Deniz Kural : Bordeaux’da Bağbozumu




Bordeaux’da Bağbozumu


Deniz Kural




Geçtiğimiz senenin en akılda kalan gezilerinden bir tanesi sonbaharda yaptığımız Bordeaux turu oldu. Bordeaux dünyanın en büyük şarap üretim merkezlerinden bir tanesi ve aynı zamanda da doğası, mimarisi ve mutfağı ile çok keyifli bir kaçamak mekanı.



Chateau Margaux kapılarını açmış bizi bekliyor.




Bordeaux’yu keşfetmeye Mèdoc’dan başladık. Mèdoc Bordeaux’yu ortadan ikiye bölen Garonne nehrinin sol kıyısında yer alan ve dünyanın en iyi şaraplarından bir bölümünün yetiştiği bir bölge. Garonne geniş ve derin bir nehir, öyle ki eski çağlarda yörenin şaraplarını dünyanın tüm limanlarına taşıyan gemiler yükleme yapmak için nehri kullanır hatta şatoların önlerine kadar girerlermiş. Meşhur Şatolar Yolu – Route des Chateaux – adı üzerinde şatolar ve bağlar arasından kıvrılarak Haut-Mèdoc, Margaux, Saint-Julien, Saint Estèphe and Pauillac gibi isimleri şarapseverler arasında efsaneleşmiş köyleri birbirine bağlıyor.




Biz yöreye bağbozumundan hemen sonra geldik ve bunun şarap bağlarını ziyaret etmek için en ideal zamanlardan biri olduğunu fark ettik. Hava harika, sonbahar renkleri her yere hakim ve en önemlisi, iyi bir hasatın ardından yöre halkı keyifli ve misafirperver.



Ama ziyaret ettiğimiz şatolara ve içtiğimiz şaraplara gelmeden önce kısa bir Bordeaux kullanma kılavuzu:




8.yy’dan beri bölgede şarap yetişse de, Bordeaux asıl ününü 12. yy’dan itibaren İngiltere piyasasına girerek kazanıyor. Bordeaux yöresinin ilk ticari başarısı şu anda şarap konusunda burunlarından kıl aldırmayan Fransız üreticilerin o dönemlerin en değerli şarapları olan İspanyol şarapları arasında kendilerine yer bulabilmek için Londra’nın çeşitli yerlerinde açtıkları pub’larda kendi ürünlerini satmaları ile başlıyor. Bu strateji o kadar başarılı oluyor ki, Bordeaux şarapları birkaç yüzyıl içinde ülkenin en büyük ihracat kalemlerinden biri haline geliyor.



İngiliz’lerin Bordeaux kırmızısına olan düşkünlükleri Forsythe, Le Carrè ve Dahl gibi büyük yazarlarının kalemlerinden edebiyatta da kendini gösteriyor. Benim gibi kitap kurduysanız hatırlarsınız, hemen her Le Carrè romanında kurt ajan etkilemek istediği misafirini özel kulübüne yemeğe davet eder ve konuya girmeden önce mutlaka iyi bir Bordeaux ‘claret’ ikram eder. Dahl’ın ise Bordeaux şaraplarını konu alan iki kısa hikayesi Tat (Taste) ve Uşak (The Butler) kesinlikle okunmaya değer.



Chateau Margaux’yu çevreleyen bağlar.




17. yy’a gelindiğinde dünyada Bordeaux şaraplarına olan ilgi arttıkça şarap üreticileri, üretim ve tabii ki fiyatlar da kontrolsüz olarak artıyor. 1855’de Napoleon III duruma el koyarak bir sınıflandırma yapılmasını emrediyor. Bunun sonucunda da halen kullanılmakta olan Grand Cru sınıflandırılması doğuyor ve dönemin üreticileri 1. Hasattan (Premier Cru) 5.Hasata (5ème Cru) beş ayrı gruba ayrılan bu prestijli listede yer alıyor.



