherever we turn we see Japanese tourists and other people gathered at high spots. We are among those who are getting ready to take sunset photos, but for a change, we will take the photos of people watching the sunset. This idea seems attractive. We break apart… Everyone is in a different mood; including us…






Törenin her gün tekrarlanması bir hoşluk, doğrusu”¦ Adaya ve özellikle Oia esnafına getirisi yüksekçe olan bir hoşluk! Dükkânlarda çok kaliteli, şık ürünler ilişiyor gözüme. Seramik, cam işçiliği örnekleri, yağlıboya tablolar gibi sanatsal ürünler de incelenmeye değer, ama yorgunluk ve açlık ağır basıyor”¦



Gece otele dönerken birkaç fotoğraf daha çekmeyi ihmal etmiyoruz.



Feribotumuz sabah 07’de kalkacak. Limana götürecek minibüs 5.30’da alacak bizi. Otelde kalan gürültücü bir grup yüzünden doğru dürüst uyuyamıyoruz. Limanda gündelik telaş başlamış bile”¦



Feribotumuz bizi başka bir Kiklad Adasına, Mykonos’a götürecek.



“29 Haziran 2006 tarihli Bizim Sakarya Gazetesi’ nden alınmıştır.”


It is a delight to know that this ceremony is repeated every day… A delight that returns a high profit to the island and especially to the craftsmen in Oia! I spot some high quality and stylish goods in the shops. It is worth checking out the artistic goods such as ceramics, glasswork samples, oil paintings; but fatigue and hunger dominate…



We don’t forget taking several photos when going back to our hotel.



Our ferry will leave at 7 o’clock in the morning. The bus that will take us to the harbour will arrive at 5:30. We cannot sleep properly because of a noisy group staying at the hotel. In the harbour, the daily excitement has already began…



Our ferry will take us to another Cyclades Island, Mykonos.










Fotoğraflar İ.Arzu AÇIKEL








İ. ARZU AÇIKEL



1953 yılında Adapazarı’nda doğdu. Galatasaray Lisesi’ni ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdi. Uzun yıllar boyunca fotoğraf sanatıyla ilgilenmiş, çok sayıda sergiye katılmış ve birçok ödül almıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.




TAMAY AÇIKEL



Ordu’da doğdu. İlköğrenimini Çanakkale’de, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdi. Evli ve iki çocuk annesi. Özellikle fotoğraf sanatıyla yakından ilgileniyor. Resim ve fotoğraf dalında karma sergilere, dia gösterilerine katılıyor.



SAGÜSAD yayın organı Gren Dergisi’nin yayın kurulunda ve Sakarya Dokümantasyon Merkezi (SADOMER) çalışma grubunda yer alan üyemizin köşe yazıları, gezi yazıları ve röportajları yerel basında ve Gren Dergisi’nde yayımlanıyor.




Web adresleri http://www.sagusad.org










Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Tamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : SantoriniTamay Açıkel ve  İ.Arzu Açıkel : Santorini

Tamay Açıkel ve İ.Arzu Açıkel : Santorini” üzerine 25 düşünce

  1. erdal er

    çok iyi bir çalışma olmuş.gerek tarihi,gerekse sosyal bilgilendirmelerin ışığı altında estetik değeleri yüksek belgesel çalışmayı bizlerle paylaşan açıkelleri yürekten kutlar,çalışmalarında başarılar dilerim.

    Reply
  2. Burhan Rençberoğlu

    Kristof Kolomb,Amerika'yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmıştı.
    Pasteur,kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı.
    Mimar Sinan,Süleymaniye Camisi'ni bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti.Selimiye Camisi'ni tamamladağında ise 86 yaşındaydı.
    Galileo,ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı.
    Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir.İnsan kendine olan güveni derecesinde gençtir.Hiç kimse fazla uaşamakla ihtiyarlamaz.İnsanları ihtiyarlatan,ideallerin gömülmesidir.Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir.Çıktıkça yorgunluğunuz artar,nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler.Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.
    ÇOK GURUR DUYDUM.BAŞARILI USTACA HAZIRLANMIŞ METİN VE FOTOĞRAFLAR.SANA VE TAMAY'A TEŞEKKÜR EDERİM.SEVGİLERİMLE

    Reply
  3. Erdoğan Şen-esfila

    Muhteşem fotoğraflar ve yazı eşliğinde,tarihi,sosyal ve kültürel biz gezintiyi büyük bir heyecan ve zevkle okuyup. güzel fotoğrafların eşliğinde sunan Açıkel ailesini kutluyor bu güzel çalışmaların devamın gönülden temenni ediyorum.

    Reply
  4. Yavuz Yaman

    Turistik gezilerde Fotoğraf adına ne bulursanız onu çekersiniz.Ancak,Tamay ve arzu açıkel için böyle bir sorun olamaz,onlar tecrübeleri ile çevrelerini,bulundukları ve gezdikleri yerleri çok güzel karelerle anlatır ve bir belgesele dönüştürürler,Ben Arzu açıkelin yaşam fotoğraflarını,görsellik özelliklerinin yanında,"Fotoğrafta anlatım" açısından çok begenirim,"didiklemeden" seyredilir ve anlaşılır.Kanaatimce bu anlatım,Tamay Açıkelin edebiyatçı kişiliğinden,yazı ile anlatımından esinlenerek, Fotoğraf karelerine yansımasıdır.Güzel bir belgesel,Şarap,klise,Mavi Beyaz evler,ve tipik yunan tarzı yaşam.Umarım Açıkeller bir çok ülkeyi dolaşırlar, görsel ve yazılı anlatım ile bizlere belgeseller sunarlar.Sevgiler..

