Kategori arşivi: MART 2008 SAYISI – MARCH 2008 ISSUE

Nile Tuzun Galeri



13 yaşınızda İstanbul’dan Amerika’ya uzanan ve sanat ile bütünleşip bir fotoğraf galerisi kurmaya kadar giden bir öykünüz var… Bunu bize anlatabilir misiniz?


İstanbul’da doğdum büyüdüm. 1980’lerde Türkiye’de hükümetler istikrarsız olduğu için babam İstanbul’da çok başarılı bir tüccar olmasına rağmen Kaliforniya’ya taşınmamıza ve Amerikan rüyasının bir parçası olmamıza karar verdi. Geçen 21 yıl Güney Kaliforniya’da yaşadım ve yakın zamanda Uluslararası bir otel işletmesinde Dizayn ve insaat Direktörü olarak San Fransisko’ya taşındım.



Nile Tuzun


Could you tell about your story that extends from İstanbul to America and establishing a photo gallery became integrated with art?



I was born and raised in Istanbul. During the 1980’s Turkish government was very unstable so my father who was a very successful merchant in Istanbul took a chance and decided to move our family to California to be part of the American dream. I have been living in Southern California for the past 21 years and recently moved up to San Francisco where I work as Director of Design and Construction for an international hotel operator.



1968, Munich (1968, Münih) © Gianni Berengo Gardin


Sanat ile ilgili hangi eğitimleri aldınız? Fotoğraf ile tanışmanız ve galeri açma fikriniz nasıl doğdu, gelişti?


Mimarlar, dizaynırlar ve artistlerden oluşan bir aileden geliyorum, bu nedenle sanata ilişikin bir meslek seçmem kaçınılmazdı. Mimarım ve mimari alanda yüksek lisans da yaptım. Okul yıllarımda fotoğrafla hep ilgilendim. İlk kameramı İstanbul’da çok tanınan bir mimar olan amcam almıştı. Amcam beni sürekli binaların ve seyahatlerimin fotoğraflarını çekmem konusunda teşvik etti. Ancak fotoğrafa gerçek ilgim 2005 yılında Roma’ya yaptığım seyahate kadar oluşmadı. Roma’da kaldığım sürede, İtalyan fotoğrafçıların muhteşem görüntülerini izleme şansına sahip oldum ve İtalyan fotoğrafçıların dünyasına dahil olmak istediğimi anladım. Bu Nile Tüzün’ün sanal galerisinin nasıl İtalyan fotoğrafına adandığının hikayesidir.


What about your education in art? How did your opinion about establishing a gallery an your meeting with photograph come about and develop?



I come from a line of architects, designers and artists in my family so it was only inevitable that I would choose a profession in the arts for myself. I am an architect by training and I have a Master’s Degree in Architecture. Throughout my years in school, I have always been interested in photography. My first real camera was given to me by uncle who is a very well known architect in Istanbul. He has always encouraged me to take photographs of buildings and of my travels. I have always been drawn to the spontaneity and the permanence of photography. However, my real interest in the art of photography didn’t come until my visit to Rome during the summer of 2005. During my stay in Rome, I had a wonderful chance to be exposed to the most beautiful images in the world made by Italian photographers and at that point I knew that I wanted to be involved in spreading the word on Italian photography and its artists. This is how the virtual gallery of Nile Tuzun Gallery dedicated solely to Italian photography has been initiated.




© Patrizia Savarese


Bize galerinizden bahseder misiniz? Henüz hayalinizdeki şekle büründü mü?


Galeriye başlamak kolay bir iş değil. Kolleksiyonerler ve fotoğraf uzmanlarıyla dostane ilişkiler geliştirmek için zaman ve çaba gerekiyor. Sadece İtalyan fotoğrafçıları temsil ederek, galeriler dünyasında özel bir yer edindim ve temsil ettiğim fotoğrafçılara giderek artan olumlu bir tepki var. İlkbaharın sonlarına doğru San Fransiko’da fiziksel galerimizi açmayı düşünüyoruz. Bireysel sergilerin ardından ilk sergimiz galerinin tüm sanatçılarını kapsayacak şekilde olacak.


Could you tell us about your gallery? Did it reach the shape in your dreams?



Starting a gallery is not an easy job. It takes much time and effort to build relationships and rapport with collectors and connoisseurs of photography. By only representing Italian photographers, I have built a very special niche for myself in the world of galleries and there has been an overwhelming positive response to the photographers that I represent. We are looking to open our physical gallery in San Francisco in 2008. Our first exhibition will be a group showing of all the artists of the gallery followed by solo shows of the artists.




© Enrico Bossan


İtalyan fotoğrafçıları ile çalışma kararınızı nasıl aldınız? Sizi neler etkiledi ? Ve italyan fotoğrafı konusunda fikirlerinizi paylaşabilir misiniz bizimle?


Galeri açmaya ilk karar verdiğimde, galericilerin birçoğu gibi, uluslararası sanatçıları temsil etmeyi düşündüm. Colors Magazin’in Editöryel Direktörü, Enrico Bossan, uzun sure danışmanımdı ve fotoğraf dünyasında özel bir yer seçmemi önerdi. Onun daha sonra süren desteğiyle, 1900’lerden bu yana çekilen en güzel İtalyan fotoğraflarına ulaşabildim. Amerika’da temsil edeceğim fotoğrafçı sayısını azaltmaya çalışırken Italya’ya seyahat ettim ve fotoğrafçılarla yüzyüze görüştüm. İtalyan kültürü bana Türk kültürünü anımsattı. Insanlar çok samimi ve dostça. Akdenizli kanı kendimi evimde ve yakın hissetmemi sağladı.


