Su Altından Halfeti



For English: Please Scroll Down and Read the Page ↓








DASK “Su Altından Halfeti Fotoğraf Projesi”




Doğa Araştırmaları Sporları ve Kurtarma Derneği (DASK) “Su Altından Halfeti” fotoğraf projesi, 2000 yılında Birecik Barajı inşası sonucunda yaklaşık %80’i sular altında kalan, Şanlıurfa ili, Halfeti ilçesinin, kısmen ve/veya tamamen sular altında kalan bölümlerine odaklanan, bir belgesel fotoğraf çalışmasıdır. Bu çalışmada ayrıca suyla çocukların ve yerel halkın etkileşimi, suyla turizmin etkileşimi, Halfeti
de gelişmekte olan su sporları da konu alınarak güncel durum da aktarılmıştır. Bu çalışma sonucunda 13 dakikalık bir multivizyon gösterisi, 88 adet 50x75cm ölçülerinde basılı fotoğraftan oluşan iki adet sergi ve 1 adet fotoğraf albümü meydana getirilmiştir.



Projenin su altı çekimleri 2010 yılının Mayıs ve Ağustos aylarında gerçekleştirilmiştir. Su altı fotoğrafları Baybars SAĞLAMTİMUR tarafından çekilmiştir. Şanlıurfa Valiliği ve Halfeti Kaymakamlığı tarafından desteklenen projenin Yerebatan Sarnıcı’ndaki sergisinin baskı sponsoru Fujifilm Türkiye’dir. Proje ekibinde yer alan isimler şu şekildedir: Funda GÖNENDİK (DASK), Baybars SAĞLAMTİMUR (DASK), Hakan GÖNENDİK (DASK), Bülent ALKAN (DASK), Gökhan GÖKÇE (Çukurova Üniv. Öğretim Üyesi), Oğuzhan DEMİR (Mersin Üniv. YL Öğr.), Turan ÇETİN (DOĞA Derneği DASK).



Funda GÖNENDİK




Nature Research, Out-Door Sports and Resque Society – Halfeti Underwater Photograph Project



The photograph project of Nature Research, Out-Door Sports and Resque Society “Halfeti Underwater” is a documentary photography project. The project was conducted in Şanlıurfa-Halfeti/Turkey where 80% of a county disappeared due to the construction of Birecik Dam. In this project, the current situation of Halfeti is also dealt with considering the relationship among water, children, local people, tourism and water sports. As a result of this study, 13 minutes lasting multivision display, two exhibitions consisting of 88 printed photographs in 50x75cms, and one photography album were prepared.



The underwater photos were taken by Baybars SAĞLAMTİMUR in May and August 2010. The project supported by Şanlıurfa Governorship and Halfeti Halfeti District Governorship had an exhibition in Basilica Cistern of which printing sponsor was Fujifilm Turkey. The project members are as follows: Funda GÖNENDİK (DASK), Baybars SAĞLAMTİMUR (DASK), Hakan GÖNENDİK (DASK), Bülent ALKAN (DASK), Gökhan GÖKÇE (Çukurova University-Lecturer), Oğuzhan DEMİR (Mersin University MA student), Turan ÇETİN (DOĞA Derneği DASK).



Funda GÖNENDİK




Su Altından Halfeti

Halfeti Underwater



Fotoğraflar ve Türkçe Metinler (Photographs and Original Text)


Baybars SAĞLAMTİMUR



Bir şeylerin farklılaştığı ve dönüştüğü Halfeti’de, suyun altına indiğiniz anda, dünyaya bakış açınız değişebilir…



Your aspect to life may change as soon as you are underwater In Halfeti, where some things have undergone a change and transformation”¦





Bu dönüşümü farklı biçimlerde hisseden yeni kuşaklar, başka hiçbir yerde rastlanmayacak bir deneyime de sahip olmaktadırlar. Yarı yarıya Fırat’ın serin sularına gömülmüş olan Halfeti Merkez Camii içerisinde ve çevresinde yüzen ve oynayan çocuklar bunun en belirgin göstergeleridirler.



