Mehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı Üzerine




Şimdiye dek gazeteciliğin hangi alanlarında çalıştınız? Fotoğrafı ne zaman ve nasıl öğrendiniz? Foto muhabirlik alanına geçişiniz nasıl oldu? Bunun hikayesini bize anlatır mısınız?



Muhabir ve foto muhabiri olarak çalıştım. Çok klasik olacak ama fotoğrafı hala öğreniyorum. İlk kez elime bir fotoğraf makinesi aldığımda ortaokul ikinci sınıftaydım ve yeni doğan kardeşimin fotoğraflarını çekmiştim. Profesyonel olarak bir kamerayı ise lise birinci sınıftayken kullandım. Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümüne girmem ile fotoğrafla tam anlamıyla tanıştım denilebilir; çünkü daha önceleri film kutularının içindeki değerlere bakıp havanın durumunu kontrol edip öyle fotoğraf çekmeye çalışıyordum. Güneşli havada 125/11 gibi. Foto muhabirliğine geçişim ise sigortalı bir iş sahibi olma isteğim etkili oldu. O dönemde çalıştığım dergide telif usulü ile haber yapıyordum. Foto muhabiri arayan başka bir kurumda sigortalı olarak işe başladım. Fotoğraf konusundaki heyecanım kısa sürede bu yeni işe adapte olmamı sağladı.




Basın fotoğrafçısının hayatı nasıldır? Ne gibi güzel ve zor yanları vardır? Ruh hali ve iş çerçevesi nasıldır?



Foto muhabirleri için hayat; kimi zaman çok heyecanlı, kimi zaman ise çok sakindir. Aslında bu durum; sizin işten ne beklediğinize ve hayata bakış açınıza bağlıdır desem çok daha doğru olacak. Kimisi vardır gündemi hiç takip etmez; fotoğrafının çektiği kişinin ve olayın onun için hiçbir önemi yoktur; kimisi için ise fotoğrafı çekilecek olay ya da kişinin ne olduğunu öğrenmek ve bu şekilde çalışmak temel prensiptir. İşte bu noktada hayata bakışınız önemlidir diye düşünüyorum. Gazetelerin, fotoğrafa bakış açısı da foto muhabirlerinin hayatını etkileyen en temel unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye’deki gazetelerin büyük bir çoğunluğunda foto muhabirliğine bakış açısı şu şekildedir; muhabir işe giderken şefine nereye gittiğini söyler, şefte muhabire ‘yanına bir de fotoğrafçı al’ diye talimat verir.


Foto muhabirleri, kazandıkları küçük paralarla büyük yatırım yapan insanlardır. Çoğunun beli, boynu ağrır ve erken yaşta kamburu çıkar. 5-10 bin dolarlık yatırım yaparlar fakat yıllarca fotoğraf makinesi borcu ödemek için uğraşırlar. Makinenin borcu bittiğinde ise; ‘10 milyon pikselli, bilmem neyi ne olan yeni bir kamera çıktı’ diye yenisi almaya çalışırlar. Her birinin ruh hali bir diğerinden farklıdır. Bu insan gurubun; kimisi benim gibi; sabah Müslüm Gürses dinleyerek güne başlar, öğlen Kırşehirli Çekiç Ali, akşam Ella Fitzgerald, yatarken de Kani Karaca dinler. Türkiye’de pek kıymetleri yoktur ama Amerika’da değerli insanlardır. Geçtiğimiz ay, Aperture Vakfı’nda katıldığım bir toplantıda ünlü Magnumcu Elliot Erwitt’ten imzalı fotoğraf isteyenleri görmem ve kitaplarını imzalatmak isteyen insanların uzun kuyruklar oluşturmasını bu duruma örnek gösterebilirim.




Şimdiye kadar ülkelere çalıştınız?



Irak, İran, Pakistan, Hindistan, Kıbrıs, Sudan, İsrail, Suriye, Bosna-Hersek, Yunanistan, Filistin’de çalıştım; Amerika’da yaşıyorum.



Kamera, fotoğrafçı ile dış dünya arasında bir set mi çekiyor, hem orada hem de orada değilmişçesine çalışıyor basın fotoğrafçıları?



Kamera, fotoğrafçı ile dış dünya diye tanımladığınız olguların arasına kesinlikle bir set çekmiyor. Eğer böyle bir set olsaydı, insanları içine çeken sıra dışı fotoğraflar üretilemezdi. Kimi zaman öyle fotoğraflar görürüz ki; ‘böyle bir an nasıl çekilebilir’ diye düşünürsünüz. İşte, bize bunu şekilde düşündürten fotoğrafların üretilme aşaması hiç de öyle ‘gittim çektim geldim’ şeklinde yaşanmıyor. Sebastião Salgado’un; Etopya’daki fotoğrafları ya da Brezilya’daki maden işçileri çalışmalarına bakmak bu konuda yeterli olacaktır.