How did you decide to work with Italian photographers? Have you affected by what? And could you share your opinion about Italian photography?



When I first decided to open a gallery, just like most galleries, I was thinking about representing international artists. Enrico Bossan, Editorial Director of Colors Magazine, is my long time advisor and he suggested that I must make a special place for myself in the photography world. With his continuing support, I was able to meet with the best Italian Photographers who has been creating the most beautiful images since the early 1900s. As I was trying to narrow down the photographers that I would represent in the US, I have traveled to Italy and have met with the photographers personally. Italy’s culture reminds me so much of our culture in Turkey. People are very friendly and close. There is of course the Mediterranean blood that is very similar to our own which made me feel connected and at home right away.




© Romano Cagnoni


Türkiye ile de kontağınız var sanırım… Türk fotoğrafı hakkında neler düşünüyorsunuz ? Galeri, fotoğraf ajansı, kolleksiyon gibi konularda neler eksik, neler yapılması lazım ?

Türkiye’de bazı bağlantılarım var ve bazı fotoğrafçılarla karşılaştım. Problemin dünyanın heryerinde aynı olduğunu düşünüyorum. Tepede çok az kişi var ve çoğu oyunda kalmak için savaşıyor. Fotoğrafçılık zor bir kariyer. Zaman ve çaba olarak tamamen adanmayı gerektiriyor. Bazen bir fotoğrafçının tanınması için çok uzun yıllar geçebiliyor. Belki de İtalya’da olduğu gibi Türkiye’de de fotoğraf çok iyi tanınan bir sanat değil. Sanat kolleksiyonerleri arasında saygınlığını kazanması için zaman ihtiyaç var. Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yapısı nedeniyle de çağdaş bir sanat olarak fotoğrafın gözden kaçırılmaması gerekiyor. Fotoğrafın Türkiye’de ve heryerde gelişmesi halkı eğitmekten ve sadece fotoğraftan oluşan sergiler açılması gerekiyor.


You have contact with Turkey. What do you think about Turkish photography? What are the deficiencies and what can be done about the subjects like galleries, photo agencies, collections?


I have some contacts in Turkey and have met some Turkish photographers. I believe the problem is the same everywhere in the world. Only a few makes it to the top and most are fighting to stay in the game. Photography is a difficult career to have. It requires total dedication, time and effort on one’s part. Sometimes, it takes many long years before a photographer gets recognized. Perhaps in Turkey, just like in Italy, photography is not a very well known art form. It will take time to build its reputation among the art collectors. Also, due to economic and social situations in Turkey photography gets overlooked as a contemporary art form. The most important thing for the progression of photography in Turkey or anywhere else is having exhibitions dedicated only to photography and of course, educating the public.




© Francesco Cito


20. ve 21. yüzyıl İtalyan fotoğrafları kolleksiyonunuz da mevcut. Alıcılarınız kimler, kimlerle çalışıyorsunuz, dünyada fotoğraf kolleksiyonculuğu nasıl bir trend izliyor?




Çok sayıda uluslararası fotoğraf kolleksiyonerine ulaştık. Müşterilerimizin çoğu trendlere gore fotoğraf satın almıyor, karşılaştıkları görüntüye aşık olup alıyor. Trendler pazarda oluşuyor ve gerçekten neyin değerli olduğuyla ilgili olmayabiliyor. Ben her zaman müşterilerime fotoğrafa baktıklarında ilk izlenimlerini dikkate almalarını söylerim. Eğer fotoğraf olumlu ya da olumsuz bir duygu uyandırıyorsa, bu sanattır.




You’ve got 20th and 21st centuries’ Italian photographs in your collection. Who are your customers, do you work with whom? What do you think about the trend of the photo collecting in the world?



We cater to a wide group of international collectors. Most of our clients do not necessarily purchase photographs due to trends but because they fall in love with the image that they came into contact with. Trends are set by marketing and are not always the true measure of what is really valuable. I always advise my collectors to pay attention to their first impression that they get when they look at a photograph. If the photograph evokes emotion, positive or negative, it is art.




© Franco Fontana


Sizin sanat ve fotoğrafla uğraşınız nasıl? Zaman ayırabiliyor musunuz? Boş zamanlarınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?




Mimarlık alanında çalışabildiğim ve galerimde fotoğrafçılıkla uğraşabildiğim için çok şanslıyım. Yaşantımda başka birşeye vakit kalmasa da şikayet etmiyorum. İşim nedeniyle çok ilginç insanlarla karşılaşıyorum, çok seyahat ediyorum ve dünya sanatının içindeyim. Her zaman çok meraklı bir insan oldum. Yaratıcı süreç beni büyülüyor ve bunu hergün yaşıyor olmaktan çok mutluyum.




What about your occupation with art and photography? Do you have time for them? What do you like to do in your spare times?



I am very fortunate to be involved in the field of architecture as well as indulge in my passion for photography with the gallery. Either leaves little time to do anything else in my life but I have no complaints. My work allows me to meet very interesting people, travel extensively and be involved in the world of art. I have always been a very curious person. I am fascinated by the creative process and I am very happy to be doing it everyday.




© Carmelo Nicosia


Neden resim değil de fotoğraf?




Resim tarihi konusunda genel bilgi sahibiydim ancak fotoğraf sanatı konusunda gerçekten birşey bilmiyordum. Fotoğrafın milenyumun yeni sanatı olduğunu, yaratıcılık ve işlem sürecinin çok heyecan verici olduğunu inkar etmemek gerekiyor.




Why did you choose photograph instead of painting?