Problem bu listenin günümüze kadar pek güncellenmeden gelmesi. Dolayısı ile eğer büyük büyük büyükbabanızın dedesi 1855’de Mèdoc’da şarap üreticisi değilse o listeye girmeniz imkansız. Bu sorunu çözmek için Bordeaux üreticileri ile yıllar süren ateşli tartışma ve pazarlıkların ardından yaratıcı Fransızlar farklı sınıflandırmalar oluşturup (Cru Bourgeois, St Emillion Classification, AOC,VDP vs. vs.) dünyanın her yerindeki şarap severlerin kafasını karıştırmayı başarıyorlar.




Şarap bağlarını gezerken her asma sırasının önünde bir gül görüyorsunuz. Gül asmadan daha nazik bir bitki olduğundan herhangi bir problem önce gülde görünürmüş. Dolayısı ile bağlarda göreceğiniz sağlıklı bir gül iyi bir hasatın da habercisi.



Bordeaux şaraplarını rakiplerinden ayıran en önemli farklardan biri kullandıkları – daha doğrusu kullanamadıkları – teknikler. Güçlü bir gelenek duygusu ve daha da önemlisi katı kurallar nedeni ile üreticiler yüzyıllardır süregelen yöntemlerini çok az değiştirebiliyorlar. Örneğin kurak geçen yıllarda sulama yapmak veya kötü havalarda bağların üzerlerini kapatmak kesinlikle yasak. Kimse şarabına kimyasal koruyucular katmayı düşünmüyor bile. Dolayısı ile hasat ve şarap yapımı sırasında izin verilen en yeni teknolojiyi kullansalar da Bordeaux şarapları mesela Amerikalı rakiplerine göre son derece doğal.



Chateau Beychevelle ve simgesi olan ejderha ve yelkenli.



Bordeaux’da şarap tatmak hiç zor değil. Grand Cru üreticilerini gezmek için genellikle internetten ya da telefonla randevu almak gerekiyor. Daha küçük üreticilerin ise kapısını çalıp şarap tadımı yapmak istediğinizi söylemeniz yeterli. Büyük üreticilerde tipik bir tadım turu yaklaşık 1.5 saat sürüyor ve fiyatı da 7-15 EUR arasında değişiyor. Turlar farklı dillerde yapılabiliyor ama standartlar Fransızca – mais bien sûr ! – ve İngilizce. Kapıda rehberiniz sizi karşıladıktan sonra bir yandan Şato’nun tarihini ve şarap yapma tekniklerini anlatırken bir yandan da sizi bağlar, sepaj, mahzenler, saklama üniteleri ve hatta şarap fıçılarının geldiği üreticiler hakkında bilgilendiriyor. Ve en sonunda da tadım odasına alarak kadeh kadeh muhteşem şaraplar ikram ederken sizinle gevezelik ediyor.



Biz şatoları bağbozumu sonrası ziyaret ettiğimiz için pek çok yerde işçiler rehberimizin anlattığı işleri yapma halindeydiler. Daha önce öngörmediğimiz bir avantaj ise heryere sinmiş olan ve daha tadıma geçmeden başımızı döndüren taze şarap kokusu oldu.



Mèdoc yöresi Bordeaux’nun en iyi ve en ünlü şarap üreticileri ile dolu. Ch. Margaux, Ch. Latour, Ch.Lafite-Rothschild gibi üreticilerin şatolarını yakından görüp ziyaret edebilmek bu turun en ilginç anıları arasında.




Ziyaret ettiğimiz şatolar arasında en farklı olanlar ise Chateau Pontet Canet ve Chateau Pichon Longueville Baron oldu. Birincisi üretiminin tamamını organik ve bio-dinamik olarak gerçekleştiren tek lisanslı Grand Cru üreticisi; o kadar ki bağlarda sadece at arabaları kullanıyorlar.




Diğeri ise ise peri masallarından çıkmış şatosu ve modern mahzenleri ile çok etkileyiciydi. Cömert rehberimizin hiç sakınmadan kadehlerimize doldurduğu Ch.Pichon Longueville Baron 2004 şarabının tadı ise hala damağımda.



Chateau Pichon Longueville Baron – mahzenler havuzun altında.



Bordeaux’da güneş bağların ve şatoların üzerinden bir başka güzellikte batıyor. Güneş batışının tadını çıkarmanın bir diğer yolu da balon safari. Özellikle Saint Emillion’da güneş batarken onlarca balonu aynı anda havada görmek mümkün.



