Ayça Öztürk : Antakya




AH BRE ANTAKYA





Sonunda seni sanki bir sonsuzluk kucaklayacakmış gibi,kıvrım kıvrım uzanan dar çıkmaz sokakların kenti Antakya”¦ Sakinlerinden vazgeçmeyecek kadar tutkulu bir toprak. Bu yüzden sokakları adımlayan uzun ömürler,ferini kaybetmiş gözlere inat yolunu şaşırmayan yolcuların mekanı. Ve her yolun sonunda, yolcusunu sonsuzla buluşturan, dar çıkmazların, taş duvarların kenti Antakya”¦





AKDENİZ ÇOCUKLARI





Başkadır Akdeniz çocuklarının yazgısı. İçinde hep biraz tuz tadı. Kimi mahzunluklarına dökülen gözyaşından kimi tatlı bir esintiyle gelip saçlarını okşayan deniz havasından yadigar hep o bildik, buruk tuz tadı. Elleri tandır ekmeğinin buğusundan daima biraz nemli,gözleri bir başka Akdenizli, zeytin misali, umutları mavi gökyüzüne uçurtma gibi salınmış yazgılarına deniz tuzu bulaşmış Akdenizli çocuklar”¦





ANTAKYA GÜNEŞİ ALTINDA




Hac Dağına sırtını yaslayıp yükseklerden gelen hoş esinti ile kenti izlemenin keyfi, nem ve sıcağın katlanılması güç dayanışmasının hissedildiği yaz ikindilerinde bir keyiftir Antakya’da. Sırtınızı dayadığınız dağın yüzyıllardır suskun misafiri olan St.Pierre Kilisesi ve yüzünü yağmurların yonttuğu adeta bilinmezin simgesi gibi duran Cehennem Kayıkçısı Kharon ve az ötesindeki dağlarda görünen kalenin silueti , ziyaretçisini yüzlerce yıl ötede bir yolculuğa çıkarır.



Yolculuğunuzu ise mutlaka bir güneyli çocuğun içten ama bir o kadar da ürkek gülümseyişi bölecektir. Size su isteyip istemediğinizi yahut onun küçük adımlarının rehberliğinde sarp kayaları adımlamaya gönüllü olup olmadığınızı soracaktır… Ama bir Akdenizlinin tüm nezaketini elinde tuttuğu, Hac Dağı’nın kayalıklarında açmış adı bile bilinmeyen ve hatta pek de güzel olmayan çiçeğin içine sığdırıp size uzatmayı da ihmal etmeden”¦.





SOKAK OYUNLARI



Yaz mevsiminde kentin öğle saatlerinin yegane sahibidir çocuklar. Sıcağa teslim olmuş bu şehrin dar sokaklarındaki tek yaşam belirtisi onların ara sıra yükselen oyun sesleri ve canlı gülümseyişleridir. Yaşlı ve yorgun kent bile ara sıra üzerlerine düşürdüğü gölgesi ile onların varlığına kayıtsız olmadığını fısıldar gibidir.Kendileri bile farkında değildir oysa,dünyanın en güzel saklambaç oyunlarının bu dar sokaklarda oynandığının. Ve bu labirent şehrin çocukları bir gün büyür. Kuvvetli bir deniz yeli onları uzak kentlere savurur. Gün gelir saklambaç oynadıkları sokakta hala saklanmakta olan çocuk ruhunu aramak için geri dönerler. O gün anlarlar ki Antakya’da tüm sokaklar birbirine benzer ve bu şehir kendi çocuklarının ruhunu öyle iyi saklar ki hiçbirinin sobelenmeden çıkıp başka diyarlara gitmeye niyeti yoktur ve yazık ki arayanın da bulmaya yetecek kudreti ”¦