I have a general understanding of the history of painting but I have real knowledge of the art of photography. There is no denying that photography is the new art form of the millennium and I find its creation and execution very fascinating.




© Patrizia della Porta


Galerinize kabul ettiğiniz çalışmalarda aradığınız kriterler nedir?




Galerimizde kimleri temsil edeceğimiz konusunda çok seçiciyiz. Yeni yetenekler keşfetmek peşindeyiz. Temelde sanatçının yaratıcılığı ve orjinal fikirleriyle ilgileniyorum. Çok tecrübeli fotoğrafçıların kariyerlerinde süreklilik ve tutarlılığa sahip olduklarını ve yeni kariyer yapan sanatçıların da geleceklerinde başarılı bir kariyer sözü verdiklerini görebilmek önemli.



What are your criterions for accepting the works for your gallery?



We are very selective in who we represent in our gallery. We are always on the look out for new talent. I am mainly interested in innovation and in the original idea that is being presented by the artist. It is important to see that the more experienced photographer has had longevity and consistency in their career and the young emerging artist has the promise of a successful career ahead of them.




CONTACT INFORMATION:


Nile Tuzun, Gallery Owner


Telephone: + 949 292 3883 (USA)


Email: nile@niletuzungallery.com


Website: www.niletuzungallery.com



İLETİŞİM BİLGİLERİ:


Nile Tuzun, Galeri Sahibi


Telefon: + 949 292 3883 (ABD)


Eposta: nile@niletuzungallery.com


Web site: www.niletuzungallery.com






Röportaj (interview by) : Levent YILDIZ
Çeviri (translated by) : Hatice KAPUDERE







GALERİ SANATÇILARINDAN…
FROM GALLERY’S ARTISTS…




Nile Tuzun Galeri’nin temsil ettiği sanatçılar: Gianni Berengo Gardin, Antonio Biasiucci, Enrico Bossan, Romano Cagnoni, Luca Campigotto, Lorenzo Cicconi Massi, Francesco Cito, Patrizia della Porta, Franco Fontana, Francesco Jodice, Carmelo Nicosia, Patrizia Savarese, Massimo Siragusa, Lorenzo Vitturi.


Nile Tuzun Gallery is proud to represent the following artists: Gianni Berengo Gardin, Antonio Biasiucci, Enrico Bossan, Romano Cagnoni, Luca Campigotto, Lorenzo Cicconi Massi, Francesco Cito, Patrizia della Porta, Franco Fontana, Francesco Jodice, Carmelo Nicosia, Patrizia Savarese, Massimo Siragusa, Lorenzo Vitturi.





Gianni BERENGO GARDIN




1954, Paris (1954, Paris) © Gianni Berengo Gardin

1962, Florence (1962, Floransa) © Gianni Berengo Gardin


Gianni Berengo Gardin 1930 yılında İtalya’da Santa Margherita Ligure’de doğdu. 1954’ten bu yana fotoğraf çekiyor. Favori konuları, sosyal hayat, mimari ve şehirleşme, çevre ve insanlar.



Yılar boyunca Berengo, Italya ve yurtdışından büyük dergilere ve gazeteler fotoğraflar çekti. Domus, Epoca, L’espresso, Time, Stern, Harper’s, Relites, Vogue ve le Figaro bunlardan bazıları. 1954-1965 yılları arasında Gianni Il Mondo isimli Mario Pannuzio tarafından yönetilen haftalık bir dergide çalıştı.



Tüm dünyadan 50 den fazla sergi açtı ve bunlar Berengo’nun çalışmalarının ve yaratıcılığını kutlamasıydı. Çalışmaları New York Modern Sanat Müzesinde, The Rochester Eastman House’da ve Bibliothèque Nationale of Paris’te sergilendi. 1990’da Gianni Berengo Gardin Paris’te Mois de la Photo’da özel misafirdi ve L’Elysee’de Lozan Müze’sine konuk oldu. 1994’te fotoğrafları İtalyan Sanatı konulu büyük sergide sergilendi.(New York Guggenheim Müzesi)



150 kadar Fotoğraf kitabı var. Paris, İsviçre, Roma, Venedik’te yaşadı, şu an Milano’da yaşıyor. Günümüzün İtalya’nın en ünlü fotoğrafçısıdır.








Gianni Berengo Gardin was born in Santa Margherita Ligure, Italy, in 1930. Since 1954 Gianni Berengo Gardin was involved in photography. His favorite fields of photography are social issues, architectural and urban reports, landscapes and people.
Throughout the years, Berengo produced important works for major magazines and newspapers in Italy and abroad. Magazine such as Domus, Epoca, L’Espresso, Time, Stern, Harper’s, Réalités, Vogue and le Figaro are to name a few. His peculiar photographic view has also been very welcomed in advertising and corporate. From 1954 to 1965, Gianni worked for Il Mondo, a famous weekly magazine directed by Mario Pannunzio.


More than 50 different exhibitions, all over the world, have celebrated Berengo’s work and his creativity. His worked has been exhibited at the New York Museum of Modern Art, the Rochester Eastman House, and the Bibliothèque Nationale of Paris. In 1990, Gianni Berengo Gardin was a special guest at the Mois de la Photo of Paris and a special exhibition has been held in FNAC galleries. In 1991, Gianni’s big Retrospective was hosted in the Lausanne Musée de l’Elysée. His photographs were also included in the big exhibition dedicated to Italian Art in 1994 (New York Guggenheim Museum).



Gianni Berengo Gardin has published around 150 photographic books. He has lived in Paris, Switzerland, Rome and Venice and currently resides in Milan. He is among the most celebrated Italian photographers today.




