Aylık arşivler: Nisan 2010

Değer Erken Fotoğraf Sergisi : Derin Bakış



Değer Erken Fotoğraf Sergisi : Derin Bakış




EFOD`un ilk sualtı fotoğrafçısı Değer Erken, 40 sualtı fotoğrafından oluşan kişisel fotoğraf sergisini EFOD sergi salonunda açıyor.



4 Mayıs 2010 Salı günü saat 18:00`de kokteyl ile açılacak `Derin Bakış` isimli sergi, 14 Mayıs 2010 tarihine kadar izlenebilecek.



Tüm fotoğrafseverleri bekliyoruz.





Değer Erken Fotoğraf Sergisi : Derin Bakış

Açık Radyo’da Yeni Bir Fotoğraf Programı Başlıyor





Açık Radyo’da Fotoğraf Programları Başlıyor





Açık Radyo 94.9 üzerinden fotoğraf üzerine yeni bir program başlıyor. İlk yayını 29 Nisan 2010 tarihinde gerçekleşecek olan programın detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Özellilke belgesel fotoğraf üzerine yapılacak radyo programlarını keyifle takip edeceğinizi umuyoruz.



Saygılarımla,


M.Murat YANIK




http://amaradyo.blogspot.com/

Açık Radyo’da Yeni Bir Fotoğraf Programı Başlıyor

Fotoritim Fotoğraf Gezisi : Beyazıt – 02 Mayıs 2010 Pazar





Fotoritim e-Fotoğraf Dergisi olarak, İstanbul fotoğraf gezilerimizin yeni sezonuna başlıyoruz.



İlk gezimizi 02 Mayıs 2010 Pazar günü, Ufuk Sarışen yönetiminde gerçekleştireceğiz.



Gezimiz, Çemberlitaş‘tan başlayacak ve Beyazıt çevresinde devam edecektir.

Gezinin başlangıç saati 10.00 olup, öğleden sonraya kadar sürmesi planlanmıştır.



Etkinliğimize katılmak isteyen okurlarımızın frdergi@gmail.com mail adresimize;



-Ad / Soyad



-GSM numaralarını,



yazarak, başvuruda bulunmalarını rica ederiz.




Kontenjanımıza bağlı olarak gelen başvurular, başvuru sırasına göre değerlendirilecektir.





Katılım ücretsiz olup, buluşma-program bilgileri, katılım başvurusu onaylanan okurlarımıza ayrıca bildirilecektir.



Sevgilerimizle,


FOTORİTİM





Ufuk SARIŞEN Hakkında


Ufuk Sarışen, 1974 doğumlu. İlk kişisel sergisini 2008′de İstanbul’da açtı (Ağların Ardındaki Balıkçılar) Bazı karma sergilere katıldı. Kutsal topraklar (Filistin-İsrail), semazenler, ağların ardındaki balıkçılar, karagoz ve hayaliler, salsa-istanbul, dansöz çıktı (devam ediyor) başlıca belgesel çalışmaları. Photobridge Ermenistan-Turkiye fotograf projesindeki 5 fotografcıdan biri olarak projeyi destekledi. Skylife dergisi fotoğraf editörlüğü yaptı. Halen çesitli dergi ve gazeteler için gezi fotoğrafları ve fotoröportajlar üretiyor. Uygulamalı fotograf proje atölyeleri düzenliyor. Kendi fotoğraf stüdyosunda fine-art denemeler yapıyor.



www.ufuksarisen.com

Fotoritim Fotoğraf Gezisi : Beyazıt - 02 Mayıs 2010 PazarFotoritim Fotoğraf Gezisi : Beyazıt - 02 Mayıs 2010 Pazar

İFFOT – İstanbul Fotoğraf Buluşmaları 2010, 23-28 Nisan’da



İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu – İFFOT‘un ev sahipliği yaptığı ve bu yıl üçüncüsünü düzenleyecekleri İstanbul Fotoğraf Buluşmaları 2010; 23-28 Nisan tarihleri arasında Fotografevi, Fototrek ve Galata Fotoğrafhanesi‘nde fotoğraf severlerle buluşuyor.