İS TADINDA MAHZUNLUK





Tandırın duvarındaki isten daha siyah bakan bir çift göze rastlarsanız bilirsiniz ki size güneyli bir kadının şefkatli gözleri dokunmaktadır. Kadının gözleri tandırın siyahından,tandır kadının mahzunluğundan bir şeyler alır zamanla. Renkleri ve ruhları birbirine siner yavaş yavaş. Ekmeğin hamuruna hüzün karışır kadının elinden. Belki o yüzdendir tandır ekmeğinin zamanla gittikçe kırılganlaşması, dokundukça un ufak olup dağılan hali. Hasılı kadınlar kırılgan ekmeğe, ekmekler kavruk yüzlü,solgun çehreli ve kara gözlü kadınlara benzer bu coğrafyada”¦..



AHENK





Çok renkli, çok dilli, çok dinli ama tek yürekli bir kent Antakya.Hepsi farklı yönlerden kıvrılarak akan büyük nehirler gibi süzülür karışır insanlar birbirine bu topraklarda. Derler ya “gölge etmemek “ birbirine. Burada tam tersi; insanlar gölgesi düşsün istiyor birbirinin üstüne. Birinin nefessiz kaldığı anda diğerinin kuytusunda soluklanmak, birinin sularının çekildiği anda diğerinin coşkusundan beslenmek, birinin dilinde sözcükler tükendiğinde diğerinin dudağında yarım kalmış türküye devam edebilmek. Yani birbirinin yarım yanlarından bir bütün olmak, hep bir ağızdan soluk almak, tek yürekli koca bir kent olmak için yüzyıllardır yaşıyor Antakya”¦




ANTAKYA KÜNCÜSÜ





Zordur yoksul semtlerin oyuncaksız kıyılarında bir oyun çocuğu olmak. Hele ki çocukluğunu senden başka fark eden yoksa ve herkes seni en az kendisi kadar büyümüş birine benzetiyorsa. Çaresiz adımların en fazla kapı eşiğine kadar uzanacak, orada seni sadece yalnızlığın kovalayacak; ta ki rüzgar seni tek bildiğin yer olan dar sokaklardan alıp bilinmez bir coğrafyaya susam taneleri gibi savurana dek. Zordur çocukluğunu nazar boncuğu misali yoksul bir semte iliştirmek. Her gülümseyişin eğreti, her umudun yok hükmünde olacağını bilerek, çaresiz bir susam tanesi gibi ne zaman geleceği ve nereye savuracağı belli olmayan rüzgara boyun bükerek”¦.






E(K)MEK





Antakya’da bir çocukluk efsanesidir kara fırınlar. Evin büyüklerinin sizi nefesiniz ve minik ayaklarınızdaki güç tükenene kadar ısrarla gün içinde zorunlu ziyaretçisi haline getirdikleri mahalle fırınları. Ama her çocuğun fırından gelip de eve yayılan, katıklı, biberli yahut mahlepli lezzetleri için gönüllü katlandıkları bu yolculuk sonunda yüksek taş duvarlarla çevrili evin avlusunda büyük bir akşamüstü şölenine dönüşecektir elbet. O yüzden her Antakyalının çocukluk öykülerinin durağı bu fırınlar modern fırınların yanında hala varlığını sürdürüyor Antakya’da.





UZUNÇARŞI ve BAHARAT YOLU





Uzunçarşı, şehirde yüzünü gösteren pek çok modern yapı ve çarşıya rağmen hala şehrin kalbi, en canlı alışveriş merkezi ve turistik yeri olmayı sürdürüyor. Bunda belki de bu çarşının karmaşasına hakim ahenk, bu karmaşanın insana yaşattığı garip huzur ve sıcaklık, kıvrılarak uzanan çarşının her dönemecinde karşılaşılan ayrı bir güzelliğin etkisi var. Antakya’daki zengin mutfağın ve yemek kültürünün mayası da hala bu çarşı ve en güzel örneklerini de çarşının mutevazi dükkanlarında görmek mümkün. Dolayısıyla Antakya fotoğraflarının içinde bu çarşıyı belgeleyenler benim için olmazsa olmaz nitelikte olanlar.