Antonio BIASIUCCI





© Antonio Biasiucci

© Antonio Biasiucci


Antonio Biasiucci 1961’de Dragoni(Caserta)’da doğdu. 1980’de Nepal’e taşındı ve antropolojik fotoğrafçılığa başladı ve ilk çalışmalarını şehir varoşlarında çekti. 1984’te Vezüv Gözlemcileri ile işbirliği yaparak Italya’daki aktif volkanları çekti. Çalışmaları keskin bir şiddet ve aynı zamanda şekilci bir doğaya sahiptir, görsel olarak yaşamın ve toprağın temel öğelerini araştırır.



Biasiucci çalışmalarını İtalya’da ve dışarda önemli galerilerde, sergileri özel ve resmi kuruluşlarda sergileri oldu, birçok çalışması the Bibliothèque Nationale in Paris, the Centre de la Photographie in Geneva, the Collection of the Banca del Gottardo in Lugano, the Musée de l’Elysée in Lausanne, the Galleria Civica in Modena, the Sandretto Re Rebaudengo Foundation for Contemporary Art at Guarene, the Museum of Contemporary Photography at Cinisello Balsamo (Milan) gibi müzelerin ve kuruluşların kolleksiyonuna dahildir.



Antonio Biasiucci uluslararası tanınmasını 1992’de Arles’te kazandığı Kodak Panorama ve Mart 2004’te Londra’da Kraszna-Krausz Fotoğraf Kitabı Ödülü’ne borçludur. Lo Stato Delle(Eşyanın Görkemi) 2004’te basıldı.



Antonio Biasiucci was born at Dragoni (Caserta) in 1961. On moving to Naples in 1980, he took an interest in anthropological photography and produced his first work on the urban outskirts. In 1984, collaborating with the Vesuvian Observatory, Antonio carried out work documenting the active volcanoes in Italy. His photographic research is characterised by absolute rigour, also of a formal nature, in visually researching the primary elements of life on earth.



Biasiucci has shown his work in important galleries and in public and private institutions in Italy and abroad, and many of his works belong to permanent collections in museums and institutions, including the Bibliothèque Nationale in Paris, the Centre de la Photographie in Geneva, the Collection of the Banca del Gottardo in Lugano, the Musée de l’Elysée in Lausanne, the Galleria Civica in Modena, the Sandretto Re Rebaudengo Foundation for Contemporary Art at Guarene, the Museum of Contemporary Photography at Cinisello Balsamo (Milan).



Antonio Biasiucci has obtained important international recognition, from the European Kodak Panorama prize which he won in Arles in 1992, to the latest Kraszna-Krausz Photography Book Award won in London in March 2004 for the volume RES. Lo Stato Delle Cose (The State of Things), published in 2004.




Enrico BOSSAN





© Enrico Bossan

© Enrico Bossan


Enrico Bossan Dolo (Venedik’te) 1956’da doğdu ve 1975’e kadar kendini fotoğrafa adadı. 1985’ten bu yana fotoğrafları ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlandı.



1987’de Profesyonel fotoğraf dalında Kodak ödülünü kazandı. Çalışmaları Houston FotoFest’te, Turin uluslararası Fotoğraf Bienalinde, Amsterdam, Arles, Milan, Roma, Salonika, Tokyo ve Venedik’te sergilendi. Röportajları kitap olarak basıldı: “Pechino-Parigi”(1986), Italya’nın macera yolunu izleyerek Asya’dan Avrupa’ya ve “Exit” bugünkü Amerika’nın “iki yüzü” nü anlatır.



Bu coğrafik rotaların dışında Bossan sağlık konusunda bir projede çalıştı. Hastanedeki hastaların yaşamlarına bir bakış sundu.(1996’da Romeo Martinez ödülünü kazandı) Yaşam ve sağlık konularına merakı bir seri fotoğraf ve yazın projesine yöneltti. 2000’de “Esodo” (exodus) basıldı, AIDS hastalarına bir bakış ve ““Un privilegio difficile”(Zor bir ayrıcalık), Sub-Saharan Afrika’da siyah ve beyaz bir röportaj Pietro Veronasa’nın yazdığı bir yazıyla birlikte yayınlandı.



2002’de “Il cerchio della Salute” (Sağlık Çemberi) yaşadığı Padua şehrindeki sağlık hizmetleri ile ilgili çalışması basıldı. 2003 yılında “è Africa” “İşte Afrika” Afrika hakkında insanları, renkleri, kokuları ve herşeyiyle bir röportajı da kapsayacak şekilde pozitif bir Afrika imajı oluşturan çalışması basıldı. 2003’te Italyanın “sağlık sistemi” hakkında dört kısa film yönetti. Son zamanlarda Rovigo’s Azienda Sanitaria (Sağlık Servisleri) hakkında bir projede çalışıyor. Haziran 2005’ten bu yana Fabrica’nın Fotoğraf Direktörü ve şu an Colors Magazine’inde direktörüdür.



Enrico Bossan was born in Dolo (Venice) in 1956 and has dedicated himself to photography since 1975. He has had his photographs published in national and international magazines since 1985.



In 1987, Enrico Bossan won the Kodak prize for professional photography. His images have been exhibited at the Houston PhotoFest, at the Turin International Photography Biennale, in Amsterdam, Arles, Milan, Rome, Salonica, Tokyo and Venice. His reportage has also been published as books: “Pechino-Parigi” (1986), a voyage from Asia to Europe following the adventurous route of Italy and “Exit” (1992), which describes “two visions” of today’ s America originating from a collaboration with photographer Roberto Koch.