Ayrıntılı bilgi ekteki dosyada…


İFFOT - İstanbul Fotoğraf Buluşmaları 2010,  23-28 Nisan'daİFFOT - İstanbul Fotoğraf Buluşmaları 2010,  23-28 Nisan'da

Vehbi Koca Fotoğraf Atölyesi Öğrencileri Karma Sergisi



Vehbi Koca Fotoğraf Atölyesi Öğrencileri Karma Sergisi


“LONDRA GÜNLÜĞÜ II”



Vehbi Koca Fotoğraf Atölyesi öğrencilerinin çalışmalarından oluşan karma fotoğraf sergisi açılışı RenkArt Sanat Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.



Vehbi Koca Fotoğraf Atölyesi’nin 24 Nisan’da 2.sini düzenleyeceği “Londra Günlüğü” adlı sergide, kurulduğu günden bugüne atölyede eğitim gören otuz dört öğrencinin, Adile Dalkılıç, Ali Ender Cemgil, Aslı Özçelik, Aykut Sadi, Benan Betik, Canan Sakarya, Çiğdem Ceylan, Coşkun Çetin, Derya Düzen, Ebru Büyüksural, Erkan Can, Femin Yanal, Funda Zeytinoğlu, Gizem Topaloğlu, Gül Ateş, Gülcan Auckland, Güllü Öztaş, H.Dilek Baydar, Hüseyin Derinkuyu, İlkay Atay, İlkay Tepe, Leyla Kırkaya, Meliha Yanmaz, Merve Damcı, Nevra Mew, Nur Akyıldız, Oğuz Erciyas, Özcan Budak, Seda Danacı, Selçuk Akpınar, Sema Gök, Tijen Erol, Yusuf Baydar ve Zeynep Keskin’nin çalışmaları yer alacak. Açılış gecesinde, atölye öğrencilerine sertifikalarının da verileceği sergi iki hafta boyunca ziyarete açık olacak. RenkArt Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan açılış gecesinde öğrencilere sertifikaları, sanat ve iş dünyasının bilinen isimleri tarafından verilecek.


Fotoğraf sanatçısı Vehbi Koca tarafından 2006 yılında kurulan fotoğraf atölyesi bugüne kadar birçok mezun verdi. Katılımcılarını Türkçe konuşan toplum üyelerinin oluşturduğu atölyeye, farklı yaş ve sosyal gruplardan ve iş alanlarından bireyler katıldı. Fotoğrafa dair tüm temel ve pratik bilgilerin öğretildiği atölye aynı zamanda katılımcıların sosyalleştiği bir buluşma noktasına dönüştü. İlk sergisini 13 Eylül 2008 yılında, “Londra Günlüğü” adıyla gerçekleştiren Vehbi Koca Fotoğraf Atölyesi bugün dokuzuncu dönem çalışma grubuyla faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir.


Tarih: 24 Nisan 2010 Cumartesi


Saat: 18:00-20:00


Yer: RenkArt Sanat Merkezi


Adres: 86 Stoke Newington High Street, Stoke Newington N16 7PA


Bilgi için: www.turkishphotography.co.uk ltpcourse@gmail.com

Vehbi Koca Fotoğraf Atölyesi Öğrencileri Karma Sergisi

Bal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile Röportaj




“BAL” FİLMİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ BARIŞ ÖZBİÇER İLE RÖPORTAJ




Şebnem Evren: Barış bey sinema kariyeriniz nasıl başladı?



Barış Özbiçer: Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon bölümünde birinci sınıf yeni bitmişti. Yıl 1995”¦ O dönem sinemanın yanı sıra müzikle de ilgileniyordum, ikiz kardeşimle bir grubumuz vardı. Bir akşam Mustafa Altıoklar bizi sahnede izlemiş. O dönem çekimlerine başlayacağı ‘’İstanbul Kanatlarımın Altında’’ filminde bize rol vermek istediğini söyledi. Büyük bir heyecanla kabul ettim. Sonra bir yolunu bulup aynı sette fotoğraf ve set arkası belgeseli çekmeye başladım. Çekimin sonlarına doğru kamera ekibi ile yakınlaştım ve kariyer anlamında bilinçli ilk tercihimi yapmış oldum. Sinema ve Reklam sektöründe uzun süre kamera asistanlığı yaptım. Okul bitince Londra’da yüksek lisans eğitimi aldım. ‘London Film School’da.. Türkiye’ye döndükten sonra bir süre asistanlık/operatörlük yaptım ve “Yazı Tura” ile görüntü yönetmenliğine başlamış oldum.