The rising generation who feel this transformation in different ways have the experience that is never to be witnessed in any other place. The children, who are swimming and playing around and within the Halfeti Center Mosque which has been sank to the cold waters of Euphrates River half and half, are the clearest indicators of this situation.













Su altında her şey bir dönüşüm yaşıyor.



Mezarlığa ait bir ağaç, su altında yaşama imkânı bulamadığından, tüm yapraklarını ve dallarını yitirmiş. Güneş yine aynı güneş; ancak bu sefer bitkilere hayat veren su, karada yaşayabilen ağacın yaşamasına izin vermemiş… Art alanda yükselen yosunlar ise, bu dönüşümün yeni galipleri… Kökü derinde ve sabit olanlar sulara gömülüp ölüyor; tıpkı eski Halfeti’nin yaşam biçimleri gibi…



Everything experience a kind of transformation underwater.



A tree that belongs to the cemetery, as it does not have the chance to survive under the water, has lost all of its leaves and branches. The sun maintains its same condition; however, the water, which enables the plants to survive, has not let the tree survive”¦. On the other hand, the seaweeds, which are ascending in the background of the photo, are the new victors of this transformation. While the ones, whose roots are in the deep and stabile, are dying as they sink to the water; just like the life styles of old Halfeti”¦





Bir zamanlar Halfeti’de tekne kaptanlığı yapan rahmetli Ahmet amcanın mezar taşı, eşi Fatma teyzenin mezarına yaslanmış, art alanda uzanansa Eski Halfeti…



The gravestone of the departed Uncle Ahmet who was a salior in Halfeti has leaned against the gravestone of his wife Fatma, and the lying background scene is Old Halfeti”¦





Sular altına gömülen evlerin üzerine bile ağlar döşenebilmekte; söz konusu ekmek arayışı olunca…



When the problem is monetary, even the fish nets can be spreaded above the houses which has sank underwater…





Maziye düşen bir silüet, yıkılmış bir evin tavanından geçmişini izliyor…



It looks like as if a silhouette from the past were watching its old days from the ceiling of the collapsed house”¦





Atlar zaman zaman aşırı sıcaklardan bunalmamaları ve yıkanmaları için serin göl suyuna sokulmakta.



From time to time, horses are taken to the lake by their owners to bathe and so as not to suffocate due to the high temperatures.





Halfeti’de, Birecik Baraj Gölü’nün serin sularına dalındığında yer yer elektrik direklerine rastlanır.



When you dive to the cold waters of Birecik Dam Lake, you can come across with the electric poles.






Su altında kalarak yıkılmış bir eve ait elektrik sayacından akan, elektrik değil, suyla dolu zamandır artık…



The flow in the electric meter of a sunken and collapsed house was no more electricty, but time filled with water”¦





Suların yükseldiği dönemde kimi evlerin tavanında o döneme ait hava hapsolmuştur. Bir evin salonundaki, dönemin nefes ve hava karışımı…



During the period, when the waters rise, the ceilings of some houses may have the trapped air belonging to that period. The breath and air mixture of the period in the saloon of the house”¦





Bir evin eşiğine ait bir ayrıntı yaşananları sessizce anlatmakta…



A detail belonging to the doorstep of a home is telling what went around, quietly”¦





Çekem Köyü İlkokulu’nda gönderde dalgalanan artık sadece yosunlardır.



The only thing, which are streaming in the flagstick of the Çekem Village Primary School are the seaweeds.





Çekem Köyü İlkokulu holünün ve bir sınıfın içeriden görünümü.



The view from the hall and a classroom of the Çekem Village Primary School.







Çekem Köyü Camii bulanık Fırat sularında ebedi istirahatte.



The Çekem Village Mosque is resting for eternity in the blurry waters of Euphrates River.





Çekem Köyü Camii’nin yıkılmış kubbesi gök ve su yüzünü görmemize olanak tanır. Kubbe içerisinden göğe bakarken farklı bir manzara ile karşılaşmak olasıdır.