Besides following geographic routes. Bossan worked on a project about health for an extended period. He offered a view into the lives of hospital patients (which was awarded the Romeo Martinez Prize in 1996). His interest in life and work within health structures led him to develop a series of photographic and editorial projects. In 2000 he published “Esodo” (Exodus), a look into a home for AIDS patients and “Un privilegio difficile”(A difficult privilege), a black and white reportage with an essay by Pietro Veronese on a collaboration on national health in Sub-Saharan Africa for Cuamm Medici con Africa.



In 2002 he published “Il cerchio della Salute” (The Circle of Health) about health services in the city of Padua where he lives. In 2003 with the reportage “è Africa” (This is Africa) he immortalized a positive image of everyday Africa with its people, objects, colors and smells. In 2003, on the theme of public health, Bossan changed expressive medium and directed four short films centered around the stories of patients and health workers in Italy’s own “health system”. He is currently working on a project of social and cultural communication with Rovigo’s Azienda Sanitaria (Health Services.) Since June 2005, Enrico Bossan has been the Head of Fabrica’s Photography Department and now he is the director of Colors Magazine.




Romano CAGNONI





© Romano Cagnoni


© Romano Cagnoni


Romano Tuscany’yi Londra’ya giderken 1958’de bıraktı. Simon Gutman’la çalıştı. (Robert Capa, Feliz Mann, Kurt Hutton, Cartier-Bresson’la birlikte modern fotoğraf dergiciliğinin kurucusu. Romano 1965’te Kuzey Vietnam’a girebilen fotoğrafçı. Kamboçya, Biafra iç savaşı, İsrail, Güney Amerika iç savaşları, Kuzey İrlanda, Afganistan, Yugoslavya, Kosova gibi Dünya olayları ile ilgili çalışmaları uluslararası dergilerde basıldı.



Romano USA Denizaşırı Basın ödülünü, Alman Sanat Direktörleri Klubü Bronz Madalyasını ve Italya’da birçok ödül kazandı. Tüm dünyada sergiler açtı. Sunday Times önceki Editörü Harold Evans “Sayfadaki resim” isimli kitabında Cagnoni’yi dünyadaki en ünlü yedi fotoğrafçı arasında sayar.



Romano Cagnoni leaves Tuscany for London in 1958. He has worked with Simon Guttmann (founder of modern photojournalism with Robert Capa, Felix Mann, Kurt Hutton, Cartier-Bresson, etc.). Romano was teh photographer admitted in North Vietnam in 1965. He documented world events published in international magazines such as Cambodia, Biafra civil war, Israel, South America civil wars, Northern Irland, Afghanistan, Yugoslavia, Chechnya, Kosovo, etc.



Romano won the USA Overseas Press Award, the German Bronze Medal Art Directors’ Club and many Italian Prizes. He held exhibitions worldwide. Sunday Times former editor, Harold Evans, in his book “Pictures on a page”, mentions Cagnoni amongst the seven most famous photographers in the world.




Luca CAMPIGOTTO





© Luca Campigotto


© Luca Campigotto


Luca Campıgotto modern sanatlar mezunu, 1980’lerden bu yana manzara, mimari ve endüstri fotoğrafları çekiyor. Venedik, Roma, Londra, Newyork, Morocco’da bir rotada, Kamboçya Angkor’da, Şili Atacama çölünde, Easter adasında, Yemen ve Laponya’da araştırma projelerinde bulundu. Mois de la Photo, Paris; CCA, Montreal; MAXXI, Rome; 47th Venice Biennale of Art; Festival della Fotografia, Rome; MEP, Paris; Galleria Gottardo, Lugano; IVAM, Valencia; The Art Museum, Florida’da segiler açtı. Çalışmaları Maison Européenne de la Photographie, Paris; Canadian Centre for Architecture, Montreal; Progressive Collection, Cleveland; Margulies Collection, Miami; The Sagamore Collection, Miami; Collezione Unicredit, Milan; Fondazione Sandretto Re Rebaudengo, Turin; Metropolitana di Napoli; Museo Fortuny, Venice; Museo d’Arte Moderna e Contemporanea, Varese; Galleria Civica, Modena; Museo della Fotografia, Cinisello Balsamo; Museo Civico, Riva del Garda; CRAF, Spilimbergo’nun özel ve resmi kolleksiyonlarına girdi.



Basılan eserleri; Kahirenin Taşları, Peliti, Roma 2007; Venicexposed, Contrasto, Rome/ Thames&Hudson, London/ La Martinière, Paris 2006; Sguardi Gardesani, Nicolodi, Trento 2004; L’Arsenale di Venezia, Marsilya 2000; Fuori di casa, Imagina 1998; Molino Stucky, Marsilio 1998; Venetia Obscura, Peliti Associati, Roma/ Dewi Lewis, Stockport/ Marval, Paris 1995.



Çalışmaları The New York Times Magazine, Dazed and Confused, The Wall Street Journal, Vogue, Le Monde, Liberation, le Parisien, The Independent, Frankfurter Allgemeine Zeitung, Il Corriere della Sera, Domus, Abitare, Casabella, Arte, Io Donna, Sette, D La repubblica delle donne, Nuovi Argomenti, Flair, FMR, Panorama, L’Espresso, Modo, L’Unità, Lo Specchio, Il Gazzettino, Linea d’ombra, Il Sole 24ore, Fotologia, Photo, Photographia, Reflex’te basıldı ve incelendi.



Her zaman yazma konusunda da istekli oldu. 2005’te Nuovi Argomenti dergisi çalışmalarından ve şiirlerinden bir seçki yayınladı. Luca Venedik’te 1962’de doğdu. Milano’da yaşıyor ve çalışmalarını sürdürüyor.