Bal filminden…


Ş.E. : Bu dönemde fotoğrafla aranız nasıldı?



B.Ö.: Üniversitede eğitimini almaya başladım. Zamanla tutkuya dönüştü…



Ş.E.: Yüzey üzerinde optik yoluyla resmetme anlayışının fotoğraf olarak ortaya çıkışı ve hareketli görüntü olarak gelişmesi ile sinema bugüne geldi. Fotoğraf ve sinema arasındaki ilişkiye nasıl bakıyorsunuz?



B.Ö.: Sinema ile fotoğrafı birbirinden ayıran temel öğe sinemanın hareketli görüntülerden oluşması. Hareketli görüntünün icadı ile fotografi biçim değiştirdi aslında. Yeni estetik teknikler gelişti. Sonuçta gücünü fotoğraftan alan bir sanat formu oluştu bence.



Fotoğraf çekme zevki hala devam ediyor benim için… Dijital refleks kameralar görüntü yönetmenlerinin favori oyuncakları. Çekim sırasında ön izleme yapabiliyor olmak büyük lüks. Yeni çıkan teknoloji harikası, yüksek kaliteli hareketli görüntü çekebilenler ise daha da iyi oldu.. Provaları kamera ile yapabiliyor, ışığı ve kompozisyonu hazırlarken kontrollü ve hızlı sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Bal’ı çekerken çok işime yaradı.




Barış Özbiçer.


Ş.E.: ‘Bal’ filminin yönetmeni Semih Kaplanoğlu ile tanışmanız ve projeye dahil olmanız nasıl oldu?



B.Ö.: Meleğin Düşüşü filminde 1 hafta kamera asistanlığı yapmıştım. Semih Kaplanoğlu ile ilk kez orada tanıştık… Yıllar sonra Süt filmi için birkaç gün sinematografik destek için gittim Tire’ye… Bal’ın ön hazırlık dönemi, Özgür Eken’in Ankara’da çekimine başladığı, Ahmet Boyacıoğlu’nun yönettiği Siyah/Beyaz Filmiyle üst üste gelince yeni bir görüntü yönetmeni arayışına gidildi. Semih Kaplanoğlu beni aradı ve çalışır mısın dedi. Bende kabul ettim ve böylece Bal ekibine dahil oldum… Heyecanlı bir süreçti benim için. Çünkü daha önce yapılmış Yumurta ve Süt gibi görselliği çok başarılı iki film vardı. Çok yakın bir arkadaşımdan, meslektaşımdan bayrağı devralmışım…




Bal filminden…


Ş.E.: Semih Kaplanoğlu ile çalışmak size neler kazandırdı?



B.Ö.: Şanslıydım. Semih Kaplanoğlu görselliğe çok önem veren bir yönetmen. Meslek hayatımın ilklerini yaşadığım bir proje oldu benim için. Uyguladığımız çekim teknikleri, post prodüksiyon uygulamaları ve sonrasında Berlin’de kazanılan başarı… Zorlu ama muazzam bir deneyim oldu.




Bal filminden…


Ş.E. : ‘Bal’ filmi doğal şartlar göz önüne alındığında oldukça zorlayıcı bir yörede geçiyor. O dağları aşmak tepelere tırmanmak, ekipmanı taşımak yorucu bir süreç olmalı”¦



B.Ö.: Kesinlikle”¦ Engebeli bir coğrafyası var. Yollar iyi durumda değil. Çok kısa mesafeleri aşmak dahi saatler sürebiliyor. Mekanlara ulaşmak için çoğu zaman belirli bir noktaya kadar araçla gidebiliyorduk. Sonrasında ise yürümemiz gerekiyordu. Küçük bir ekip olduğunuzda hareket etmek nispeten kolay oluyor. Manevra kabiliyetiniz artıyor…



En güzel görüntüyü elde edebilmek için gerekli mesafeyi ne kadar zor ve uzun olursa olsun katedeceğiz gibi bir motivasyonla hareket ediyorduk. Çok emek verdik. Bunların bir şekilde filme yansıdığını düşünüyorum ben.




Bal filminden…


Ş.E.: Filmde doğa, dağlar, bulutlar birer platform olarak oldukça başarılı bir şekilde kullanılmış. Tesadüfi olarak gelişen, bir mekanın bir ışığın etkisiyle değişen sahneler oldu mu?



