Ömer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem Keskin




BİR sualtI kaşİfİ


Alİ ETHEM KESKİN




Merhaba FR dostları,



Sizlerle yaklaşık 2 yıl boyunca hem genel olarak fotoğrafçılık üzerine konuştuk, hem sualtında hangi teçhizat ve eğitimle nasıl çekimler yapıldığını paylaştık. Tüm dünyadan ve ülkemizden çekilmiş sualtı kareleriyle renkli ve görsel bir şölen yaşadık. Genel olarak sualtı denince aklımıza deniz ve okyanuslar gelse de tatlı su, göller, ırmaklar ve suyun girebildiği her alan aslında sualtı fotoğrafçılarının atölyesidir.



Bu sayıda sizleri genelde işte bu keşfedilmemiş alanlara dalan, yüksek risk ve adrenalinle birlikte bir o kadar güzellikler keşfeden bir sualtı kaşifi ve duayeni ile tanıştırmak istiyorum: Derin dalış tecrübesi, kılı kırk yaran titizliği ve arkadaş sevgisi ile Ali Ethem Keskin bu sayıdaki konuğumuz.




Ö.Y. Sevgili Ali. Sanıyorum fazlası var, eksiği yoktur yukarıda senin hakkında yazdıklarımın. Yaklaşık 15 senedir arkadaşız ve sualtı camiasının en renkli ve aranılan kişilerinden birisin. Yoğun bir profesyonel iş hayatına rağmen başardın tüm bunları. Nereden geliyor bu enerji ve sualtı sevgisi, bize biraz kendini tanıtır mısın?



A.E.K. Sualtı sevgim bence genetik bir özellik. Sanıyorum dedemden bana miras kalmış. Zira o da benim gibi bir deniz aşığı imiş ve her fırsatta denize koşarmış. Ben kendimi bildim bileli deniz ile hep iç içe oldum, hiç kopmadım. Üniversiteyi denize kıyısı olmayan bir şehirde okudum. Her fırsatta şehir dışındaki göletlere gidip denize olan hasretimi gidermeye çalışıyordum.



Sualtı sevgim ise çocukluğumda Kaptan Cousteau’nun Sessiz Dünya adlı filmini seyrettikten sonra başladı. Ömer Duru isimli bir arkadaşım bana dalarken nasıl kulakların eşitlendiğini gösterdi. Böylece derinlere serbest olarak dalış yapmaya başladım. Üniversiteyi bitirdikten sonra da tüplü dalış hayatım başladı. O günden beri de artan bir ivme ile sürüp gitmekte. Bana hep şu soruyu soruyorlar. “Bunları yapmaya nasıl zaman buluyorsun?” diye. Ben de bu soruya şaşırıyorum. Onlar nasıl zaman bulamıyor diye.



Aslında sanırım yanıt planlamadan geçiyor. Öncelikle kendinize bir hedef belirlemelisiniz.



Ardından bu hedefi ne zaman gerçekleştireceğinize karar vermelisiniz. Son olarak da planladığınız tarihte hedeflediğiniz çalışmayı gerçekleştirmelisiniz.



Ö.Y. Önceleri katıldığım yarışmalarda aldığın ödüllerle tanıdım seni. Sonraları jüri üyelikleri, özel projeler, keşifler… Nasıl gelişti fotoğrafçılık ve dalış yaşamın?



