Massimiliano Perasso : Odaklanmak



For English: Please Scroll Down and Read the Page ↓




ODAKLANMAK


FOCUSING


Massimiliano Perasso




“Başkalarının belirsizlikleri sonucu oluşan karmaşayı kabullenmek, yeni düşüncelerin doğmasına yardım etmek amacıyla arabuluculuk yapmanın bir yoludur. Bizi ilgilendiren herbir kişi için arzuladığımız, her ne olursa olsun doğru yönü kaybetmemesidir. Kaçımız kendi yolculuğumuzun bilincindeyiz? Gideceğimiz yolu belirleyeceğimize, ümitsizliğimizin farkında olmayı tercih ederiz çünkü er ya da geç, bu yol yön değiştirir ve fark etmeksizin sona erer. Taşkınlık arttığı zaman, derin yoğunluktaki iletişim daha zor olur. Bir zamanlar, bizim için büyük önem taşıyan amaçları kaybetmek, insanlar arasında kaybolmak, başlangıç noktamız olabilir.”



“To lie down on a mass confusion”¨on the uncertainties of the others”¨is a way to find truce, to help the birth of new thoughts.”¨To not lose the right direction”¨whatever happens”¨is what should be wished to each person we care of to ourselves. How many of us are conscious of our own journey?”¨We would rather be aware of our dismay”¨than set which way to go”¨cause sooner or later it will change direction”¨it will end without notice.”¨When frenzy increases”¨it is more difficult to communicate something deep intense”¨Losing what once our cardinal points seemed to be, getting lost amongst the people,”¨is a starting point.”




Günlük hayatı soyutlamalarla düşünsel olarak sunan bir tarzın var”¦ Hem fotoğrafa olan tutkunun öyküsünü hem de bu tarzı seçmendeki içsel etkenleri anlatır mısın?



Fotoğraf çekmeye, 15-16 yaşlarımda, amcam bana ilk fotoğraf makinamı hediye ettiği zaman, iddiasız ve spontan bir şekilde başladım. Yıllar sonra bir tutku, sonra da bir meslek oluncaya kadar bu benim için bir oyun ve eğlenceydi.



Üniversite eğitimim sırasında, ilan tahtasında, doğal fotoğrafçılık konulu bir ders ilanı gördüm ve o günden sonra “Scuola Romana di Fotografia” ya yazılıncaya kadar geçen birkaç yılımı fotoğraf teknikleri üzerinde çalışarak geçirdim. 2009 yılında, beni çok etkileyen annemin vefatı nedeniyle, başa çıkamadığım pek çok dış etkenin kurbanıydım. Fotoğraf, bana tekrar, yegane iletişim aracı ve içe dönüklüğümün çaresi olarak göründü.



Fotoğraf stilim, bir düşünceyi ifade etmemde kelimelerin yetersiz kaldığını fark ettiğim zaman değişti. Artık önemli olan, bir peyzajın ya da bir kişinin birebir temsili değil, fotoğraf edimimin anlamı, yani, o düşünce, o histi.



Fotoğrafçılığım, fiziksel varoluşa rağmen, aslında “uzakta” (yerinde olmama)yı özetler. Gece fotoğrafçılığını, terk edilmiş harabe yerleri, sapkınlıkları ve gün ışığından saklanan her şeyi severim. Tekniği bir kenara koymayan ancak onun yanında kişisel ruh halini ifade etmeye çalışan bir çeşit içgüdüsel fotoğrafçılıktır bu.



Çalışmaların bir iç dünya yolculuğu mu? Orada neler bulmayı ve göstermeyi umuyorsun?



Fotoğraf, benim düşüncelerimi, hayallerimi ve korkularımı temsil eder. Bunları aramak, birine “benzeme”nin, tek amaç olduğu bir dünyada, gerçekçi olmanın her zaman mümkün olmadığı zor bir yoldur. Ben, her ne pahasına olursa olsun, kendimi bulmayı ümit ediyorum. Yanlış anlaşılmaktan korkmuyorum ve hayata kayıtsız şartsız gülenlerin ikiyüzlülüğünden de nefret ediyorum.



Hayat, benim için, söyleyebilmekten mutluluk duyacağım bazı acı gerçekleri saklar. Kelimelerle değil, fotoğraflarla… Kesin gerçeklerle değil, kişisel duygularla ve hayatın içinde, benim gibi kaybolanları fotoğraflamakla”¦



Her şey sürekli değişiyor”¦



Bleary Project başlığı altında sunduğun ve üç parçadan oluşan serilerin var. Bu sayımızda 3. bölümü yani Focusing’i sunuyoruz”¦ Hem bu seriyi hem de diğer serilerinle olan bağlantısından bahseder misin?



2009’da başlayan “Bleary” serisi, günlük yaşamdaki kişisel gelişim sürecini ifade ediyor.



İlk bölüm, kuşku ve belirsizlikten oluşan karanlık bir rotayı, “odak dışı”nı, ele alıyor. Buradaki tek düşünce, şimdiki zamanın “geçmiş” olarak algılandığı, madde ve insanlardan “doğru uzaklık”ın, bulunması.