B.Ö.: Çekime başlamadan önce mekanlarımızda çok zaman geçirdik. Her türlü hava durumuna karşı kendimizi hazırladık… Doğu Karadeniz bölgesinde gün içinde mevsim çok hızlı değişebiliyor. Tesadüfi gelişen hava ve ışık değişimlerinin çoğu sinematografik anlamda filme katkıda bulundular…Doğal ışığı etkili şekilde kullanmanın en önemli adımlarından biri iyi ön hazırlık yapmaktır. Bunun filme olan yansıması, alacağınız karşılık istediğiniz gibi olacaktır, içinize sinecektir.




Bal filminden…


Ş.E.: Filmde ‘Sis Dağı Şenlikleri’nden bir sahne var. Seyirci olarak; filmde Yusuf’un yalnız dünyasından coşkulu ve büyük bir kalabalığın içine savrulduğumuz tek an”¦ O çekimler nasıl gerçekleşti?



B.Ö.: Bu şenlikler her yıl düzenleniyor. öncesinde mekan çalışması yaptık. Şenlik günü geldiğinde karşımızda çok renkli, hareketli ve muazzam bir kalabalık vardı. Binlerce insan halay çekerek, horon teperek tepelerden aşağı iniyordu. Kameralarla insanların arasına dalıp, uzun odaklı lensler kullanarak, dikkat çekmeden kendimizi kamufle etmeye çalıştık. Bazen kalabalık içinde dikkat çekmemek çok daha kolay olabiliyor.




Yusuf üçlemesi “Yumurta”, “Süt” ve “Bal”…


Ş.E.: Yöre halkının ekibe yaklaşımı nasıldı?



B.Ö.: Çok yardımsever ve sıcaklar. Bizi çok rahat kabul ettiler ve her zaman yardımcı oldular.




Semih Kaplanoğlu, Altın Ayı ödül töreninde…


Ş.E. : ‘Bal’ filmi Berlin’de ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı. Öncelikle tebrikler”¦ Bu başarıyı ekip olarak paylaştınız”¦ Siz gittiniz mi Berlin’e? Neler hissettiniz ve yaşadınız?



B.Ö.: Gittim, oradaydım. Heyecanlı, enteresan bir süreçti.



Ş.E. : Bu anlamda kazandığınız ilk ödül müydü peki?



B.Ö.: Evet. Sinematografisini yaptığım bir projenin uluslararası platformda kazandığı ilk büyük ödül…




Bal filminden…


Ş.E.: Filmde; öyküyü kurgularken ve sahneleri oluştururken ne gibi hazırlıklar yaparsınız? Kısacası Görüntü yönetmeni tam olarak ne yapar?



B.Ö.: Yönetmenin kafasında canlandırdığı dünyanın sinematografik karşılığını bulma aşamasında devreye girer görüntü yönetmeni. Yönetmene yardım etmek için oradadır. Yönetmenin tarzını anlamak için elinden geleni yapmalıdır. İşlevi bir filmden öbürüne öylesine değişirki, bunu tam olarak belirlemek olanaksızdır.




Filmin fragmanı…


Ş.E.: Yaratıcılık ve estetik kaygılar açısından sinemamızın bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?



B.Ö.: Yurt içinde ve dışında büyük başarılara imza atan projelerimiz var. Bu çok sevindirici.



Ş.E.: Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim.



B.Ö.: Ben teşekkür ederim”¦




Röportaj: Şebnem EVREN

Resmi Web Sitesi:
www.kaplanfilm.com








Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Bal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile RöportajBal Filmi Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer ile Röportaj

Cem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileri




DİRENİŞİN SİMGESİ : TEKEL İŞÇİLERİ


Cem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin




İşyerleri kapatıldığı için, 4/C’li çalışmayı reddeden, özlük hakları ile birlikte kamu kurumlarına yerleşmek ve kadrolu – güvenceli iş taleplerinin yerine getirilmesini isteyen TEKEL işçileri 78 gün süren tarihi bir direnişe imza attılar.



Kazanılmış haklarını kaybetmeme ortak düşüncesiyle seslerini duyurabilmek amacıyla Ankara’ya gelen işçilerin öyküsüdür bu onurlu direniş. Tekel İşçilerine yapılan bu haksızlığın gün gelip diğer isçilere, memura, çalışanlara yapılmama ihtimalini kim garanti edebilir?