Sizce “iyi bir basın fotoğrafı” nedir?



Yaşananları en açık şekliyle anlatan fotoğraftır.



En başarılı çalışmam diyeceğiniz çalışmanız hangisidir?



Ne yazık ki henüz böyle bir çalışmam yok.




Dışarıdan bakınca iç ve dış medya kuruluşları, çalışanları ve fotoğraf üzerinden ne gibi değerlendirmeler yapabilirsiniz?



Fotoğrafa ve foto muhabirine bakışla alakalı bir şeyler demek gerekirse; ABD ve Türkiye farklı dünyadalar. Buna en iyi örnek www.nytimes.com/pages/multimedia sayfası gösterilebilir. Türkiye’deki hiçbir gazetenin, fotoğrafa eklediğim linkteki gibi bir bakış açısı yok; ne yazık ki! Türkiye’nin iyi fotoğrafları seçecek editörlere, iyi fotoğrafları yayınlayacak gazetelere ihtiyacı var. Ve en önemlisi Türkiye’de gazetelerin insan yetiştirmeye ihtiyacı var; yeni fikirleri ortaya koyacak yeni yüzlere ihtiyacı var. Birbirinin kopyası gazetelerden kurtulmaya; kendi gündemi oluşturmaya ihtiyacı var. Köşe başlarını tutmuş statükocu yapılardan kurtulmaya ihtiyacı var.




Bir olayı fotoğraflamak elbette haber olan olayın sürecine göre değişse de bazen çok kısa anlar ve zor koşullar fotoğrafçıyı bağlar… Bu gibi durumlara nasıl hazırlanıyorsunuz veya hazır oluyorsunuz?



Başta da dediğim gibi anlık olmadığı sürece gidilen her olayın yapısı ve neyin olup biteceğini az da olsa tahmin etmek mümkündür çünkü gazetelerde bir gündem vardır ve kimin neyi nasıl takip edeceği bilinir. Mesela 1 Mayıs gösterileri, neyin nerede olacağı hep bellidir. Anlık bir olayın olacağını bekliyorsanız zaten hep uyanıksınızdır, hep tetiktesinizdir. Ama asıl sorun böyle ortamlarda herkes aşağı yukarı birbirine benzer kareler çeker. Bunun sebebi de foto muhabirleri değildir; her gazete, ‘diğer gazete olayı böyle görecektir’ biz de bunu atlamayalım psikolojisini taşıdığı içindir. İster istemez bu mantalitenin sokaktaki temsilcisi foto muhabiri de; akıllıysa bir kendi özeli için çeker; bir de gazetesinin istediği fotoğrafı çeker.




Bize bir basın fotoğrafçısı adayının mutlaka okuması gereken kitaplar tavsiye eder misiniz?



Susan Sontag: Regarding The Pain of Others


Between The Eyes: Essays On Photography And Politics Jonh Berger, David Levi Strauss


David Hurn / Magnum Bill Jay Fotografçı Olmak Üzerine



Kitaplarının faydalı olacağına inanıyorum.




Yanıtlarınızdan medyamızda fotoğraf muhabirlerine daha doğrusu haber sunma şekillerinde çok tutucu ve kuralcı olunduğu izlenimini edindim… Aşılamayan bazı konular ve insanlar olduğu şeklinde… Siz bir medya genel müdürü olsa idiniz yapacağınız değişiklikler neler olurdu?



Fotoğraf açısından soruyorsanız, bir editörlük sisteminin olması şart yani fotoğrafı seçecek iyi yetişmiş biri, en azından birkaç kişi çünkü farklı sayfaların farklı hassasiyetleri var. İnsan yetiştirmek çok önemli, bu anlamda belki de freelance sisteminin daha da geliştirilmesi lazım Türkiye’de serbest olarak gazetecilik yapan foto muhabirlerinin çok güzel işleri var fakat yayınlanacak bir mecraları yok. Yönetici olsaydım multi medya işine çok ciddi yatırımlar yapardım çünkü gazetelerin geleceğinin buna bağlı olduğunu düşünüyorum




Benim dikkatimi çeken bir husus da şu; foto muhabirleri “haberin öyküsü” olarak çalışmalar yapıyorlar (konuyu etraflıca ve hikayesi ile anlatan çalışmalar) ancak günlük gazeteler tek fotoğraf üzerine kurulu”¦



