İZ Dergisi


UMUT SÜLÜN İLE İZ DERGİSİ ÜZERİNE


İz Dergisi’nin ismini nasıl koydunuz?


İz projesi Fotografevi’nin gündeminde uzun bir süredir vardı ve başlarda farklı isimlerde ilerledi hatta iki dergi olarak ilerliyordu ve ismi de iki dergi için göndermeli isimlerdi. Ama şimdi bu isimleri paylaşamayacağım belki ileride bu mantıkta bir şeyler yapabiliriz. Sonrasında İz’in nasıl bir dergi olacağı netleşince aklımıza gelen ilk isimdi, daha önce Fotografevi “fotografla iz bırak” olarak bir slogan da kullanıyordu zaten.



Magnum Photos’un Türkiye temsilcisi olarak Fotografevi ne gibi konularda rol oynayacak, bu temsilciliğin kapsamı ve faaliyetleri neler olacak ülkemizde ?



Öncelikle Magnum’un Türkiye’de daha fazla tanınması için çaba sarf edeceğiz, yani fotografın içinde olanların dışında da birçok kişinin Magnum’u ve onun hikayelerini tanımasını istiyoruz. Sonrasında dergilere gazetelere Magnum fotograflarını ya da röportajlarını satmayı ve yayınlanmasını sağlamaya calışacağız. Bunun dışında Magnum’un son dönemde yaptığı “in motion” hareketli görüntüler ve Berlin Film Festivali için hazırlanan ve İstanbul Modern’de de geçen haftalarda gösterimi yapılan Magnum fotografçılarının cektiği ya da onlar hakkında yapılan tüm filmlerin de yayınlanması için çaba sarf edeceğiz, magnum fotografçılarının kitaplarının tanıtımını da yapacağız yani Magnum fotografçıların ürettiği her türlü şeyi yaymak için uğraşacağız.



İz Dergisi’nin tirajı nedir?

Dergimiz 12.000 adet basılıyor, iade adetleri ise 600-800 arasında değişiyor. Basılan 6.000 adet ise bir ilaç firması sponsorluğu ile doktorlara gidiyor. Bunlara ilaveten dergiye abonelikler de var. Genellikle Fotografevi’nin mail adresi üzerinden gelen bu tür taleplere abonelik formumuzu gönderiyoruz. Hem dergi içerisinde de abonelik formumuz var. Abonelik güzel bir sistem olmasına karşın, ne yazık ki ülkemizde bu alışkanlık yok, bunun da sebepleri dediğim gibi alışkanlık olmaması ve/veya daha evvelki tecrübelerinin onları abone olmamaya itmesi. Çünkü bizi alan insanların çoğu bu dergiyi saklıyorlar, okuyup atmadıkları ve koleksiyon amaçlı da aldıkları için bu dergiye zarar gelmesini istemiyorlar. En büyük problemleri de bu belki de; kargoda zarar görmesi, eline geçmemesi gibi ”¦



Buna o kadar dikkat edenler var ki, direkt olarak Fotografevi’ne gelip dergilerini alıyorlar. Bir kitap gibi görüyorlar, saklanması gereken. Bunu bir nebze aşıp, aboneliğe alıştırmak için karton kutu içinde çıkartmayı de düşündük ama maliyetleri olabildiğince kısmak ve kaliteyi de olabildiğince yüksek tutmak zorunda olduğumuzdan, gerçekleştiremedik. Amacımız; insanların bu dergiyi alması o açıdan derginin satış rakamına dikkat etmek zorundayız.



İlk sayımız Ocak 2006’ da çıktı. Ne yazık ki ilk sayımız tükendi hatta çıktığında zaten 1,5-2 ay içinde tükenmişti. Diğer sayılarımızı ise temin etmek mümkün. Dergi 170 gr kuşe kağıda basılıyor ve ilk sayımız ile uluslararası bir yarışmada bronz madalya aldık.



İz Dergisi’nin fotoğraf sanatı ile ilgili amaçlarını ve hedeflerini anlatır mısınız?