İkinci işten itibaren, karşılıklı etkileşim modu değişiyor. Daimi acı hissi devam ediyor ve bu da yeni düşünceler için gerekli olan şartları meydana getiriyor.



İnsanlar içinde kaybolmak, belki de bir başlangıç noktası oluyor.



Tüm siyah beyaz fotoğrafların arasında bir çalışman renkli”¦ Hem bunun nedenini hem de fotoğrafların akışını (sıralamasını) oluştururken kullandığın argümanı (seçimini) sormak istiyorum?



Siyah beyazı, zarif ve sezgisel olduğu için seviyorum. Bazen, renkli fotoğraf, gerçek dünyaya gözlerini açmak gibi. Bir an için biz, yalnız olmadığımızı zannediyoruz. Flaş gibi”¦ Kırmızı renk, özellikle, ihtiraslı ve aynı zamanda dramatik. Bu, yolunu aniden kesen ve seni korumasız bırakan bir düşünce.



Fotoğraf seçimi, genel olarak, çok karmaşık ve zaman alan bir iş. Fotoğrafça konuşursak, “güncel” kalmak ve aynı zamanda sentezci olmak gerek. Her projenin sonunda, kendimi, yüzlerce ve yüzlerce fotoğrafla izole eder ve sonra da en anlamlılarını seçerim.



İtalya’da bir sanatçı olmak”¦ Seni şanslı sayabilir miyiz?



Kişisel deneyimlerime göre, birkaç şanslı kişi haricinde, İtalya’da sanatsal bir karmaşa var. Pek çok akıllı ve üstün yetenekli sanatçı, ilerlemek ve seslerini duyurmak için yeni yollar bulmaya zorlanıyor.



Devlet, ülke kültürüne daha fazla destek vermeli, oysa diğer ülkelerde de olduğu gibi, gittikçe bu daha fazla, ekonomik gücü yetenler için elit bir alan olma yolunda. Buna inancım büyük ve ümitliyim; ancak bence bugün İtalyan olmak bir şans değil. Belki bir zamanlar öyleydi.



Tabii ki, ülkemin büyük geçmişini ve biz İtalyanların, geleneksel olarak hala omuzlarda taşıdığı kültürü de göz önünde bulundurmalıyım. Ne olursa olsun, bizim sadece geçmişe değil, geleceğe de bakmamız gerekiyor.



Focusing çalışman karanlığa (belirsizliğe) giden bir yol ile sona eriyor. Bir fotoğraf sanatçısı olarak eserlerinden senin ruh halini, hislerini ve düşüncelerini, yaşama bakış açısını etkileşimli olarak anlamak mümkün. Doğrusu da bu ama kendini çıplak hissetirmiyor mu bu sana?



“Bleary” projesinde, bugün, cevabı olmayan, daimi bir kişisel sorgulama durumu mevcut. Bu, kuşkularıma ve zihnime olan yolculuğumun bir göstergesi. Başkalarının önünde çıplak kalmak gibi bir şey; ancak sadece bu yolla, sanatsal ve entelektüel gelişim olabiliyor.



Hiçbir zaman tüm sorularıma cevap bulamayacağım fakat kişisel sorgulamam devam ettiği sürece yaşamım anlam kazanacak. Ben, duygularımı paylaşıyor ve beni başka yerlere götürecek yeni sorular ediniyorum.



İleriki dönemlerde anlatım dilini daha da sertleştirmeyi düşünüyor musun? Bu projelerin bundan sonra nasıl devam edecek, neler planlıyorsun?



Benim fotoğraf dilim, acılarımın gücünden türüyor. Tahminimce görevim, ruh halim ve kendimi ifade ediş biçimim arasındaki doğru dengeyi bulmak. Büyük bir olasılıkla karşılaşacağım problemler gittikçe artan güçlükte olacak fakat ben gelecek işlerim hakkında konuşmam. Spontan olmak ve akıntıyla sürüklenmek: işte yapmaya çalıştığım şey bu.



Röportaj (interview by) : Levent YILDIZ


Çeviri (translated by) : Zeynep Pınar ÜNAL




You have a style that presents everyday life as abstractions intellectually… Could you tell both the story of your photography passion and the internal factors of choosing this style?



I started taking pictures, without any great pretensions and with spontaneity, at the age of 15-16 years old when my uncle gave me my first film camera. It was a game, a fun that only after many years became a passion and then a job.



During my university studies I read an advertisement on a bulletin board about a course in naturalistic photography, and from that day I passed several years studying photographic techniques before I decided to enroll at the “Scuola Romana di Fotografia” (address: reportage). In 2009, the death of my mother still weighed on me, I was a victim of so many external factors that I was unable to govern. The photograph appeared again in my eyes as the only tool for communication and compatible with my being “introverted”.



My photographic style changed when I could understand that it was important for me to communicate a thought that words could not share. It was no longer important to represent the equivalent of a landscape or a person but the meaning of my act of photography. The thought, the emotion.



My style of photography resumes in fact my “to be distant” (out of place) although physically participating. I love nocturnal photography, abandoned and ruined places, perversions and all that is hidden from the light of day. It’s a kind of instinctive photography that doesn’t put aside the technique, but next to it trying to transmit a very personal mood.