Ayça ÖZTÜRK Hakkında



1978 Antakya doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Halen serbest avukatlık yapmaktayım. Fotoğraf maceramın başlangıcında bir gün fotoğraf çekeceğimi, kendi dünyamı ve gördüklerimi paylaşabileceğimi düşünmemiştim. Niyetim daha çok iyi bir izleyici olarak kalmak ve fotoğrafların duygusunu analiz edebilmekti. Ancak bu geniş dünyada sadece izleyici olarak kalmak mümkün olmuyor. Kendi dünyanızdan da bir şeyler paylaşma arzusu kaçınılmaz hale geliyor. Bu sebeple ben de gördüğümü ve görülmesini istediklerimi çekmeye ve paylaşmaya başladım. Ama hala fotoğraf çekmek kadar fotoğraf izlemeyi ve fotoğrafların yansıttığı duyguları analiz etmeyi seviyorum.





Fotoğraf serüveninde en büyük isteğim doğduğum ama ne yazık ki doyasıya yaşayamadığım kent olan Antakya’yı ve bu şehrin büyüsünü fotoğrafa taşımak ve ileride fotoğrafları ve öykülerini barındıran bir çalışma yapmak.


İzleyen ve paylaşan herkese sevgi ve selamlarımla”¦






Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved


www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Ayça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : AntakyaAyça Öztürk : Antakya

Ayça Öztürk : Antakya” üzerine 25 düşünce

  1. Berna AKCAN

    Sevgili Ayça ,
    Anlatım dilinin mükemmeliği ve akıcılığı fotoğraflarının güzelliği ile buluşunca bu çalışmanı izlemek büyük bir keyif oldu benim için. Teşekkürler…

    Reply
  2. seher başogul

    merhaba
    özellikle anlatımların ,duyguların yogunluğu, kaleminin güçlülüğü için seni tebrik etmek istiyorum.
    Antakya'yı öyle güzel fotograflarla ve anlatımlarınla anlatmışsın ki bu fotografları ve anlatımları okuyanlar da Antakya'ya gitme isteği mutlaka doğacaktır.Antakya müthiş bir yer olarak hala hafızamda ve mutlaka tekrar gitmek istiyorum.3 gündur Antakya folklor ekibi misafirmizdi bu sabah kendilerini uğurladık oradaki sıcaklığı samimiyeti buralara tasıdık güzel dostluklar kuruldu.
    Çok renkli, çok dilli çok dinli ama tek yürekli bir kent Antakya halkına sevgilerimle

    tebrik ediyorum böyle bir sunum hazırladıgın için başarılarının devamını diliyorum
    sevgilerimle

    Reply
  3. idris aydın

    merhaba

    fotoğrafın yaşamla bütünleşmesi bu tadı verdiğinde insan defalarca bakabilir.Antakya benim de insana ve kardeşliğe dair çok şey bulduğum bir kent.geçen yıl biraz fotoğrafik çalışmıştım.ama inan bu kareleri gördükten sonra ben sustum.antakya konuşmuş karelerinde bir çocuktan,bir sokaktan,bir yaşamdan.kendine dair ne varsa ışığın ve kompozisyonun diliyle lirik bir şiir gibi akmış.yüreğine ve karelerine sağlık