Fotoğrafçı olarak bizlerin hayatının merkezine koyduğu fotoğrafçılar var. Bu insanları fotoğrafla ilgilenen Türk insanın takip etmesi, izlemesi zor. Tek yol var, yurt dışından kitaplarını, albümlerini getirmek. Biz bu evreleri yaşadık, fotoğraf ile ilgilendiğimiz ilk günlerden beri. Ne yapıp ne edip bunları temin edebilmek, görmek, öğrenmek için para ayırıyorduk. Bu fotoğraflara bakmamız gerektiğine inanıyorduk, çünkü. Öğrenmenin en önemli yollarından biri buydu. Ve İz dergisi için yola çıkarken de aklımızda olan düşünce bu idi. O insanların fotoğraflarını göremeyen, albümlerini alamayan ancak bunlara internet üzerinden bakan okurlara bunları sunmak. İnternet üzerinden bakmak belki bir çözüm ama çok zahmetli ve kısıtlı. Bir dergi içerisinde de bakmak gibi değil.



Türkiye’de bir fotoğraf kitaplığı yok. Balıkesir’de bir örnek var ama bu örnekleri çoğaltmak şart. Öte yandan da kütüphaneye gitmek, bir kitabın peşine düşmek alışkanlığı da yok. Bu nedenle dergiyi albüm kalitesinde basmak istedik. Fotoğraflara böyle bir dergi ile ulaşan insanda işleyeceğine inandığımız süreç o insanın bir süre sonra fotoğraf albümü alma isteğinin ortaya çıkması. Bir fotoğrafçının kütüphanesinde ilgi duyduğu alanla ilgili mutlaka baş yapıtlar olmalı. Bu açıkları bu dergi ile kapamak istedik. Türkiye’de çoğu insan , Henri Cartier-Bresson albümü satın alamayabilirdi ama İz dergisinde 15 sayfa bu fotoğrafçıya ait fotoğraflarını görebildi. Fotoğrafa başlayan yabancı insanların gördüğü, baktığı fotoğrafları biz göremiyoruz ülkemizde, ancak belli bir zümre bunu yapabiliyor, bırakın yabancıları Türk Fotoğrafçılarının bile çalışmalarını göremiyorlar.



Olabildiğince, çalışmaları belli bir konudaki belgesel olarak almaya çalışıyoruz ama bazı kişilerin de portfolyosunu yayınlıyoruz. Bazen de iki foto-röportajı bir arada sunuyoruz. Bunların hepsi farklı neticeler ve faydalar sağlıyor, bazısında fotoğrafçı hakkında genel bir bilgi alıyorsun, bazısında farklı konulardaki çalışmalarını görüyorsun, bazen de bir konuyu işleyiş tarzını görüyorsun. Bu sunumlarda katı bir kuralımız yok. Gaye merak uyandırmak, göstermek, eğer ilgini çekti ve o fotoğrafçının çalışmaları seni etkiledi ise bir araştırma yap diğer çalışmalarına ulaş. Tabii bunda da bu şekilde gösterdik böyle etkilenmesi lazım bakan kişinin demesi de zor, Capa’dan bir portfolyo yayınladık öte yandan da Salgado’dan bir belgesel çalışma yayınladık. İster tek tek sunalım isterse seri olarak, tüm fotoğraflar belli bir çalışmaya bağlanan fotoğraflardır. Tek fotoğraf olarak gözükebilir size ya da belli sebeplerle bulunduğu çalışma içinden öne çıkmış ve ikon olmuş bir fotoğrafta olabilir, ama bu her örnek o fotoğrafçının uzun sürelerle çalıştığı bir projenin içinden alınmış bir fotoğraftır. Buradaki amaç bir gönderme yapabilmektir bazende.



Önümüzdeki sayılarda şunu yapacağız; derginin en son sayfalarını o sayımızda çalışmalarını sunduğumuz fotoğrafçıları tanıtmak için ayıracağız. Yani bu sayıda kaç fotoğrafçı var ise , son sayfalarda o fotoğrafçıların kısa özgeçmişleri ve önemli projeleri gibi. Böylece demek istediğimiz; biz bu fotoğrafçının bu çalışmasını yayınladık ama bu çalışmaları da var. Böylece diğerlerine de merak edip ulaşmak isteyenlere referans ileteceğiz. Bunları son sayfalarda sunma sebebimiz ise, kişinin hayatını okuyup ondan sonra fotoğraflarına bakılmasın, önce hikayeye bakılsın istiyoruz. Çok büyük adammış gözlüğü ile fotoğraflara bakılmasın. Biyografi ikinci planda kalmalı, belki de o kişinin zayıf bir biyografisi olabilir ve ilk işidir bu. Farklı duygular yaratarak fotoğraf göstermek istemiyoruz. Mevcut sayılarımızda fotoğrafçılar ile ilgili koyduğumuz tek bilgi, o kişiye nasıl ulaşılacağı bir web sitesi adresi. Dergiyi alanların çoğunun interneti var, bu olanağa sahipler. Yani ben bu fotoğrafçıdan çok etkilendim diyen bir okur internet ile en fazla 10 dakika sonrası fotoğrafçıya ait tüm bilgilere ulaşabilir. Tek problem yabancı dil veya kötü tercümelerle karşılaşma durumudur. Bu kısa bilgileri ileride sunmak istememizin bir diğer gayesi de bu.