Luca Campigotto, a graduate in modern history, has been photographing landscape, architecture and industry since the 1980s. He has carried out research projects on Venice, Rome, Naples, London, New York, the route of the Casbahs in Morocco, Angkor in Cambodia, the desert of Atacama in Chile, Patagonia, Easter Island, Yemen and Lapland.



Luca has exhibited at Mois de la Photo, Paris; CCA, Montreal; MAXXI, Rome; 47th Venice Biennale of Art; Festival della Fotografia, Rome; MEP, Paris; Galleria Gottardo, Lugano; IVAM, Valencia; The Art Museum, Florida. His works are held in private and public collections, including: Maison Européenne de la Photographie, Paris; Canadian Centre for Architecture, Montreal; Progressive Collection, Cleveland; Margulies Collection, Miami; The Sagamore Collection, Miami; Collezione Unicredit, Milan; Fondazione Sandretto Re Rebaudengo, Turin; Metropolitana di Napoli; Museo Fortuny, Venice; Museo d’Arte Moderna e Contemporanea, Varese; Galleria Civica, Modena; Museo della Fotografia, Cinisello Balsamo; Museo Civico, Riva del Garda; CRAF, Spilimbergo.



Luca Campigotto has published: The Stones of Cairo, Peliti, Rome 2007; Venicexposed, Contrasto, Rome/ Thames&Hudson, London/ La Martinière, Paris 2006; Sguardi Gardesani, Nicolodi, Trento 2004; L’Arsenale di Venezia, Marsilio 2000; Fuori di casa, Imagina 1998; Molino Stucky, Marsilio 1998; Venetia Obscura, Peliti Associati, Rome/ Dewi Lewis, Stockport/ Marval, Paris1995.



His work has been published and reviewed in: The New York Times Magazine, Dazed and Confused, The Wall Street Journal, Vogue, Le Monde, Liberation, le Parisien, The Independent, Frankfurter Allgemeine Zeitung, Il Corriere della Sera, Domus, Abitare, Casabella, Arte, Io Donna, Sette, D La repubblica delle donne, Nuovi Argomenti, Flair, FMR, Panorama, L’Espresso, Modo, L’Unità, Lo Specchio, Il Gazzettino, Linea d’ombra, Il Sole 24ore, Fotologia, Photo, Photographia, Reflex…



Luca has always pursued an interest in writing. In 2005, the magazine Nuovi Argomenti published a selection of his pictures and poetry. Luca Campigotto was born in Venice in 1962. He now lives and works in Milan.




Lorenzo CICCONI MASSI





© Lorenzo Cicconi Massi


© Lorenzo Cicconi Massi


1965’te Senigalia’da doğdu ve halen burda yaşıyor. 1991’de “Mario Gaicomelli and the Misa Group in Senigallia” tezini vererek sosyoloji bölümünden mezun oldu. Bu dönemde siyah ve beyaz konusunda fotoğraf araştırmalarını başlattı. Aynı dönemde Lorenzo Tele+ ve Rai’de yayınlanan ve birçok festivalde ödül kazanan düşük maliyetli kısa filminlerini çekti.



1999 yazında “Les Rencontres d’ Arles’a bir seyahat sonrası fotoğraf yoluyla hikayeler anlatmaya başladı. 1990’da başladığı çocuk oyunlarına adanan serisini bitirdi. Seri Canon Ödülünü kazandı. Lorenzo’nun araştırması insan gerçeği üzerine fikirlerden ve ülkesinden manzaralardan oluşuyor.



2003’de ilk uzun filmini yaptı. “Dünyanın Motoru”. Film Marche ve Basilicata’da çekildi. Ricardo Scamarcio ve Ennio Fantstichini oynadılar. 2006’dan bu yana Lorenzo’nun çalışmalardan bir kısmı Forma kolleksiyonuna dahil edildi. Çalışmaları Lo Donna, Ventiquattro, Panorama, Venerdi ve Vogue gibi çok önemi İtalyan dergilerinde basıldı.



2007’de Lorenzo Cicconi Massi’ye küçük Çinli futbolcularla ilgili çalışması “Spor Dalında” Dünya Basın Fotoğrafı Ödülünü kazandı.


Lorenzo Cicconi Massi was born in 1966 in Senigallia where he still resides. In 1991 Massi graduated in Sociology with a thesis on “Mario Gaicomelli and the Misa Group in Senigallia”. During this time, he started his photographic research in black and white. During the same period, Lorenzo realised his first low-cost short films where he was awarded in many festivals and broadcasted by Tele+ and Rai.



In the summer of 1999 after a journey to “Les Rencontres d’ Arles, the need of telling stories through photographic images strongly came back to him. With this vision, Lorenzo finished the series dedicated to children games which he started in 1990. The series was awarded with the Canon Prize. Lorenzo’s research starts with and pulls from suggestions of human realities and landscapes of his country.



In 2003, Massi made his first full-length film, “Engine of the World.” The movie was filmed in Marche and Basilicata. The actors Riccardo Scamarcio and Ennio Fantastichini were part of the cast. Since 2006, a selection of Lorenzo’s photographs have been included in Forma’s collection in Milan. His pictures are published in the most important Italian magazines such as Lo Donna, Ventiquattro, Panorama, Venerdi and Vogue.



In 2007, Lorenzo Cicconi Massi was given the World Press Photo Award in “Sport Features Category” for his work on young Chinese football players.