    Reply
  5. Nihal Şahin İpekoğlu

    Tecrübe ve sanat, hayat denen başı belli , sonu belli olmayan bu yolda ne kadar yaşamla teyet geçtiğiniz ve yaşama tutunduğunuzla doğru orantılı oluşuyor. Tecrübe hayatın sonunda yok olup gidiyor ama sanat geride adınızın hayata yazılması için bir araç olarak kalıyor. Tüm bu fotoğraf karelerinde sanata ve hayata dokunuşlar var. Renkler, çizgiler ve günün o güzel ışığının karelere çok güzel oturmuş halini ve doğanın kokusunu alıyoruz. Mekanların renk derinliğinin fotograf karesinde ki hali size yazın ve hayatın kokusunu taşıyor. Hayatta daha fazla iz bırakmanız dileğiyle…

    Reply
  6. Dietmar Friese

    Fotoğrafların kusursuz renk ve şekil estetiği ile ve heycanlı yaşam empressyonun ifadesi olan akıcı anlatımla bu özelo güzelliğine sahib olan adayı bu şekilde bende görmüş oldumve adaya ve sizin sanatınıze hayran kaldım. Tamay hanım teşekkür edserim.
    Sohbetinizi her zaman özleyeceğim. Sevgilerimle

    Reply
  7. Suavi Ahipaşaoğlu

    Açıkeller gezilerini bunca şiirsel ve görsel zenginlikte sunmaya devam ederlerse korkarım yakında onların gittikleri her yere gitmek için can atacaklar.
    Suavi

    Reply
  8. Engin Ege (600)

    Yazı,yorum ve resimler mükemmel.
    Bizlerle paylaştığın için teşekkürler…

    Reply
  9. Dilek Demiröz

    Gezip gördüklerinizi mükemmel yazı ve fotoğraflar eşliğinde bizlerle paylaştığınız için teşekkürler…İyi ki varsınız sevgili dostlarım. Yüreğinize, emeğinize sağlık. Sevgiler…

    Reply
  10. Hıfzı Kavrayış

    Dost sahibi olmak zordur Gidip görebilen, görüp paylaşabilen dost sahibi olmak ise ayrıcalıktır. Bana bunu hissetiren Tamay ve Arzu Açıkel'e yüreğimdeki tüm coşkuyla teşekkür ediyorum.

    Reply
  11. Vedat Akan

    Gerek bir mimar ve gerkse eski bir fotoğrafçı (siyah beyaz) olarak görsellerden ve metinlerden çok etkilendiğimi belirtmek istiyorum. Tamay ve Arzu çiftini gönülden kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.

    Reply
  12. FERİT ÖZAŞÇILAR

    Farklı bakış açınız ile değerlendirdiğiniz Santorini belgeselini orasını görmüş birisi olarak tekrar ve sizin görüşünüzle değeldirdiğm zaman benim görmediğim çok şey olduğunu fark ettim.
    Tabi bu Açıkel'ler farkı… Sizleri kutluyorum…

    Ferit Özaşçılar

    Reply
  13. azmi gürkan

    tamay ve arzu kardeşim ne güzel fotoğraflar ve anlatım.keyifle izledim .adaya gitmiş gibi hissettim kendimi.siz birbirinizi tamamlayan sanat ve sosyal ruhu gelişmiş iki iyi sanatçısınız. başarılarınız devamını dilerim. azmi gürkan.

    Reply
  14. Erdal Koçdemir

    Fotograflarla ve anlatımınızla bizlere Santoriniyi tanıtarak paylaşımınızdan dolayı sizlere teşekkür eder. Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim. Sevgiler,saygılar.

    Reply
  15. İsmail OKUR

    birbirinden güzel çalışmalarınız burada yeniden izlemekten büyük keyif aldım..tebrikler..

    Reply
  16. ayfer gökhan

    ali emre hocamızın vesilesi sayesinde arzu hoca okulumuzda santorini gösterimini bizlere sunmuştu.. o anda çok etkilenmiştim şimdi bakınca da fotoğrafların ne kadar usta bi elden çıktığını anlamak mümkün.. ellerinize sağlık hocam umarım bigün sizin gibi bir fotoğrafçı olabilirim :)

    Reply
  17. leyla şentuna

    güzel fotoğraflarınız ve şiirsel anlatımınız için sonsuz teşekkürler…fotoğraflarınız hakkında yorum yapmak haddim değil ama ÇOOOOOK GÜZELLL olduklarını anlayabiliyorum

    Reply
  18. Ebru Yetim

    Merhaba ,
    Sagüad'ın satfasına bakarken tesadüfen linki gördüm .Fotoğraflar enfes .Nasipse bu yaz bende Yunan adalarını gezeceğim ailemle .Fotoğraf ilede amatör olarak ilgiliyim .Sizinkiler kadar olmasa da inşaalah güzel kareler çekebilirim .

    Diş hekimi Ebru Yetim

    Adapazarı

    Reply
  19. Erdem Kütükoğlu

    Tamay Hanım sizin kaleminize, Arzu Abi sizin de elinize sağlık. Keyifli bir yazı olmuş.

    Santorini gerçekten de çok estetik ve gezmesi renkli bir yer.

    Sevgilerimle,

    EK (118)

    Reply
  20. Geri izleme: Adalar Arasında (2): SANTORİNİ | Tamay Açıkel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× 9 = otuz altı

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>