Are your works a journey to the inner world? What do you hope to find and to show there?



The photography represents my thoughts, my fantasies and fears. The search of themselves in a world that only aims to “look like” someone is an hard route in which is not always possible to be rational. I hope to find myself just whatever it costs. I’m not afraid of being misunderstood and I hate the hypocrisy of those who laugh at the life unconditionally.



For me the life has reserved some hard truths that I would love to be able to tell. Not with words but with pictures. Not with facts but with personal emotions and photographing those who, like me, feel engulfed by life.


Everything is constantly changing.



There are 3 part of series you present under the name of Bleary Project. We present the third, Focusing, part in our this issue… Tell me about botht this series and the connection with your other series?



The series “Bleary” starts in 2009. It represents a path of personal growth through the life of everyday.



The first chapter takes on a dark route “out of focus” made of doubts and uncertainties where the only thought is to find the “right distance” from things and people. where the present is perceived as a “past”.



From the second work changes the mode of interaction with the present. The feeling of constant agony continues, but it also creates the conditions for new considerations.



Getting lost among the people is, perhaps, a starting point.



You have all black and white photographs but the only one is coloured … I would like to ask the reason and the selection of the photographs while you are ranking?



I love the B&W, for its elegance and its immediacy. Sometimes a color photo is like opening the eyes to the real world. It’s like to realize for a moment we are not alone. It’s like a flash. The red color in particular is passional and dramatic at the same time. It’s a thought that suddenly blocks the road and disarms you.



The overall photographic selection it is a very complex (and time consuming) work. Photographically speaking you need to stay “on topic” and be synthetic in the same time. At the end of each project I isolate myself in front of hundreds and hundreds of shots and then choose the most significant.



To be an artist in Italy, Can we consider you as lucky?



From personal experience in Italy there is a great artistic confusion.



Except of a few lucky men … There are great minds and artists of great caliber forced to move or to invent a way to be heard.



The state should give more support to the culture of our country but, like happens in other countries too, is increasingly becoming an elite area for those who can afford it (economically). I have great faith and hope, but today, I think it’s not a fortune to be Italian. Perhaps it once was.



Certainly I’ve to consider the great past of my country and some cultural aspects that traditionally we (Italians) still carry on our shoulders. In any case we should look to the future, not only to the past.



Your Focusing work has an ending with a way to darkness (uncertainty). It is possible to understand your mood, emotions, thoughts and point of view to life as a photographer. Indeed, That is correct but also does it also make you feel naked?



In the project “Bleary” there is a constant personal research that, today, founds no answers. It simply represents my journey into doubts and in my mind. It’s certainly like to get naked in front of others but it is only in this way that It’s possible an artistic and intellectual growth.



I’ll never find an answer to all my questions but my life will have a sense until I’ll continue personal research. I share my emotions and get new questions that can take me anywhere else.



Do you think to harden your language of expression in further periods? How these projects will continue after that, what are you planning?



My photographic language derives from the strength of my pains. I think it will be my duty to find the right balance between my mood and my way of expressing myself. It ‘s very probable that the issues that I’ll face will be increasingly hard but I wouldn’t express about my future works. Be spontaneous and drifted by the current: this is what I try to do.





































Massimiliano PERASSO Hakkında



Massimiliano Perasso 1980 yılında Cenova’da (İtalya) doğdu. Roma’daki La Sapienza Üniversitesi’nde mühendislik okuduktan sonra kendini fotoğrafçılığa adadı. 2009 yılında Roma’daki Scuola Romana di Fotografia‘dan mezun oldu. Genel olarak kişisel ve iç dünyayı irdelemeye yönelik röportajlara odaklandı.




About Massimiliano PERASSO



Massimiliano Perasso was born in Genova (Italy) in 1980. After studying engineering at La Sapienza university in Roma he decides to dedicate himself to photography . In 2009 he graduated from the Scuola Romana di Fotografia in Rome. He is focused mainly in personal and introspective reportages.



www.massimilianoperasso.it






Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Massimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : OdaklanmakMassimiliano Perasso : Odaklanmak

Massimiliano Perasso : Odaklanmak” üzerine 2 düşünce

  1. Mehmet Uçkun

    Yaşama ve onun olşuturduğu denge ve/veya dengesizliklere karşı savrulma durumundan kurtulup kendini ifade edebilmeyi göze almanın insan ruhunda yarattığı vaz geçişlerin sorumluluğunu yüklenmek yaşamı ve yaptığın işi hizmetine sokar. Benim gördüğüm fotoğraflar işin peşinden koşuyor, fotoları yapan işin peşinden koşmuyor. Tebrikler…

    Reply
  2. Devrim Kaypak

    Kaygı, acı balamışsa varoluş sıkıntısı da başlamış demektir. Süreç içerisinde normal gidişattan sıkıntı duyulması ve bunun düşünceden çıkarak somutlaşmaya başlaması değişimin habercisidir. bu bağlamada fotoğrafla bu süreci oldukca etkileyici bir şekilde anlatmış…

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


9 + = on

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>