Bu nedenle bu mücadele sadece Tekel İşçilerinin mücadelesi olmaktan çıkıp, toplumun tüm kesimini kapsayan bir demokratikleşme hareketi haline gelmiştir.



Bu direniş şimdiye kadar ki vukuu bulan isçi hareketleri içinde, kadınların ve çocukların da aktif olduğu bir eylemdi.



Karne tatilinin bu günlere denk gelmesiyle birlikte, karı–koca, çoluk-çocuk bu harekette yer aldı.



Haklarını geri alabilmek için, daha önce hiç bir eylemde dahi bulunmamış aileler sıcak evlerinden uzakta Ankara’nın soğuk kaldırımlarında, naylon çadırlarda gecelerini geçirdiler.



Bu fotoğraf gösterisinde tarihi TEKEL direnişinin süreci önemli adımlarıyla birlikte anlatılmaktadır.



Gösterinin amacı direniş surecinde işçilere destek olmak ve bu önemli işçi hareketini belgeleyerek geleceğe aktarabilmektir.



Cem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin





















































Cem ARTANTAŞ Hakkında


1979 Ankara doğumlu, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımında Lisansını tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı ve Kentsel Tasarım Bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. 2008 yılında AFSAD’da temel ve ileri düzey fotoğraf eğitimlerini almıştır. Aynı yıl dernek üyesi olmuştur. Halen Afsad çatısı altında atölye eğitimlerine devam etmektedir. Çeşitli karma sergilere katılmıştır.



Nedim Ozan TEKİN Hakkında



1981 Ankara doğumlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği lisans ve yüksek lisans programlarından mezun oldu. Özel bir şirkette Sistem Mühendisi olarak görev yapmaktadır.



AFSAD bünyesinde birçok atölye çalışmalarına ve sergilere katıldı. 2008 yılında AFSAD üyesi oldu.



Fotoğrafçının yaşadığı çağa ve topluma karşı sorumlu olduğunu düşünmekte olup, fotoğrafta biçimden çok içeriğe önem vermektedir.










Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Cem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileriCem Artantaş ve Nedim Ozan Tekin : Direnişin Simgesi, Tekel İşçileri

Gözlerdeki Hüznün Fotoğrafları



GÖZLERDEKİ HÜZNÜN FOTOĞRAFLARI


Füsun Demiray, Hürdoğan Aydoğdu, Mediha Gezgin, Rahime Sarıhan, Yunus Topal




Değişik illerimizden Ankara’ya gelen Tekel çalışanlarının ilk günlerdeki amacı, çadırların üzerine yazdıkları şiirlerde belirtildiği şekilde uzun soluklu eylem yapmak değildi. Hepsinin bakışlarında bir ürkeklik vardı ilk zaman. Bu ürkekliğin altında örgütlü mücadelenin bilinci yatmıyordu elbette. Eylemin ne demek olduğunu bile bilmiyorlardı. Onlar Ankara’ya gelirken, birkaç gün sonra evlerine dönmeyi planlıyorlardı.



İşleri ellerinden alınmıştı.



Buna verilen tepkiydi sadece, yapılan.



Yalansız ekmek kavgasıydı.



Sakarya Meydanı’nda tek başlarına kalmadılar. Sivil Toplum Örgütleri, Gazeteciler, Fotoğrafçılar, Esnaf, Öğrenciler, Halk; kimi destek için, kimi kendi amaçları için oradaydı. Desteğe gereksinimi olan insanlara yönelik de olsa, doğrudan bireyin kendisine yönelik de olsa amaç, konu herkes için aynıydı.”Tekel Çalışanları”.



Sonuçta ciddi bir dayanışma ruhu oluştu. Düzenli olarak yemek dağıtıldı, çay ocakları hiç kapanmadı. Soğuk, ayaz düşünmeden, zor koşullar paylaşıldı.



Önemli bir ayrıntı ise Tekelin kadın çalışanlarıydı. O’nlar çocuklarını, eşlerini, bakıma muhtaç yaşlılarını evde bırakmışlardı. Kendi gönüllerinin alınması gerekirken, her fırsatta geride bıraktıklarının gönüllerini almak için didiniyorlardı üstelik. O kadınlar ki, bir yandan direniş sloganları atmayı öğreniyor bir yandan da çocukları için ağlıyorlardı.