Patrizia DELLA PORTA





© Patrizia della Porta


Patrizia Della Porta Milano ve New York’ta yaşıyor ve çalışıyor. Çağdaş mimari fotoğrafçılığında uzmanlaştı ve çalışmalarını New York, Washington D.C., Toronto, Tokyo, Londra, Munih, Berlin, Milano, Bilbao ve Kuala Lumpur’da yapıyor. Çalışmaları çağdaş mimarinin önde gelen Frank Lloyd Wright, Yeoh Ming Pei, Frank Gehry, Cesar Pelli, Carlo Scarpa, Kenzo Tange, Renzo Piano, Daniel Libeskind gibi isimleri tarafından şiirsel bulunuyor. Mimari görüşü yapıların yeni boyutları ve zaman ve uzay boyutunda yeniden yorumlanması hakkında.



1984’de; Beaubourg, Centre Georges Pompidou, Paris’te gerçekleştirilen Images et imaginaires d’architecture: dessin, peinture, photographie, arts graphiques, théatre, cinéma en Europe aux XIXe et XXe siécle sergisinde, Della Porta Avrupa’da bu konuda en iyi 20 kişi arasında sayıldı.



Della 1993’ten bu yana video alanına girdi. 1996’da artist Bruno Munari’nin (Mu as Mu-nari) video portresini yönetti ve 1999’da mimar ve dizaynır Vico Magistretti’nin video portresini hazırladı. 1995’te, Newyork’taki Withney American Sanat Müzesi hakkındaki çalışması bu prestijli sanat kuruluşu tarafından ticari sanat öğesi olarak seçildi ve basıldı.(iğne, posta kartı, poster, telefon kartı, kart kutusu, ipek eşarp olarak)



1999’da, National Gallery of Art’ın Washington Della Porta’nın; Leoh Ming Pei tarafından dizayn edilen East Müze binası hakkındaki çalışmalarını sürekli kolleksiyonuna aldı.



2002’de sanatçının çektiği CityCorp fotoğrafı(1980) önemli sergi seçildi. Şehrin mitolojisi Michigan Sanat Müzesi’nde Ansel Adams, Alfred Stieglitz, Paul Strand, Edward Steichen, Karl Strauss, Harry Callahan, Walker Evans, Berenice Abbott, Barbara Morgan, Margaret Bourke-White ve Diane Arbus gibi ustalarla sergilendi.



Della Porta’nın fotoğrafları Amerika ve Avrupa da önemli müzayedelere girdi ve Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya’da özel ve resmi kolleksiyonlarda yeraldı.



Patrizia Della Porta lives and works in Milan and New York. She is specialized in contemporary architecture photography and in this sector her main activity has been in New York, Washington D.C., Toronto, Tokyo, London, Munich, Berlin, Milan, Bilbao and Kuala Lumpur. Her work has explored the poetics of such masters of the contemporary architecture as Frank Lloyd Wright, Yeoh Ming Pei, Frank Gehry, Cesar Pelli, Carlo Scarpa, Kenzo Tange, Renzo Piano, Daniel Libeskind. Her approach to architecture moves toward new dimensions and interpretations of the buildings portrayed, transfiguring space and time.



In 1984, during the exhibition Images et imaginaires d’architecture: dessin, peinture, photographie, arts graphiques, théatre, cinéma en Europe aux XIXe et XXe siécle, held at the Beaubourg, Centre Georges Pompidou in Paris, Della Porta has been acclaimed as one of the twenty eminent participants in Europe in this field.



Since 1993 Della Porta has been involved in the field of video installations and video direction. In 1996 she has directed a video portrait of the artist Bruno Munari (Mu as Mu-nari) and in 1999 a video-portrait of the architect and designer Vico Magistretti (Mastery as Magistretti). In 1995, her photo portfolio about the building of the Whitney Museum of American Art in New York by Marcel Breuer has been chosen to create – for the 30th anniversary of the museum – a complex production of art-merchandising (6 items: pin, postcard, poster, telephone card, notecards box, silk scarf) by this prestigious Art Institution.



In 1999, the National Gallery of Art in Washington acquired Della Porta’s work for the permanent collection which was part of the portfolio dedicated to the East Building of the Museum designed by Leoh Ming Pei.



In 2002, a photo of the CityCorp (1980) by the artist has been selected for the important exhibition New York Observed. The Mythology of the City at the University of Michigan Museum of Art with the works of such influential masters as Ansel Adams, Alfred Stieglitz, Paul Strand, Edward Steichen, Karl Strauss, Harry Callahan, Walker Evans, Berenice Abbott, Barbara Morgan, Margaret Bourke-White and Diane Arbus,



Della Porta’s photos have been in important auctions in United States and Europe and are in private and public collections in Europe, United States, China and Japan.




Patrizia SAVARESE





© Patrizia Savarese

© Patrizia Savarese


Roma’da 1953’te doğdu. Instittute of European Design’da eğitim gördü. Mimarlık okuluna gittiğinde önce iç mimari, daha sonra fotoğraf dalında eğitimini tamamladı. Fotoğrafçılığa önemli uluslararası rock şarkıcılarının Avrupa konserleri ve turneleriyle başladı. 80’lerde en iyi rock şarkıcısı fotoğrafçılarından biri olarak anılmaya başlandı; moda ve reklam dünyasında da saygı görmeye başladı.



Siyah beyaz çıplak fotoğraf konusundaki bir çalışmasıyla erkek çıplaklığı çalışan ilk İtalyan fotoğrafçılardan oldu. Patrizia Savarese Monte Carlo’da Prince Albert ve Princess Stephanie’ninde bulunduğu “Fontozione Luc Montagnier’dan davet aldı ve aynı zamanda Patrizia’nın fotoğrafları Christie’s and Sotheby’s müzayede evlerinde yeraldı.