A.E.K. Doğrusunu söylemek gerekirse dalışa başladığım ilk yıllarda iş hayatının gerginliğinden uzaklaşmak için dalış yapıyordum. O zamanlar aktif olarak tenis, rüzgar sörfü gibi sporları da yaptığım içi dalışın fazla bir önceliği yok idi. Bu durum ta ki sevgili arkadaşım Fehmi Şenok’un beni teşvik ederek bir sualtı fotoğraf makinası aldırmasına kadar sürdü. 1992 yılı bu açıdan benim için bir milat sayılabilir. Fehmi’nin katkısı bununla da kalmadı. Beni teşvik etmeye devam ederek Deniz Magazin dergisinde makale ve fotoğraf çalışmalarımın yayınlanmasını sağladı. Böylece yavaş yavaş profesyonel fotoğrafçılık ve belgesel yapımcılığı çalışmalarının ilk adımları atılmış oldu. Geçen zaman içinde Skylife, Sualtı Dünyası gibi dergilerde de yazı ve fotoğraflarım yayınlandı. Sualtı yaşamımda bir başka mihenk taşı da 2001 yılında Atlas Dergisi için çalışmalar yapmaya başlamam olmuştur.



Geçen on bir yıllık süre içinde onlarca heyecanlı projeye imza attım. Hala da bu projeler son hız sürüyor.



Ö.Y. Sualtı fotoğrafçıları arasında tatlı suyu en çok seven sanatçılardan birisin. Denizlerden çok farklı mı göl ve nehirler?



A.E.K. Beni çok meraklı bir kişi olarak tanımlayabilirsiniz. On beş yıl önce başladı tatlı suya olan merakım. İlk olarak Abant Gölü’nde daldım. Gölün dibinden gökyüzüne doğru bakıldığında nilüferlerin olağanüstü görüntüsü beni büyülemişti. Ardından Gökova’da Azmak Deresi’nin berraklığı ve gizemli florası takip etti bunu.



Tatlı sular elbette denizlerden çok farklı. Suyun tatlı olması onu oldukça kırılgan yapıyor.



Tatlı suyu tanımak doğaya daha fazla saygı ve özen göstermenizi sağlıyor. Flora ve faunası da denizlerden çok farklı. Bir defa renk zenginliği açısından denizler daha zengin.



Mercanlar tatlı sularda yaşamıyor. Bunun yanında nilüferler ve diğer tatlı su bitkileri arasında olağanüstü bir yaşam hüküm sürüyor.



Ö.Y. Sanıyorum son dönemde özel ilgi alanın mağaralar. Bize biraz bu farklı projelerinden söz eder misin?



A.E.K. On yıl kadar önce mağaralar ile ilgilenmeye başladım. Üniversite yıllarında mağaracılık yapmış olan arkadaşım Aslan Mutaf’ın desteği ile mağaracılığı öğrendim. ODTÜ-SAT MADAG, Aspeg, Bümad ve Obruk gibi mağara araştırma gruplarında yer aldım. Halen Obruk Mağara Araştırma Grubu ve Bümad derneği bünyesinde mağara araştırma çalışmalarını sürdürüyorum. Genellikle mağara araştırma grupları Türkiye’nin belirli bir bölgesine veya spesifik bir konuya odaklanıp projeler geliştiriyorlar, tek başına dalış yapılamıyor.



Ö.Y. Tatlı su ve mağaralarda dalmak isteyen arkadaşlara tavsiyelerin var mı?



A.E.K. Türkiye’de bulunan tatlı sulara dalış yapmak için öncelikle o bölgenin SIT alanı olup olmadığının araştırılması gerekir. Ne olursa olsun mutlaka yerel otoritelerin yazılı olarak bilgilendirilmesi gerekir. Zira yerel halkın inandığı rivayetlere göre her gölün dibinde en az on ton altın saklıdır. Bu durumda da siz dalış yaptığınızda otomatikman defineci damgasını yersiniz. Bu nedenle dalış öncesi bölgenin kolluk kuvvetleri ile ilişki içinde olmanız gerekir. Denizlere oranla tatlı sular daha bulanıktır. Bu nedenle görüntüleme yapabilmek için öncelikle su kaynaklarının bulunduğu bölgeler seçilmelidir. Bir de genellikle tatlı sular soğuktur. Su yüzeyi ne kadar sıcak olursa olsun birkaç metre derine indiğinizde su sıcaklığı kısa bir süre içinde on derecenin altına düşebilir. Bu nedenle en az 5mm kalınlığında başlıklı dalış elbisesi giyilmesi gerekir.