9.Sayı – Halsman “Portreler”





Dergide konuların sunulmasında, fotoğraf seçimlerinde nasıl karar alınıyor?


Derginin Ara Güler, Hasan Şenyüksel ve benden oluşan omurgası ile portfolyolar, hangi fotoğrafların hangi ebatlarda ve hangi sırada konulacağına karar veriliyor. Bizim en önemli özelliğimiz dışarıya, görüş ve önerilere çok açık olmamız. Tabii bazı doğrular var , bunları yeniden keşfetmiş gibi ortaya çıkmanın alemi yok. Bunları da uygulamak gerekiyor. Dergi tasarımımızın tüm hedefi fotoğrafı öne çıkarmak. Fotoğrafı bastıracak her ögeden kaçınıyoruz. Fotoğrafların altına verdiğimiz hafif gri tonu, alt yazıların küçüklüğünü hepsini düşünüyoruz, leke olarak fotoğrafın önüne geçecek birçok şeyi minimalize ederek, fotoğrafı mümkün olduğunda ferah ve yaygın kullanmaya çalışıyoruz. Bir de yayınladığımız fotoğraflar fotoğrafçının çalışması içinde yıllardan beri öne çıkmış, simge olmuş, daha evvelden albümlerde kitaplarda yayınlanmış fotoğraflar. Bizim daha evvelden bunlara bakmış olma şansımız var. O hikayeyi hangi fotoğraflar daha iyi anlatmış, o fotoğrafçı için önemli fotoğraflar neler, etki, yoğunluk hangi fotoğraflar ile oluşmuş, tüm bunların hepsi yıllardır yayınlanarak ortaya çıkmış şeyler. O açıdan seçimlerde çok zorlanmıyoruz. Mesela bu sayımızda David Seymour’ dan ilk koyduğumuz fotoğraf (savaşçı kadın), bu fotoğrafı görünce mutlaka hatırlıyorsunuz. Öne çıkmış ve daha evvelden en önemli yerlerde yayınlanmış bir çalışma.




9.Sayı – D. Seymour “Savaşçı Kadın”

Tabii fotoğrafları da koyarken sayfa açma yönündeki fotoğrafların, yan yana gelen fotoğrafların, aynı sayfada yer alan fotoğrafların dengesi gibi şeylere bakıyoruz. Bazen farklı görüşlerimiz olsa da birbirimizi ikna edebiliyoruz. Neticede farklı kişileriz ve bir önerimiz var ise altını dolduracak nedenlerimiz de olmalı. Ara Güler’in de tecrübesi bu aşamalarda bizim için çok önemli.



Türk fotoğrafçılarını İZ Dergisi’nde daha fazla göremiyecek miyiz?