Bordeaux mutfağı Fransız ölçülerine göre basit, fazla sosa itibar etmeyen tipik bir köy mutfağı; etler, kümes hayvanları ve baklagiller hemen her menünün demirbaşı. Paulliac’daki Café Lavinal, Margaux’daki Le Savoi ve St. Jullien’in meydanındaki köyle aynı adı taşıyan restoranda çok lezzetli yemekler yedik. Ama benim için en keyiflisi güzel bir şişe şarap ve sandviçlerimizi alıp şarap bağları arasındaki minik bir derenin kenarında yaptığımız piknik oldu.




Bordeaux taraflarına gidince tadılması gereken bir tatlı var, adı ‘Canneles’. Eskiden şarap üreticileri şarabı temizlemek için yumurta beyazı kullanıp artan yumurta sarılarını da çevre pastanelere satarlarmış. Canneles tatlısı da öyle doğmuş. Taze yendiğinde tadı biraz bizim lokma tatlısını andırıyor.



Chateau Haut-Brion



Mèdoc’dan sonra Graves ve Sauternes’deki bağları ziyaret ettik. Doğa çok daha güzel olsa da Mèdoc’un bakımlı şatoları ve şirin köylerinden (özellikle Saint Jullien’e bayıldık) sonra bu yöre bize çok fazla keyif vermedi. Ama öğle yemeği için durduğumuz Le Luma isimli restoran sıcak atmosferi, bizimle bizzat ilgilenen patroniçesi ve en önemlisi inanılmaz lezzetli yemekleri ile günümüzü güzelleştirdi.



Yeri gelmişken Sauternes şarapları hakkında minik bir not: Bizim ülkemizde genel olarak tatlı şaraba ve beyazlara burun kıvrılır. Ama bir tabak kaz ciğerine eşlik etmek için buz gibi bir kadeh Sauternes’den daha lezzetli bir alternatif düşünemiyorum.



Bordeaux’da ziyaret edilmesi şart olan iki yer daha var. Bunlardan biri Bordeaux şehri, diğeri de yörenin belki de en güzel kasabası olan Saint Emillion.



Bordeaux’un Su Aynaları (Mirroir D’Eau)



Bordeaux çok eski ve güzel bir liman şehri. Yüzyıllardır artan şarap talebi şehri zenginleştirmiş ve Paris ile yarışabilecek bir mimariye sahip olmasını sağlamış. Öyle ki modern Paris’i inşa etmekle görevlendirilen Baron Haussmann, Bordeaux’nun büyük ölçekli planını baz olarak kullanmış. Biz Bordeaux’daki günlerimizi şehrin geniş bulvarlarında dolaşıp mimarisini içimize çekerek, eski çan kulesine çıkan 200 daracık merdiveni tırmanıp şehrin meşhur Ay Limanı’nı ve eski kiliselerini yukarıdan seyrederek, Rue Ste. Catherine’i dolduran vitrinlere bakarak ve meydanları dolduran kafelerinde buraya özgü bir aperatif olan Lilet’i yudumlayıp çevremizden akıp giden hayatı seyrederek geçirdik. Gecelerde ise şehrin tarihi Opera Binasında Carmina Burana’yı dinledik, Bistro Fernand’ın lezzetli yemekleriyle kendimizi şımartıp Borsa Meydanındaki ışıl ışıl Su Aynalarının keyfini çıkardık.



Çan kulesinden Bordeaux.



Saint Emillion ise başlı başına bir yazı konusu. Kasabanın içine sokulan bağları, dar sokakları, şehrin altına gömülmüş monolitik kilisesi, minik meydanlarını dolduran kafe, restoran ve mağazaları ile mutlaka görülmeye değer.



Eğer Bordeaux şaraplarını seviyorsanız 1995, 2000, 2005, 2009 ve 2010 rekolteleri şarap uzmanlarınca tavsiye edilen ‘Süper Yıllar’. Aklınızda olsun.




Deniz Kural






Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Deniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da BağbozumuDeniz Kural : Bordeaux’da Bağbozumu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


+ 5 = sekiz

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>