The collapsed dome of the Çekem Village Mosque allow us to see both the sky and the water above it. While looking at the sky from the inside of the dome, it is possible to see a different landcape.





Çekem Köyü Camii kalıntıları.



The ruins of the Çekem Village Mosque.





Çekem Köyü’nde bir zamanlar tahılların ve baharatların dövüldüğü bir taş dibek, şimdi sükunet içerisinde, Fırat sularında yatıyor.



For the time being, a large stone mortar, in which cereals and spices are crashed once upon a time, is lying in Euphrates waters in silence.






Çoğu yapıların tavan kısmı çökmüştür. Kimi evlerde tavan yerine yüzeyde gezinen yosunlara rastlanır.



The ceiling parts of the most of the buildings have collapsed. You can come across with seaweeds which are in the surface instead of the ceiling.





Enkaz haline gelmiş yapıların çevresi zamanla yosunlar tarafından kuşatılmıştır.



The buildings like wreckages are surrounded with seaweeds in time.





Kim bilir en son hangi el araladı önündeki perdeyi ve açtı kanadını”¦ İçeriye, o sırada hangi bahar rüzgarı doluyor ve Fırat kıyısına dikili hangi meyve ağaçlarının kokusunu taşıyordu…



Who knows”¦ Whose hand drew the curtain and opened the shutter of the window for the last time”¦ Which spring wind was filling the house with the scent of the fruit trees planted near the Euphrates river”¦









En son kim çıktı bu merdivenlerden ya da kim indi? Yoksa çocuklar mı oynamıştı basamaklarında? Kim bilir belki de bir kedi kıvrılıp dinlenmişti o en son basamakta, sular yükselmeden önce…



Who was the last person that went upstairs or downstairs? Were the children playing in its steps? Who knows”¦ Maybe it was the cat who was having a rest in that step, just before the waters rose”¦





Dalları, kozalak yerine tamamen midyelerle kaplanmış bu çam ağacı, kim bilir hangi kuşlara barınak olmuştu…



The pine tree, of which branches are covered with mussels instead of cones, has been a nest for which birds”¦. Who knows”¦





Suların yükselmesi ile kimi ağaçlar son defa değerlendirilmek üzere kesilmek durumundaydı… Zemine hiç ayrılmayacakmışçasına bağlı olan ağaçlar, yükselişin en hazin tanıklarıdırlar. Yalnızca toprağa sadık kökleri kalsa bile…



As the waters were rising, some trees had to be cut in order to use them for the last time”¦ The trees which are connected, with the ground as if they were never going to seperate, are the most sorrowful witnesses of the rising waters”¦ Even though their only part to be observed is their roots today”¦







Sular altında kalan Savaşan Köyü Camii’nin yalnızca minaresi suyun dışına uzanmaktadır. Bu minareden en son ezan, hangi tarihte ve saatte okunmuştur acaba?



Savaşan Village Mosque, which sank underwater, has the only thing left on the water surface; its minaret. When was the last date and the hour for a prayer to call the last azan from this minaret?







Baraj Gölünde, zaman zaman, geleneksel sallarla açılan balıkçılara rastlamak mümkündür.



You can come across fisherman sailing with the traditional rafts in the Lake Dam.





Şabut balığı (Tor grypus) yöreye has, ekonomik değeri olan ve avcılığı yapılan önemli bir türdür.



Şabut fish (Tor grypus), which is particular to the region, is an important specie that is both valueable economically and appropriate for fishing.





Baraj Gölünde ağ ile balık avcılığı geçim kaynaklarından biridir.



Fishing with nets is one of the sources of livelihood.





Halfeti’de sular altındaki yapılar, Dicle ve Fırat Havzası’nın yerli (endemik) dikenli yılan balığı (Mastacembelus mastacembelus) türüne yeni barınaklar sunmakta…



The buildings, which are underwater in Halfeti, prepare new shelters for a kind of endemic eel specie (Mastacembelus mastacembelus)…





Kano ve diğer su sporları Halfeti’nin değişen yüzünün göstergeleridir.