Sadece yabancı fotoğrafçıları yayınlamıyoruz, ülkemizde de çok önemli fotoğrafçılar var, olabildiğince bunları da yayınlamaya çalışıyoruz. Ve yayınlamaya da devam edeceğiz. Ancak şöyle de düşünmek lazım, Türkiye Dünya’daki tüm ülkelerden bir tanesi. Yayınlama olarak şu kadar yabancı şu kadar Türk diye bir oranımız yok. Zaten biz Türkiye Fotoğraf literatürünü tanıtma amaçlı bir yayın değiliz, bu aşamada dünya fotoğrafçılığını tanıtıyoruz. Bu açıdan dünya fotoğraf literatürü ağırlığı dergide daha fazladır. Şu an geldiğimiz noktada buralardan belli başlı fotoğrafçıları sunduk, mozaik biraz tamamlanmaya başladı ve sıra ülkemizden fotoğrafçılar daha ağırlıklı sunmaya doğru geliyor. Fotoğraf ustaları yanı sıra genç fotoğrafçıları sunmak istiyoruz. Genç İz vasıtası ile gençlerin çalışmalarını da yayınlayacağız, burada her ne kadar yaş sınırı koymamış olsakta çok yaşlı birinin de gelip size proje ürettim diyeceğini ummuyoruz doğrusu. Tek isteğimiz bir bütünlük olması. Bu süreç içinde sergilerini açacağız, dergide yayınlayacağız. Bakın dünyada bunlar olmuş diye göstermemizin sebebi de bu, ülkemizdeki gençlerin algılarını ve ufuklarını açabilmek, üretmeye teşvik etmek.




9. Sayı – Rodger “Afrika Fotoğrafları”

Bize dışarıdan soruluyor, ülkenizde fotoğrafçılar neler üretiyorlar, belgeselleri neler ? Buna tam anlamıyla cevap veremiyoruz, bir kısım insan çalışmalarını dışarıya açmıyor. Görmek istiyoruz neler yapılıyor, tek fotoğraflar paylaşılıyor ama bu yeterli değil, projelerin paylaşılmasını istiyoruz. Bu çalışmaları dosyalardan çıkarmak istiyoruz. Bize yurtdışından çok fazla proje geliyor, yabancıların özgüveni daha fazla, ülkemizden bize bu şekilde gelmiyor ne yazık ki.





İZ dergisinin , ilk sayısı tükendi dediniz, hem bu sayıyı bulamayanlar için hem de yeni okurlar için İZ dergisini cilt olarak basmayı düşünüyor musunuz ?



Aslında bu uzun süredir düşündüğümüz bir şey ama bu dediğiniz koleksiyoncular için anlamı olan bir şey. Ama bizde algılanan bir ciltte 10 dergi varsa bu koleksiyonun 10 x 9 YTL yani 90 ytl ya da maksimum 100 ytl ye satılması gibi bir anlayış var. Ama koleksiyonculuk böyle bir şey değil, özel bir şekilde sunulacak böyle bir toplam daha maliyetli bir şey ve bunu karşılayacak bir koleksiyoncu toplamı olduğunu düşünmüyoruz. O açıdan buna yatırım yapacak durumumuz yok, kaldı ki satılacağını bilsekte böyle bir bütçemiz yok. Aslında ilk sayıyı tekrar basmak gibi de ayrıca bir düşüncemiz var ama düşünceden ibaret. Çünkü İz’in maliyeti çok yüksek ve buna ayıracak bir bütcemiz yok. Belki bir sponsor ile ilk sayıyı tekrar basabiliriz. Ya da dediğiniz gibi bir cilt yaptırabiliriz.






İZ DERGİSİ HAKKINDA


“Bu dergi çok yakın bir geçmişte sadece bir hayaldi. Ama yıllarca beslenmiş, peşine düşülmüş, izlenmiş bir hayal. Fotografla İZ bırakma hayali.”


Bu sözlerle başladık 2006 Ocak yayında yayın hayatımıza. Bugün İz 1. yılını geride bırakarak 9. sayısını yayınladı.


İz, bu bir yıl içinde hem dünyadan seçkin fotografçıların foto röportajları ve sanatsal portfolyolarına, hem de Türkiye’den fotografçıların çalışmalarına yer verdi. İz, fotografın kendi anlatım gücünü önemseyip yazıdan çok fotografı öne çıkararak okuyucusuyla doğrudan bir iletişim kurmaya gayret etti.


9.Sayı – Erich Lessing “Budapeşte 1956 Ayaklanma”


İz projesi ortaya çıktığında; dünyanın çeşitli fotograf kuruluşlarının ve ünlü fotografçıların desteğini aldı. İz’in ilk sayısından itibaren bu denli sevilmesinde ve ilgi görmesinde en önemli katkı; İz’i destekleyen, fotograflarını ve röportajlarını esirgemeyen fotografçılardan ve Magnum Photos başta olmak üzere birçok fotograf ajansından geldi.