Evet, bu doğru, bazen tek fotoğrafla hikayeyi anlatmak zorundasınız, olayı en iyi ve en vurucu olarak aktaran fotoğrafın peşinde olmak. Bakin New York Times bu işe nasıl bir çare buldu; ana gazetede olayı anlatan tek kareye rağmen web sayfasında daha çok fotoğraf ve hikayenin devamı diyerek okuyucuyu internet sayfasına yöneltiyor. Eğer siz bu konu ile alakadar iseniz hikayenin fotografik kısmına da devam ediyorsunuz. Bunun yanı sıra ana gazete dışında eklerde bir şey çalışıyor ise bunu zaten gazeteye yansıtıyor hatta 10-12 karelik hikayeleri 2 sayfaya yayarak geniş geniş kullanıyor, buna rağmen çekilen hikayenin sesini duymak isteyenlere bile fotoğraflar ve röportaj yine internette diyerek okuyucuyu yönlendiriyor. Siz, Türkiye’deki gazetelerin web anlayışını Çemişkezek’teki korkunç trafik kazasından fotoğraflar şeklinde devam ettirirseniz ve bunu da okuyucu bunu istiyor mazereti ile yaparsanız tek bir adım atamazsınız. Başta da dediğim freelance çalışanlara fırsat vermek gerekiyor.



Bu hafta NYT Dergisinde Paulo Plegrinin 15 sayfalık bir foto röportajı vardı. Paulo NYT’de çalışmayan, dışarıdan bir fotoğrafçı. NYT herhangi kadrolu bir elemanını da gönderip yaptırabilirdi ama yaptırmadı. Bedelini ödeyerek dışarından gelen bir çalışmayı yayınladı. İyi şeylerin gün yüzüne çıkması için ülkemizde de gazetelerin dışarıdan çalışan serbest gazetecilere haklarını vererek destek olması şart.




Foto-röportaj denen olgunun medya araçlarında daha öne çıkarılması, tabii bunların konu olarak içerikli işler için yapılması ve de bunlara yapacak fotoğrafçılara imkan tanınması…, olarak anladım sözlerinizi?



Evet, gazetelerin daha cesur davranması gerekiyor ve mutlaka fotoğrafı seçecek iyi yetişmiş editörlere ihtiyaç var. Freelance çalışanlara daha fazla şans tanınması gerekiyor




Ülkemizde serbest muhabir olgusunun oturması için daha çok zamana ihtiyaç var sanırım? Hem sosyal güvenlik hem de işverenlerin yaklaşımları açısından… ve tabi okurların seçiciliği de önemli? Şu an baktığımızda okur magazin haberi istiyor ve medya da magazin haberi sunuyor. Herkes memnun izlenimi var?



Gazeteler ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla çalışıyor. Okur, magazin istiyor fikrine katılmıyorum. Gazeteler okurun ne istediği ile alakadar değil gibi geliyor bana. Kocaman binalardan aşağıya inmeyen vatandaşın derdini dinlemeyen, olanı biteni kendi istediği gibi yazan gazeteler var. Ben bir okur olarak bilmem ne gazetesindeki ‘Alman Helga Türk erkeklerine bayıldı’ haberini okumak istemiyorum. Ben gerçek haber okumak istiyorum. Yaşanmış anların fotoğrafını genişçe görmek istiyorum.




Medya bağımsız, cesur ve bazı hesaplaşmaların peşine düşmemiş halde değilken fotoğraf muhabirleri ne kadar cesur ve bağımsız kalabilir?



Çok cesur davrananlar kendilerine başka ifade yolları arıyor. Gazetesinde kendini ifade edemeyen, derdini anlatamayan workshoplara katılıyor, internet sitesi kuruyor, yurt dışındaki yayınlar için projeler gerçekleştiriyor. Örnek vermek gerekirse bildiğim o kadar çok insan var ki. Kaliteli foto röportajlar üretiyorlar fakat bunu yayın organında yayınlamak yerine WordPress yarışmasına gönderiyorlar. Sebebi de çalıştığı yerde kıymet verilmemesi.



Bu arada Fotoritim olarak sizin yaptığınız buna iyi bir örnek. Ben inanıyorum ki kısa bir süre sonra medyada çalışan insanlardan pek çok proje teklifi alacaksınız. Çünkü çalışan, üreten, arşivinde dünyalar saklı pek çok insan var fakat bunların hiç biri gün yüzüne çıkamamış durumda.