Sakarya Meydanında en dikkat çeken olgulardan biri de direnişe destek vermek için gelen üniversite öğrencilerinin heyecanıydı. Gençliğin insana bahşettiği yüksek hareket kabiliyetini, özgür fikir arayışlarını, mağdurun yanında bulunma arzusunu, üretme ve paylaşma gereksinimini Sakarya Meydanı’na taşımaya çalıştılar. Sadece birkaç saat destek vermek amacıyla meydana gelen birçok üniversite öğrencisi günlerce bu alanda kaldı. Çadırlarını kurdular, işçilere yardım ettiler. Elbette gençliğin dinamizmi ve heyecanı tekel çalışanlarına da yansıdı. Ama işçilerin öğrencilere yaşattığı inançlı bir duruş vardı ki, belki o nedenle günlerce meydanda kalarak desteklerini sürdürdüler. Bu eylem vesilesi ile tarihte ilk kez Üniversite öğrencileri için en yetkili ağızdan, gençliğin heyecanlı ve atak halinin, onların doğasının bir gereği olduğu, kaçınılmaz bir hal olduğu deklare edildi.



İlk günden itibaren basının ilgisi de çok yüksekti. Basın mensuplarıyla birlikte alanda sürekli dolaşan, gece gündüz işçilerin yanında olan amatör-profesyonel fotoğrafçılar da vardı.



Onlar neden buradaydı?



Neden deklanşörlere basılıyordu binlerce kere?



Elbette ortamın fotoğrafa çok elverişli olması etkili bir nedendi. Çadırlardan yükselen dumanlar ve insana dair renk cümbüşü bizleri derinden heyecanlandırdı. Ama sadece bunlar değildi bizleri sahada sürekli bulunduran. Biz fotoğrafçılar, hayatı anlamaya / keşfetmeye çalışıyoruz. Bizi etkileyen her “an” ölümsüzleşmelidir. Bunu isteriz. Ölümsüzleştirebildiğimiz her önemli an bizi sonsuz mutlu eder. Her fotoğraf bizim için yaşamın ta kendisidir.



Amatör-profesyonel, fotoğraf çeken herkes tarafından Ankara Kızılay Meydanında yazılmış bir hikâye vardır. Tekel İşçilerinin başrolü oynadığı bu hikâyede her fotoğrafçının bir sözü vardır mutlaka, kelimelere dökülmemiş olsa da.



Ben fotoğraflarımla işçilerinin gözlerindeki hüznü yazdım belki. Diğer bir fotoğrafçı o coşkuyu Türkü olarak sunmuştur. Bir başkası özlemi, aşkı anlatacaktır. Fotoğraf dokümanter niteliğini bütünlük içinde kazanmaya başlamıştır o ortamda.



Yaşamadıklarımızın fotoğraflarını yapmak hiç kolay değildir.



O nedenle yaşayarak fotoğraflamaya çalıştık Tekel işçilerinin eylemini.



Füsun Demiray



Füsun Demiray














Hürdoğan Aydoğdu















Mediha Gezgin











Rahime Sarıhan












Yunus Topal




















Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Gözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün FotoğraflarıGözlerdeki Hüznün Fotoğrafları

Engin Güneysu Fotoğraf Sunumu ve Söyleşisi



Merhaba,



Öteki Kültür Sanat Merkezi’nde yapılacak olan Engin Güneysu Fotoğraf Sunumuna bekleriz.



Samsun 200 Evler ve Sokağın Dili Bildiğin İstanbul adlı fotoğraf çalışmalarıyla tanınan Fotoğrafçı Engin Güneysu, 10 Nisan 2010 saat : 16.30 da Kadıköy’de bulunan Öteki Kültür Sanat Merkezi’nde fotoğraf sunumu ve söyleşi gerçekleştirecek.



Tarih: 10 Nisan 2010 Cumartesi


Zaman: 16:30 – 18:30


Yer: Öteki Kültür Sanat Merkezi – Osmanğa mah. Halitağa cad. Kıvanç sk. No: 5 Kadıköy




www.otekikultursanat.com


www.golgesanat.com

Engin Güneysu Fotoğraf Sunumu ve Söyleşisi