Canoeing and the other water sports are the symbols of the changing face of Halfeti.





Güneydoğu’nun Bodrum’u sayılan Halfeti ve limanı, gün batımından hemen sonra eşsiz bir seyir sunar.



Just after the sunset, Halfeti and its port offers an unmatched landscape.




Fotoğraf: Necmettin Külahçı



Bölgede şnorkelle gezinti için eşsiz alanlar mevcuttur. Halfeti Merkez Camii avlusunda dalıcılar için ilginç bir gezinme mekanı oluşmuştur.



The region includes unique areas for sightseeing with snorkel. The courtyard of Halfeti Center Mosque creates an interesting place to be wandered for the divers.






Bölgenin önemli tarihi mekanlarından Rumkale’nin suyla kaplı bir mağara içerisinden genel görünümü.



A general landscape of Rumkale from inside of a partly flooded cave which is one of the most important historical places of the region.





Rumkale içerisinde yaklaşık 75m derinliğinde bir su sarnıcı bulunur. Rumkale su sarnıcında, helezonik bir biçimde, kaya duvarına oyulmuş basamaklardan yukarı tırmanış”¦



Within Rumkale, there is a cistern approximately 75 meters deep. Climbing upwards from the steps, which were carved spirally into the stone walls of the Rumkale Cistern”¦






Halfetili yeni kuşak, Birecik Barajı tamamlanıp, sular tutulmaya başlandığında belki çok küçük yaşlardaydı, belki de henüz dünyaya gelmemişlerdi. Ancak, eski ve yeni nesil bu dönüşümü farklı biçimlerde algılamakta ve değerlendirmekte. Yeni nesil için, sular altına gömülen bir tarih ve yaşam artık yerini, yeni umutlara ve olanaklara bırakıyor…



The rising generation of Halfeti were too young or were not born when Birecik Dam was completed. However, the rising generation and old generation comprehend and evaluate this transformation differently. As for the rising generation, the history and life, which sank underwater, have already started to replace with the new hopes and oppurtunities”¦







İngilizce Çeviri (English Translation): Özge Kutlu





Su Altından Halfeti albüm kapağı


Not 1: Su Altından Halfeti Albümü temin koşulları için DASK (www.dask.org.tr) ile iletişime geçebilirsiniz.



Albümün Teknik Özellikleri: Toplam 96 sayfa, 24×27.5 cm ölçülerinde, Türkçe ve İngilizce metinli, 1. kalite 135g’lık kuşe kağıda renkli basılı, mat selefon ve kısmi laklı kuşe karton kapak ve iplik dikiş ciltli.



DASK e-Posta: dask@dask.org.tr

Not 2:
Çekimlerin kamera arkası görüntüleri, anılar ve sergi oluşum süreçleri, Fotoritim’in bir sonraki sayısında sunulacaktır.



Fotoğrafçı Dip Notları (Halfeti’de Su Altının Düşündürdükleri)



Halfeti’de dalış yapmak, suyun altında, farklı bir zaman-mekanda yolculuk yapmak gibidir.



Sürrealist bir tabloya bakmaya benzer su altından Halfeti’ye bakmak”¦




Bir kuşun kanadından kopan ve suya düşen,
Özgürlüğünü yitiren ve sulara gömülen bir tüy gibi,


Suda kırılmış Halfeti, suya düşmüş sureti,


Bir tür kadar güzel, bir tüy kadar kırılgan…



Mekan ve suyun etkileşimi, zamanın ve suyun mekan üzerindeki etkileri, zaman içerisinde değişen yaşam biçimleri, değişen tabiat, sucul canlıların mekana uyumu, vb. bir çok alt başlıkta incelenebilir bu bakış.



Ancak, en önemlisi, hidroelektrik santrali yapımı sonucunda, insan yerleşimlerinin bulunduğu sahaların suyla kuşatmasıyla ortaya çıkan farklı ve üzücü tablodur.