İlk sayımızdan itibaren bu derginin fotograf alanında bir boşluğa oturacağı ve bu alanı doldurmak gibi bir misyonu olduğuyla yola çıktık. Geldiğimiz nokta bu öngörümüzün haklılığını her geçen gün daha fazla göstermektedir. İz’in bundan önceki sayılarıyla ulaştığımız kitle, görsel tarihimizi oluşturan fotograf projelerine olan ilginin tahminimizden fazla olduğunu gösterdi. İz; bir fotograf geleneğini yaymaya ve temsil etmeye çabalıyor. Bu geleneğin fazlasıyla ilgi görmesi fotografın gelişimi adına çok önemli.


9.Sayı – Leonard Freed “Martin Luther King”


İlk sayımızdan itibaren usta fotografçıların dünyalarına konuk olduk ve onların objektifinden başka dünyalara yolculuk yaptık. Bugüne kadar İz’de fotografları yayınlanan tüm fotografçılar bir anlatım dili kullanıyorlardı, bu dil fotografın ortak diliydi. Bu sebeple bize fazla söz kalmıyordu.


Bir yıllık yayın hayatımızın içine bir de ödül sığdırdık. “Sappi European Printers of the Year” yarışmasında yüksek baskı kalitemiz otoriteler tarafından da onaylandı ve “Bronz Madalya”ya değer görüldük.










İZ’İN İLK SAYISINDAN BUGÜNE AKTARILANLAR


*Fotografa yön veren ve aynı zamanda dünyanın en usta fotografçılarından biri Henri Cartier-Bresson,


* Dünyaca ünlü çalışması “Meksika Sınırı” ile Alex Webb,


* Amerika’da bir kas ab anın hikayesini bize yansıtan “Kömür Boşluğu” röportajı ile Ken Light,


* Afrika’nın başka bir yüzünü bize yansıtan “Yeryüzünde” çalışması ile Nick Brandt,


* “Londra Metrosu”nda bize bir yolculuk yaptıran Tolga Çebi,


* 1960′ların İtalya’sına göz atmamızı sağlayan “İtalyanlar” röportajı ile Bruno Barbey,


* Afrika’nın başka bir kösesinde süren hayatlara konuk olduğumuz “Çamur Kulübesinden Notlar” röportajı ile Ami Vitale,


* Deneysel fotograf örnekleri ile Sadık Demiröz,


*Otoportresi ile Alp Sime,


* “Köy Doktoru” ve “Ebe” röportajlarından bir seçki ile W. Eugene Smith,


* Balkanların “tanrısız çocukları”yla bizleri tanıştıran Nikos Economopoulos,


* Kuştepe Romanlarının günlük hayatına bizi konuk eden “çingene bizzat bahardır” diyen Kutup Dalgakıran,


*Edirne Romanlarını bize yansıtan Kulaksız,


* Tayland’ın deniz çingeneleri Mokenlere konuk olduğumuz röportajı ile Andrew Testa,


*Genç dansçılara yönelik dünyanın en prestijli bale yarışmasının heyecanını bize taşıyan Vanessa Winship,


* Manzara fotografçılığına yeni bir soluk getiren portfolyosu ile Michael Kenna,




* Yaratıcı karanlık odasından seçkiler ile Jerry Uelsmann,


* 2. Dünya Savaşı ve İspanya İç Savaşı yıllarına dair belleklere kazınmış fotografları ile Robert Capa,


*Bombaların ve mayınların bedelini ödeyenlerin kimler olduğunu bize gösteren fotografları ile Sean Sutton,


* İstanbul’daki sokak çocuklarının yaşamına konuk olduğumuz röportajı ile Coşkun Aşar,


* Türkiye’deki sanayileşmenin en terli sürecini aktaran Gülnur Sözmen,


* Mali’de her sene ritüel havasında yapılan Djenne’nin kerpiç camisini çamur sıvama bayramına konuk olduğumuz fotografları ile Christien Jaspars,


* Atların heybetli ve muhteşem görünüşlerinin ardındaki kırılgan, narin ve duygusal dünyaları bize aktaran Tony Stromberg,


* Dünyanın en vahşi kurallarının geçerli olduğu Palio at yarışlarından kareler ile Francesco Cito,


* Duru ve yalın perspektif kullanımıyla oluşturduğu fotografları ile Manfred Kriegelstein,