    fotoğrafla kal

    Reply
  4. Tahir ÖZGÜR

    Biz böyleyiz değil mi?
    Nedendir bilmem Biz Antakyalılar böyleyiz işte..
    Ne var Antakya'da dedikleri zaman, "Ne yok ki" deriz de gerisini getiremeyiz… Olanın çokluğundan mıdır, yoksa yokluğundan mıdır bir türlü çözemedim gitti..
    Ama biz böyleyiz işte..
    Sonra bir Antakya yazısı okuduğumuz zaman (şimdi benim olduğu gibi) boğazıma birşeyler düğümlenir, saklamaya çalıştığım iki damla süzülür gözlerimden…
    Nedendir ki bilemem…
    Aynı, "Antakya'nın nesi var ki" sorusunun cevabını bulamadığım gibi, gözyaşlarımın, boğazıma düğümlenenlerin cevabını veremediğim gibi..
    Ama herşeye rağmen Antakyam işte benim…
    Bazen düşünürüm, düşünürüm, "Nedendir bu Antakya Sevdası" derim kendi kendime..
    Sonra da derim ki, " Yahu Aşk'ın suali olur mu"
    Olmaz değil mi?
    Aşk işte bu…
    Antakya işte bu…
    Sokaklarında kaybolasıca, kızlarına, "Kele gel hele buraya", erkeklerine, "Edem ne yapıyon bre" denilen…
    Kızdığı çocuğuna, " soykası çıkasıca" diye bağıran annenin olduğu, kocasına kızan kadının, " Bin bele vere sıfatına" diye feryat ettiği…
    Sonra da umursamaz umursamaz, " Seye ne breeee… Seye noluyu ki ne" diye çığırdığı bir büyülü kent..
    Antakya..
    Antakyam benim…
    Çan'ım, Ezan'ım, Hazzan'ım benim..
    Yüreğine sağlık Defne…
    Yüreğine sağlık..

    Reply
  5. Emine UZUN

    Sevgili Ayça
    Antakya 'yı yıllar öncede gördüm.Yakın tarihte seninde orada bulunduğun zamanda da.Ancak galiba en çok en son gittiğim zamanı sevdim .Daha farklı ve anlamlı baktım. Yada öyle baktığımı sandım.Şimdi yazını okuyunca şiirselliğin beni öylesine etkiledi ki ( burada seni orada antik kraliçelere benzetmem de var) yeniden oraya gitme isteğim depreşti.Zaten gittiğim yerlere iki -üç-dört kez gitme eylemlerimin üstüne eh bu da eklendi.Diline sağlık.Çok güzel, akıcı ve hayalleri çoğaltıcı anlatıyorsun.Bakıyorum Tahir Bey'de senin bu anlatımından tutkun olduğu Antakya'sına daha bir hayran kalmış.Bence fotoğraflarına hikayelerde ekle . Sana çok yakışıyor. Mutlu olman dileği ile.
    Sevgiler

    Reply
  6. nuri sağaltıcı

    Şehir ayrımı yapmayacağım ama içimden geleni söylemeden de edemeyecğim. İtiraf etmeliyim ki Antakya ya da Hatay'da doğup büyümek bir ayrıcalık. Tarihten ve doğadan gelen bir kültür zenginliği var. Her yerinden kültür fışkırıyor. Baksanıza Ayça Hanım'ın kaleminde de bu büyü var. Gerçekten tebrikler, keyifli bir Antakya yolculuğuydu.

    Reply
  7. figen aydoğdu

    Ah bre Ayça, kısa bir Antakya yolculuğunun ardından senin dilinden ve objektifinden Antakya'yı görmek iyi geldi."Bu şehir kendi çocuklarının ruhunu öyle iyi saklar ki hiçbirinin sobelenmeden çıkıp başka diyarlara gitmeye niyeti yoktur" diyorsun ya, Kavafis'in şiirini anımsattın bana "Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler, Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent" diyen. Tahir Bey'in ve senin Antakyalı olduğunuzu öğrenince, bu kentin mayasından mı diye düşündüm, bunca anlatım ve bakış zenginliği. Teşekkürler bu güzel kent yolculuğu için…

    Reply
  8. emrah gürbüz

    harika bir çalışma muhteşem tek keklimeyle tebrik ediyorum ah bere anteke çok özledim seni..