Halfeti’deki su altı çekimlerinde konuya 4 ana bakış şekli ve konu çevresinde istenilen yönlerde gezinme olanağı mevcuttu. Karada çekim yapan fotoğrafçıların çoğunun bildiği, ancak fiziksel olanaksızlıklar nedeni ile birçok zaman yapamadığı şeyi, su altında gerçekleştirmek çok da zor değildir: konunun çevresinde neredeyse 360° dolanmak ve hemen hemen tüm açılardan konuya bakmak. Su ortamında dalış, birçok çekim alanında, buna fiziksel olarak olanak tanır. Bu nedenle, su seviyesinden bakış (kameranın suya yarı yarıya veya kısmen batık olduğu çekimler), yukarıdan aşağıya bakış, konuyla aynı seviyeden bakış ve aşağıdan yukarıya bakış, dalış sahası izin verdiği sürece, rahatlıkla gerçekleştirilebilir. Bunların da ötesinde, dışarıdan bakılan yapıların içerisinde istenilen herhangi bir konumda ilerlemek mümkündür. Mesela, bir evin salonunun tavanında hapsolmuş hava fotoğrafında, tavandan uçarcasına bir bakış açısı ile çekim yapmak mümkün olmuştur. Fırat’ın suyundaki yeşil renk hakimiyeti, bulanıklık, derinlere inildikçe ve yapıların içerisine girdiğimizde azalan ışık şiddeti, su altında çekimin sıkıntılarına ilave sorunlardı. Su altında flaş kullanımı ise neredeyse olanaksız bu alanda (tekniğine uygun kullanılsa dahi). Balıkların en bol bulunduğu yerlerden birisine, Halfeti mezarlığına, balık fotoğrafı çekimi için daldığımızda sudaki partikül yoğunluğu nedeni ile flaş ışığının geri saçılımı (backscatter) o kadar fazlaydı ki çekimi yarıda bırakmak zorunda kaldım…




Halfeti’de dalarken, su altındaki çeşitli riskleri de göz ardı edemezsiniz. Bu risklere rağmen sakin kalabilmek, dalış güvenliği açısından çok önemliydi. Tüplü dalıştaki dalış zamanlarına ve diğer kurallara uymak, sınırlı hava, vb. belli başlı risklere ilaveten, su altında yer alan ağaçlar, diğer bitkiler, bol miktarda bulunan jilet gibi keskin midyeler, çeşitli yapılar, elektrik direkleri ve telleri, vb. dalış güvenliği bakımından hiç de uygun olmayan, ciddi risk taşıyan alanlar vardı. Daha da kötüsü, suyun bulanık olması nedeni ile görüş mesafesinin kısalığı ve bu tür tehlikelerle bir anda yüzleşmemizdi. Bunların yanı sıra, ani sıcaklık düşüşü, dalışın tatlı su dalışı olması nedeni ile dikkat edilmesi gereken SCUBA dalışa yönelik teknik bazı ayrıntılar, su altında kimi bölgelerde karşılaştığımız akıntıları da saymalıyım. Ayrıca, her an yıkılma tehlikesi bulunan yapılar, özellikle içlerine girdiğimiz anda riski de göze almamız anlamına geliyordu. Kısmen harap olmuş bu yapıların içerisindeki dalış, riskler bakımından batık dalışından çok da farklı değildi. Halfeti’de, Ağustos ayında yapılan dalışlarda, ciddi sıkıntılardan bir tanesi de su üstü ile su altı arasındaki sıcaklık farkıdır. İlk dalışımızda dışarıda 47°C, suyun altında (3-10 m) ise 10-12°C ölçüm yaptık. Sıcaklık derinlere inildikçe daha da düşüyor…