Kalın hatları olan çıkarlar arasına çalışıyor basın mensupları, bunları aşması zor. Örneğin savaşa giren ülkelerin basını, oradan kahramanlık öyküleri çıkarma peşindedir. Kansız savaşlar izledik medyadan ama bir süre sonra rüzgar değişince bu kez askerlerin yaptıkları işkence fotoğrafları gezmeye başladı ortalıkta. Bu benim aklımda şöyle bir düşünce oluşturdu; her olay her yönden aktarılabilir, siz ne anlatmak isterseniz. Gerçek nedir o zaman?



Herkesin kendi doğruları var ama bir de ortada inandığımız vicdan diye bir kavram var. Fotoğraf ile ciddi şekilde uğraşanlar için ben bu kavramın geçerli olduğunu düşünüyorum. Ortadaki gerçeklik dışında başka bir şey anlatmaya çalışmıyor vicdanı olan fotoğrafla gerçek anlamda ilgilenen insanlar ama dediğiniz gibi herkes görmek istediği gibi görüyor hatta çekilen fotoğraftan bile sizin çekerken düşündüğünüz anlam dışında başka anlamlar bile yükleniyor ama buna engel olma şansınız ne yazık ki yok”¦

Röportaj: Levent YILDIZ

www.mdemirci.com





ABD’nin ilk siyahi lideri olarak dünya tarihine adını yazdıran Barack Obama’nın elde ettiği başarıda; fotoğrafın ne kadar katkısı olduğunu hiç düşündünüz mü? Kampanya süresince çekilen yüz binlerce fotoğrafın, milyonlarca insana; milyarlarca kelime anlattığını fark ettiniz mi? Yağmur altında, deri mont giymiş bir başkan adayının attığı gururlu bir bakışı, fotoğraf karesine dönüştüren ve bu sembol fotoğrafı üreten fotoğrafçının; bu başarıda ki katkısı; artık tartışılmaz bir gerçektir. Vizörün arkasından bakan profesyonel bir gözün; iyi bir kare çekmek için gösterdiği gayreti ve bu gayretin olumlu etkisini; Obama’nın seçim kampanyası boyunca defalarca fark ettim. Dünyanın dört bir tarafından gelmiş binlerce fotoğrafçının, Obama’ın kampanyasını farklı tarzlarıyla belgeye dönüştürdüğünü ve dünyaya bir şeyler anlatmaya çalıştığını hissettim. Japonya’dan Fransa’ya, Güney Afrika’dan Norveç’e; fotoğrafçılar, Obama’nın yemin törenine kadar bu sıra dışı zaman dilimini belgeye dönüştürdü.



Mehmet DEMİRCİ






























Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Mehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı ÜzerineMehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı Üzerine

Mehmet Demirci ile Basın Fotoğrafçılığı Üzerine” üzerine bir düşünce

  1. Latife Demirci

    Cok bilgilendirici bir roportaj. Sanatci bence simdiden bircok basarili is yapmis. Devamini dilerim. Turkiye'nin vizyonu genis insanlara ihtiyaci var.

    Reply
  2. Metin Akman

    Mehmet Demirci gerçekten başarılı ve yetenekli bir fotoğraf sanatçısı. Röportajda güzel olmuş. Başarısının devamını dilerim

    Reply
  3. Cahit Oktay

    Mehmet arkadasim, basarilarinin devamini dilerim, calistigin gazetenin fotograf kalitesinde farki, senden oncesi ve sonrasi olarak ozetleyebilirim…

    Reply
  4. sinan vargı

    foto muhabiri yıllar içinde göre göre pişer. fotoğrafı daha öğreniyorum diyebilmek ve en iyi fotoğrafımı daha çekmedim diyebilmek alçakgönüllülük ister.

    ışığınız ve olayınız bol olsun.

    Reply
  5. Kenan Gürbüz

    Merhabalar, sevgili meslektaşım Mehmet Demirci, Türkiye'de görev yapan foto muhabirlerin yaşadıklarını içten ve samimi bir şekilde anlatmış. Fotoğraflarının her karesinde alın teri ve emek var. Işığın bol olsun ve yolun açık olsun diyorum. Sağlık ve esenlik dileklerimle.

    KenanGürbüz
    Anadolu Ajansı

    Reply
  6. ömer ürer

    ahmet bey kesinlikle hocam diye benimsediğim ve örnek aldığım sevgili kenan gürbüz hocama abime katılıyorum.foto muhabirliğinin zorluk derecesini özetleyen bir yazı teşekkürler paylaştığınız için.

    Ömer Ürer
    Anadolu Ajansı

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


iki × 4 =

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>