    Reply
  9. merih kirkici

    gercekten cok güzel olmus ama birde antakya nin güzel ve merkez yerlerini cekip koymaniz daha iyi olur ama yinede tek kelimeyle süper tebriler

    Reply
  10. alper nasıroğlu

    Öncelikle güzel memleketimizi güzel yazılarla bir çok insana tanıtan sayın Ayça Öztürke teşekkür ederim…Gerçektende memleketimi çok özledim…akdeniz çocukları için yazılmış yazıyı çok beğendim…

    Reply
  11. RAFİLE ATAR

    çok güzel yorumlar çok güzel resimler ben neler diyeceğimi bilmiyorum ama birşey anlatmak istiyorum.yeğenim şimdi 3 yaşında geçen sene yani 2 yaşında iken gittik antakyaya ozmandan bu yana kim sorarsa ben hataylıyım diyor onun gözünde bile bambaşka antakyanın yeri kendince öyle güzel anlatıyorki bu yaz yine gideceğiz hatayı unutmasın

    Reply
  12. Barış Yılmaz

    özellikle ''dar çıkmaz sokak'' başdöndürücü. Bu herkesin görebileceği bir açı değil ve çok şey anlatıyor. Bunun için ''hayatı anlatıyor desek'' az kalır. Çünkü bu karede hayatın sonrası da var. Diğerleri normal ama bunun için gördüğüm en güzel fotolardan biri diyebilirim. Bu tür çalışmalar keşke daha fazla yapılsa. İnsan ve şehir'i aynı karede yakalayabilen herkesi tebrik ediyorum…

    Reply
  13. Armando HENCI

    Cektigin fotograflarin yorumuna senin Antakya sevgisi eklenince guzel bir isten baska bir sey beklenemezdi. Ellerine Saglik. "turkceme bir sey deme,unutuyorum cunku." Complimenti… Sei da vero bravissima.

    Reply
  14. murat altunöz

    Bir insan kendi memleketini bu kadar iyi çekebilirmi bilmiyorum. bir Antakya'lı olarak çok etkilendim. emeğine sağlık gerçekten çok güzel, resimlemişsin Antakya'yı

    Reply
  15. Ragıp SARI

    merhaba ayça hanım , , ,

    çok güzel bir çalışma yapmışsınız.
    öncelikle tebrik etmek isterim.
    fotoğraflarla bir bütün olarak ele almış olduğunuz çalışma yürekli bir yazın süreci geçirerek güzel bir çalışma ortaya çıkmış.
    elinize sağlık
    iyi çalışmalar dilerim..
    saygılar sevgiler…

    Reply
  16. İsmail Güzelmansur

    Doğrusu bu kadar kısa zamanda bu kadar yol kateden nadir insanı görüyorum karşımda. eline gözüne sağlık DAFNE

    Reply
  17. Durmuş Öztürk

    ayça hanım merhabalar…
    bu güzel komşu ilimizi sizin enfes fotoğraflarızda izlemek gerçekten büyük keyif…. bu vesile ile antakyada yaşadığınızı öğrendim.. inşallah bir gün karşılaşabilmek ümit ve dileğiyle.. kmaraştan selam ve sevgiler…

    Reply
  18. ayhan deniz

    Gözünüze, yüreğinize sağlık. İyi İzliyorsunuz iyide fotoğraf çekiyorsunuz fotoğrafın duygusuyla uğraşmak müthiş birşey..

    Reply
  19. ayhan yelkenci

    genelde göze hoş görüneni yansıtır bölge insanı, yansıttıklarında asla eksilere rastlayamazsınız bu durum söz konusu yöre için oldukça şansızlık sayılabilir. aslında objektif kadar objektif olabilmektir, yapıcılıktır, yöremizin gelişimi için. olmazsa olmazıdır bence yani;-)

    Reply
  20. murat

    merhaba anlatımınız ve görsel sunumunuz mükemmel içten dileklerimle tebrik ederim ayça hanım saygılar
    murat saklar hatay antakya/altınözü

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


altı − = 5

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>