Halfeti’deki dalışlar esnasında, özellikle Halfetili çocuklarla ve gençlerle sohbet ederken, hep şunu gözlemledik: su altına maskeyle veya gözlükle bakan hemen hemen hiçbir Halfetili yoktu çevremizde (zıpkınla balık avcılığı yapan veya dışarıdan dalış için gelen birkaç insanı hariç tutuyorum). Tüple dalanlar da, genellikle boğulan kişilerin cesetlerini çıkartmak üzere gelen polislermiş. Bu durumda, çekilen fotoğrafların, öncelikle Halfeti’de sergilenecek olması, apayrı bir heyecandı bizler, yani DASK ekibi için. Çünkü, Halfeti’de yaşayan eski kuşağın yaşadığı evleri, sulara gömülen yaşantıları ilk defa belgeleyecek ve onlara sunacak, yeni neslin ise hiç görmediği, ancak büyüklerinden işittikleri bir şeyleri onlara gösterecektik…



Eski Halfeti’de yer alan ve yarı yarıya sulara gömülü olan Merkez Camii sergimizin ilk durağı iken, İstanbul’da Yerebatan Sarnıcı ikinci durağımız oldu…



Çekimlerin kamera arkası görüntüleri, anılar ve sergi oluşum süreçleri, Fotoritim’in bir sonraki sayısında sunulacaktır.



Saygılarımızla,

Baybars SAĞLAMTİMUR


Teşekkür

Başta projeyle ilgili öneriyi getiren ve projenin mimarı olan Funda GÖNENDİK (Funda ablam) olmak üzere, her an yanımızda olan ve desteğini esirgemeyen Hakan GÖNENDİK (Hakan ağabeyim)’e, tüm “DASK Su Altından Halfeti Proje” ekibine, projeye başından beri ciddi anlamda destek olan dönemin Şanlıurfa Valisi sayın Nuri Okutan ve Halfeti Kaymakamı sayın İsmail ÇİÇEK’e, proje ekibinde adı yazılı olmadığı halde gönüllü olarak çalışan DASK üyelerine, dalışa teknik ekipman desteği veren, ilk dalışta bana eşlik eden ve ekibimizde yer alan Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gökhan GÖKÇE’ye, dalışlarda eşlik eden öğrencim Oğuzhan Demir’e, Halfeti Proje Ofisi yöneticisi Nihat ÖZDAL’a, göl üstünde elimiz-ayağımız olan ve ulaşımımızı sağlayan tekne kaptanımız Bülent GÖRGÜLÜ’ye ve bizi çok iyi bir şekilde ağırlayan Halfeti halkına, kendi adıma, naçizane teşekkürlerimi sunmak isterim.



Notes of the Photographer (thoughts which underwater awakens)


Diving in Halfeti resembles a journey which is in a different time and different place. Looking at Halfeti from underwater is just like looking at a surrealist painting”¦





Like a feather torn from the wing of a bird, and fallen to the water,


Which has lost its freedom and drown into the water,


Halfeti lies under the water, broken, its silhoutte shines on the water,


As beautiful as a feather, as fragile as a feather.




Interaction of place and water, the effects of time on place, the changing life styles, the changing nature, the adaptation of aquatic organisms and many subtitles are available for this aspect. However, the most important is the aspect which we encounter with as a result of the hydroelectric power plant. In this aspect, we face with a mournful situation as a result of water’s spread to surrounding areas where people live.



There was 4 basic different aspects to consider while photographing underwater; however, it was possible to muse on the topic in many ways except these aspects. There are many viewing angles which all photographes study on land already know but cannnot achive mostly due to physical conditions. These things are not impossible in underwater: 360° travelling around the subject and considering the subject from nearly all angles. Diving in water conditions enables these things in many shooting scenarios. These view angles are: over-under type, looking from top-down, looking the subject in the same level, looking from bottom to up are possible things if diving area is suitable.




Except these, it is possible to move forward in buildings looked from outside. For instance, “The breath and air mixture of the period in the saloon of the house” photo was taken thanks to an aspect like a flight in the ceiling. The dominance of green in Eupharetes’ water, turbudity and the decreasing light level in depth and buildings were the problems encountered in underwater shots. It was nearly impossible to use flash in this field (even though you try to apply it in line with the technique). When we dived in Halfeti cemetery (where there is plent of fish), there were so many backscattering problems that I was not able to complete the shoot.