Mağaralara gelince, öncelikle bir mağara araştırma derneği veya kuruluşuna üye olup mağaracılığı öğrenmek gerekir. Belirli bir seviyeye gelindiğinde de mağara dalış eğitimi almak gerekir. Formal bir mağara dalış eğitimi almadan mağaralarda dalış yapmak ölüme davetiye çıkartmak demektir. Zira mağara dalışları açık deniz dalış ekipmanları ile yapılmaz. Mağara dalışının kendine özgü kuralları ve uygulamaları vardır. Maalesef bazı mağara araştırma grupları bile bunu hiçe sayarak temel mağara dalış eğitimi almadan mağaralarda dalış yaparak hayatlarını riske atıyorlar.



Ö.Y. Filmli kameralardan sonu belli olmayan dijitale geçiş. Nereye gidiyor fotoğrafçılık sanatı, daha mı zevkli?



A.E.K. Fotoğraf çekmeye kimsayal film döneminde başlamış olmam içinde bulunduğumuz sayısal fotoğraf makineleri döneminde benim daha verimli ve etkin fotoğraf çekmemi sağlıyor. Sayısal sistemlere geçiş çıtayı yükseltti. Eskiden yapamadıklarınız bugün nerede ise çocuk oyuncağı gibi oldu. Yüksek asa ile karanlık derinlerdeki batıklar günümüzde artık kolayca görüntülenmeye başladı. Yüksek çözünürlük ise objelerin mikro ayrıntılarını daha yakından çekmemizi sağladı.



Teknolojinin yakında neler sunacağını bilemiyorum. Ancak sanırım beş sene içinde üç boyutlu çekimler yaygın bir hale gelebilir. Bu da bakış açımızı yeni bir boyuta taşıyacaktır. Benim jenerasyonum oldukça durağan bir görüntüleme dönemi yaşadı.



Oysa günümüzde bir fotoğraf çok kısa süre içinde tüketilip unutuluyor. Eskiden ayda iki kez sinemaya gidilirken şimdi günde bir dvd seyrediliyor. Bu daha ne kadar hızlanacak?



Doğa ile ilgili belgeselleri artık altı yaşındaki çocuklar seyrediyor. Onları yetişkin olduklarında neyi seyretmek tatmin edecek? Bilemiyorum ve ben de çok merak ediyorum.



Ö.Y. Yeni projeler var mı, hedeflerin neler?



A.E.K. Yeni projelerim elbette var. En büyük hedefim Türkiye’nin tatlı sularının tamamını görüntüleyebilmek. Kendi bakış açımı yansıtarak ortaya güzel eserler çıkartmak.




Yıllar önce çok zevkli bir geziye ve birçok yarışmaya birlikte katıldığımız Ali Ethem ile umarım yine birlikte bir dalış turuna katılırız. Yurtiçi ve yurtdışında kazandığı ödüller, birbirinden özel projeleri, sualtı camiasına kazandırdığı renkler ve bitmez tükenmez enerjisi için hocamızı kutluyor, başarılarının devamını diliyor ve birbirinden güzel fotoğraflarıyla sizleri baş başa bırakıyorum. Sağlıcakla kalın…



Ömer YOLAÇ





















Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Ömer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem KeskinÖmer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem Keskin

Ömer Yolaç ; Sualtına Yolculuk : Bir Sualtı Kaşifi, Ali Ethem Keskin” üzerine 3 düşünce

  1. Sadettin Aşkın

    Sevgili Ali ve Ömer harika bir söyleşi çıkmış ortaya. Kutlarım. Sevgili Ali Ethem Keskin dostumun gelecekte çok daha önemli işlere imza atacağı kaçınılmaz bir gerçek. Yolun açık olsun arkadaşım…

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


4 + = beş

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>