* Fotograf tarihinin en önemli kadın fotografçılarından İnge Morath,


* Samimi ve etkileyici fotografları ile Martine Franck,


* Kaybolan zanaatları bize tanıtan portfolyosu ile Erdal Yazıcı,


* Sırbistan’a göz attığımız fotograflar ile George Georgeou,


* Küçük ve gizli olan dünyanın fotografları ile Reinhart Mlineritsch,


* Aids hastalarını konu alan “Rüzgara Fısıldanan Sözler” serisi ile Kerim Bora,


* Kavramsal çalışması “Benim Gerçeğim” ile Saygun Dura,


* St. Petersburg ve Rusya’nın başka yüzüne bizi konuk eden Sasha Demenkova,


* Gördüğünü bizlerle paylaşarak, bizi dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyan Marc Riboud,


* İkinci Dünya Savaşı sonrasında fotografladığı Almanlar röportajı ile Rene Burri,


* Moda dünyasının devlerinden birini, Yves Saint Laurent’i bize tanıtan Alexandra Boulat,


* Fidel Castro ve onun önderliğinde b ugün 47. yılını geride bırakan Küba Devrimi’nin bir portresini bizlere çizen Burt Glinn,


* Haiti’de ulusal dini ve kültürü oluşturan Voodoo Ritüelleri ile Cristina Garcia Rodero,


* Paraguay’daki tek kamusal psikiyatrik tesis olan Nöro-Psikiyatrik Hastanesi’ndeki hastaları fotograflayan Eugene Richards,


* Yenilikçi tarzıyla fotografın sınırlarını resime ve sinemaya doğru genişleten Şahin Kaygun,



* Magmun Photos’un ilk kadın fotografçısı Eve Arnold,


* Kendilerini toplumdan neredeyse tamamen soyutlayarak koloniler halinde yaşayan Anglikan kilisesi dışındaki Eski Koloni Menonitleri bize tanıtan Larry Towell,


* Kişisel bir günlük çalışması gibi sunduğu Dream/ Life ile Trent Parke,


* Bizi Türkiye’nin farklı bölgelerind ek i sokaklarla buluşturan Djan Seylan,


* Franko döneminden demokrasinin ilk yıllarına kadar uzanan geçiş dönemini anlatan Paco Elvira,


* Bizleri tarihin farklı aktığı coğrafyalara götüren Steve McCurry,


* Zamansız, yersiz ve toplumsuz fotograflarıyla Abdullah İçdağ,


* Werner Bischof , “sessiz ve sakin” fotograflarıyla bize bir şeyler fısıldadı,


* Sebastião Salgado, Serra Pelada madenlerindeki bu adamların nasıl “altın hayalinin kölesi” olduklarını gösterdi,


* Sabit Kalfagil bize Haliç ve çevresindeki günlük yaşamın akışını aktardı,


* Kanjo Také; yüzyıllar öncesinden bugüne gelmiş Japon çizgi sanatı Manga’yı fotograflarında canlandırdı,


* Georg Gerster, zamanın karşı konulmaz değiştirme gücüne direnerek ayakta kalan önemli yapıtları gökyüzünden seyrettirdi,


* Yusuf Darıyerli, kurulduğu yerin olağan akışını bozan, ticaret ile eğlencenin güzel bir şekilde yanyana geldiği panayırlara götürdü,


* Farm Security Administration” (Tarım Güvenlik İdaresi) ya da bilinen adıyla FSA ile 1930′ların Amerika’sına göz attık,


* Philip Jones Griffiths’in “ Vietnam Inc. ” çalışması ile Vietnam Savaşı’na göz attık,


* Alla Esipovich’in kadrajından eski günlerindeki gibi yeniden binlerce göz ile buluşan insanları izledik,


* Massimo Mastrorillo ile yaklaşık on yıldır “demokrasi deneyimi” yaşayan dünyanın en yoksul ülkelerinden Mozambik’e konuk olduk,


* Tamas Dezso ile yaşadığı coğrafyaya bir yolculuk yaparak Romanya ve Totkomlos’a göz attık,


* Fethi Sabunsoy ile “kahveye çıkarak” Türkiye’nin birçok yerindeki kahvehane sohbetlerine onun usta anlatımıyla misafir olduk,


* Lois Greenfield, zamanı durduran dansçılarıyla bizleri “gerçeküstüne” sürükledi.