When you dive in Halfeti, you cannot underestimate some risks. It was important for us to be calm in these conditions as for diving security despite the risks. In addition to obeying the rules of SCUBA diving, limited air and many risks like them, there were many dangerous areas like trees, plants, mussels which were sharp like razor, buildings, electric poles. These areas were not safe for diving security. The worst thing was that visibility range was short; that’s why, we faced with these areas suddenly while diving. Except these things; sudden drops in water temperature, the things to be considered in scuba diving as it is fresh water diving, the streams we encountered in some places are needed to be included. Moreover, the buildings we entered in were about to collapse. We had to be aware of this danger as soon as we entered. Diving in these half collapsed buildings was not a different experience from wreck diving. Another important problem while diving in Halfeti in August was the temperature difference between underwater and above water. In our first diving experience, above water was 47°C while underwater (3-10 m) was 10-12°C. Temperature drops as deep as you dive.



We observed that children and young people in Halfeti did not use underwater mask or glass (except some people fishing with harpoon and people who went Halfeti for diving particularly). Also, people who do SCUBA diving are generally the policemen who go there to find people drowned in the dam.



Because nobody have seen underwater in Halfeti, we (as the society team) were excited when the photos were first exhibited there. The reason was that we presented their lives buried underwater for the first time. At the same, we were about to show young people the things they had never seen but they had always heard”¦



Our first exhibition place was partly flooded Central Mosque in Old Halfeti, while Basilica Cistern was our second exhibition place.



With our best regards,



Baybars SAĞLAMTİMUR




Acknowledgements



I would like to express my special thanks to the proposer of this project Mrs. Funda GÖNENDİK; the supporter and contributor of us Mr. Hakan GÖNENDİK; all DASK Halfeti Underwater project team members; the governor of Şanlıurfa of that period Mr. Nuri OKUTAN; head official of district Mr. İsmail ÇİÇEK, the DASK society members who are not in team list but contributed a lot; Assoc. Prof. Dr. Gökhan GÖKÇE (Çukurova University Faculty of Fisheries) who contibuted to our first diving experience; my MA degree student Oğuzhan DEMİR who accompanied me in my diving experiences; Halfeti Project Office director Mr. Nihat ÖZDAL; the captain of our ship Mr. Bülent Görgülü and to all people living in Halfeti.








Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Su Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından HalfetiSu Altından Halfeti

Su Altından Halfeti” üzerine 13 düşünce

  1. ALİ İHSAN ÖKTEN

    bu çalışma bana farklı bir fotoğraf tadı verdi. teknik zorlukların böylesine ustalıkla üstesinden gelerek fotoğraflar üretmek fotoğraf adına göz bebeklerimi açarken, diğer taraftan bize bırakılan tarihsel mirasların bizler tarafından nereye gönderileceğini ironik olarak açıklıkla gösterilmesi beynimi uyuşturdu. yer üstünde yıkamadığımız eserleri su altına gömüyoruz. tarihsel bir mirası farklı bakış açısı ile bize arkadaşlarımı kutluyorum. tarih, yokedenler tarafından değil, var edenler tarafından yazılır.
    ali ihsan ökten

    Reply
  2. Tuğgül TÜRKOĞLU

    Her insanın en derinlerde kendini bulduğu bazı anlar vardır. Bazılarının ise hiç bulamadığı bazı gerçekleri,yaşanmışlıkları ya da kaybettikleri. Yaşanılan zamana kendine has değerler katarak fotoğrafa aktarılması ancak bu kadar güzel olabilirdi. Önemli olan su altında fotoğraf çekmek değildi, yüzeyde onlarca şeyi görüyorken su altında da var olan bir hayatı ( hala devam eden ) en güzel haliyle izleyebilmekti.

    Çok güzel bir proje, birbirinden güzel fotoğraflar ve fotoğraflara yazılmış güzel betimlemeler. Emeğinize sağlık,yürekten kutluyorum.

    Sevgiler.

    Reply
  3. Levent Yıldız

    Bir belgesel… gizemli bir dünyanın keşfi… müthiş bir düşünce ve başarı ile hayata geçirilmesi… tarihe, bilinmeyene, insana bir yolculuk…. belki de insanın kendi içine bakmasını sağlayan bir yaratım… bunu bize taşıyanları, aktaranları alkışlamak ve tebrik etmek düşüyor sadece… insan dehasına, keşif tutkusuna, azmine ve yaratıcılığına inancımı arttırdı, pekiştirdi…

    Reply
  4. Mehmet Yasa

    Sular altındaki Halfeti'yi görmek, hele hele su üstünde kalan Halfeti'yle birlikte izlemek oldukça etkileyici…
    Tarihin, doğanın, yaşanmışlıkların suya gömülmesinin hikayesi ve dramı fotoğraflarla ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi heralde… Zor koşullara rağmen ustalıkla gerçekleştirilen bu çalışma için başta fotoğrafları çeken Baybars sağlamtimur olmak üzere, projede emeği geçen herkesi tebrik ediyorum… gerçekten harika… buna benzer çalışmalar diğer sular altında kalan kültür miraslarımız için de yapılabilirse eğer, bundan sonra sular altında kalacak olanların kalmaması için bir umut ışığı olur belki…

    Reply
  5. Erkan Özaydın

    İnsanın çevresine etkisini görmek adına emek yoğun çalışmanızdan ötürü tüm ekibinizi kutlarım. Farklı yerden farklı açıdan bakma olanağı verdi. Gelecek kuşaklar için çok kıymetli görseller.

    Reply
  6. Süleyman Dilek

    Sayın Sağlamtimur;
    Fotoğraflarınızdaki ışık,kadraj,kompozisyon ve bakış açısı herşey beni araftaymışım gibi hissettirdi!
    Geçmiş ,günümüz ve çocuklarla gelecek?Tüm fotoğraflar özellikle balık göz lens olanlar bana ayrı alemlerin olduğunu düşündürüyor.Fotoğraflar yine dile gelmiş:)Ellerinize ve emeğinize sağlık…

    Reply
  7. Kazım Zaim

    RESMEDİCİ KABİLİYETİ BU TARİHİ BELDENİN SU ALTINDAKİ ESTETİĞİ İLE BULUŞUNCA SEYRİ HOŞ BİR FOTOĞRAF SERİSİNİ ORTAYA ÇIKARMIŞ.TEBRİKLER RESMEDİCİMİZE.

    Reply
  8. Gözde Toksöz

    Merhabalar;
    Ben Halfeti/Çekem Köyünden Gözde Toksöz;
    öncelikle bizlere yeniden bu heyecanı yaşattığınız için teşekkür ederim. Mezarlıkları görünce, aklıma mezarını orada bırakmak zorunda kaldığımız dedem geldi, camimizi görünce aklıma babamın çocukken içinde dolaştığı munzurluklar yaptığı kesitler belirdi gözümde, evleri görünce kim bilir hangi akrabamızın diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım açıkcası… Hem duygulandım hem de sevindim ama şuan içimde bir yerlerde çok özlediğimi fark ettim. Ceviz ağaçlarının serinliğinde yeşilliklerde oturup akrabalarla, komşularla kısır yoğurup üzerine kömür ateşinde pişen çayla keyif yapmak… Büyüdüğümü fark ettim ve o doğal güzelliklerle dolu yerden uzaklaşıp, köhne şehirde yaşama mecburiyetinin farkına vardım..
    çalışmalar için ellerinize ve emeğinize sağlık diyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum..
    Hayırlı günler

    Reply
  9. B.özge sümer

    gerçekten yitirilmiş duyguları canlandırdınız.. emegi geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. kökeni memleketi halfeti olan bizler yeni nesiller su üzerindeki hayatı biliyoruz bunları yeni yeni görebilme şansı yakalıyoruz çok etkilendik devamını diliyor ve tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz.

    Reply
  10. güliz özkan

    çok iyi düşünülmüş ve çok iyi tasarlanmış bir proje.. hayran kaldım kutluyorum!

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


+ 2 = onbir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>