9.Sayı – Bruce Davidson “100. Doğu Caddesi”









Ürettikleri işleri daha geniş izleyici kitlesine ulaştırmak, ulusal ve uluslararası platformda sesini duyurmak isteyen genç fotografçılara destek olmak, fırsat tanımak amacıyla Fotografevi ve İz dergisi yeni bir proje düzenliyor.



Belirli bir tema etrafında oluşturulmuş portfolyaları ile başvuran gençler arasından seçilecek fotografçılar;


* İz Dergisi’nde fotograflarının yayınlanması,


* Türkiye ve yurtdışında organize edilecek sergilere katılma fırsatını yakalayacaklar



Başvuru İçin;


Minimum 12 fotograf ile oluşturduğunuz portfolyalarınızı Fotografevi adresine elden ya da posta yoluyla ulaştırabilirsiniz.



Fotograflar, kısa kenarı en az 18 cm, uzun kenarı en fazla 40 cm büyüklükte baskı ya da 300 dpi çözünürlükte CD olarak hazırlanmalıdır.



Başvuran fotografçının bir özgeçmişi ve portfolyosu hakkında kendisi tarafından yazılmış bir metin fotograflar ile birlikte yer almalıdır.








KÜNYE



Genel Yayın Yönetmeni : Ara Güler


Koordinatör : Hasan Şenyüksel


Sorumlu Yazı İşleri Müdürü : Umut Sülün




FOTOĞRAFEVİ



İstiklal Caddesi Tütüncü Çıkmazı No:4 Beyoğlu-İSTANBUL


Tel : 0 212 249 02 02 (pbx)


Fax: 0212 244 40 75



www.fotografevi.com


info@fotografevi.com



İZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ DergisiİZ Dergisi

İZ Dergisi” üzerine bir düşünce

  1. şule tüzül

    bu haber için öncelikle fotoritimde teşekkürler.
    İZ'e gelince;
    fotoğraf konusunda bu kadar ilgili bir ülkede, ki bu ilgiye kanıt olarak fotoğraf kluplerini ve fotoğraf paylaşım sitelerindeki üye sayılarının toplam rakamının büyüklüğünü söyleyebiliriz, geri iadeleri ve sponsor alışı olan 6000 adeti çıkarırsak, böyle önemli bir derginin sadece 5000 adet satışı fotoğraf camiamızın kalitesi, seviyesi, geleceği konusunda bizi iyi bir fikir veriyor. şimdili durum pek umutlu değil. bu eleştiri fotoğraf camiamızaydı…
    diğer eleştirim de İZ'e.
    dergiyi ortaya çıkaran bu iyi kadronun, türkiye'deki yetenekleri bulup çıkarmak konusunda önemli bir destek olabileceklerini düşünüyorum. bugüne kadar dergide yer verilen türkiye'den fotoğrafçılar, evet kesinlikle bunu hakediyorlar ama, bu fotoğrafçıların bugün türkiye fotoğrafını yönlendiren belli bir kesim (ki İZ yönetimi bu kesimden) tarafında desteklenenler olduğunu düşünüyorum. tıpkı, türkiye medyasının neyi desteklerse onu baş tacı, neyi desteklemezse onu gözardı etmemiz gibi. adı sanı duyulmayan, sesi çıkamayan çok önemli fotoğrafçıların ve fotoğraf projelerinin varlığını biliyorum, bu konuda daha çok ilgi ve hassasiyet diliyorum. genç iz projeniz bunun için bir adım ancak, bununla sınırlı kalmamalı düşüncesindeyim. birilerini keşfetmeniz için, size ulaşmalarını beklememeli, siz de onlara ulaşmak için bir şeyler yapabilirsiniz…
    ayırca İZ'i türkiye fotoğrafına yaptıkları katkı için kutluyorum…

    Reply
  2. Hülya APOHAn

    merhaba,

    Uzun süredir derginizin takipçisiyim. kolleksiyoncu değilim ama tüm sayılarınızın elimde olmasını çok isterdim. fakat 1. 2. ve 3. sayılarınıza sizinle geç tanışmamız dolayısıyla sahip olamadım. Biz değerli okurlarınızı tükenen sayılarınızdan mahrum etmiyeceğinizi umarım.

    Teşekkürler.

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


+ 8 = onüç

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>