2006’da uluslararası yarışma “Orvieto Fotographia” yarışmasında 80’lerden günümüze fotoğraf çalışmaları sergilendi. Patrizia Savarese’nin fotoğrafları ışık konusunda bir hassasiyete sahip ve görüntülerin oluşumu konusunda yaratıcı çalışmalar. Fotoğrafları gerçek ve hayal arasında bir köprü gibi, günlük objeleri düşsel konumlara taşıyabiliyor.



Born in Rome in 1953, Patrizia Savarese studied at the Instittute of European Design. Attending first the School of Architecture, she graduated with a diploma in Interior Design followed with another diploma in Photography. She began photography working in the show business following the most important international rock stars at concerts and tours in Europe. In the 80′s her status as one of the best rock star photographers has been confirmed and she began receiving requests from the fashion and advertising world.



A research study on black and white nudes won her particular acclaim as one of the very first Italian photographers to concentrate on the male nude. Patrizia Savarese has been invited to offer her photographs in various auctions including the “Fontozione Luc Montagnier, Monte Carlo in the presence of Prince Albert and Princess Stephanie. Patrizia’s photographs have alsO been presented at Christie’s and Sotheby’s auction houses.



In 2006, during the international event “Orvieto Fotographia” an unedited film of her photographic work from the ’80 to today was shown. Patrizia Savarese’s photographs show a particular sensibility for light as well as constant creative dedication in the construction of images. Her photographs has the desired contrast between the artificial and the real world which adds another perception of reality that transports everyday objects into dreamlike situations.




Massimo SIRAGUSA





© Massimo Siragusa

© Massimo Siragusa


1958’de Catania’da doğdu. Massimo Siragusa renkli fotoğraf konusunda çok başarılı. Fotoğraf konusunda profesyonel kariyeri 1987’de başladı; iki yıl sonra bir seri sualtı fotoğrafı sonrası Avrupa Kodak ödülü kazandı.



Haziran 1992’de Massimo’nun İtalyan madencilerle yaptığı röportaj “İşte değişim” konusunda CGIL(İtalyan Birliği)den ilk ödülü kazandı. Ayrıca “24 hours in Cyberspace”, “Rome and the Jubilee”, “Etna and its Territory” and “Knowledge of a Value.” Gibi birçok proje ve katalogda yeraldı.



1997’de Massimo “Bir Mucize İhtiyacı” röportajı ile “Günlük Yaşam” kategorisinde Dünya Basın Fotoğrafı eniyi ikinci ödülünü kazandı. Sirk Hayatı hakkındaki çalışması “Sihirli Sirk” Köln’de, Photokina’nın 1998 baskısında LEICA International seçildi; aynı zamanda Dunya Basın Fotoğrafı 1999’da “Sanat ve Eğlence” kategorisinde İtalya kapsamında Fuji Film Euro Foto 1999 ödülünü aldı.



Massimo Siragusa birçok kişisel sergi açtı : “Arles Uluslararası Fotoğraf Karşılaşmaları”, “Alberobello Uluslararası Girişimciler”, “LEICA Galerisi – Polyphoto Milano”, 7. Turin Fotoğraf Bienali ve Milano EOS Galeri sergisi. Aynı yıl, İtalyan Fotoğraf Vakfında Massimo’nun “Mucize İhtiyacı” röportajı yayınlandı. Aynı sergi Galleria del Credito Valtellinese in Florence, Museo del Folclore in Rome and Casa Museo Stesicorea ve Libreria Cavallotto in Catania’da da yapıldı.



Aşağıdaki kitapları basıldı:


“L’Avventura Di Diventare Grandi” (Editori P.G.Frassati, 1994)


“Il Vaticano” (Federico Motta Editori, 1999)


“Il Cerchio Magico” (Edizioni Contrasto, 2001)


“Credi” (Domenico Sanfilippo Editore, 2003)



Born in Catania on 1958, Massimo Siragusa is a highly talented in color photography. His professional career in photography began in 1987; two years later, after a series of underwater portraits, he won the Italian selection of the European Kodak Award.



On June 1992, Massimo’s reportage on Italian miners was awarded the first prize in the CGIL (Italian union) contest on the theme “The Changing Work”. He also took part to many projects and relative catalogues: “24 hours in Cyberspace”, “Rome and the Jubilee”, “Etna and its Territory” and “Knowledge of a Value.”



In 1997, Massimo won the World Press Photo Second Best Prize in the “Daily Life” category with his “Need for a Miracle” reportage. His work about the circus life, called “The Magic Circle” was chosen by LEICA International for the 1998 Edition of Photokina, in Köln, as well as being awarded with the first prize at the World Press Photo 1999 in the “Arts and Entertainment” category as well as the Italian section of the Fuji Film Euro Press Photo Awards 1999 .



Massimo Siragusa held many personal exhibitions: “International Encounters for Photography in Arles”, “International Encounters for Photography in Alberobello”, LEICA Gallery-Polyphoto in Milano, Turin’s 7th Photographical Biennal and EOS Gallery in Milan. In the same year, organized by the Italian foundation for Photography, Massimo’s reportage “Need for a Miracle” was displayed. This same exhibit was also displayed at the Galleria del Credito Valtellinese in Florence, Museo del Folclore in Rome and Casa Museo Stesicorea and Libreria Cavallotto in Catania.



He published the following books:


“L’Avventura Di Diventare Grandi” (Editori P.G.Frassati, 1994)


“Il Vaticano” (Federico Motta Editori, 1999)


“Il Cerchio Magico” (Edizioni Contrasto, 2001)


“Credi” (Domenico Sanfilippo Editore, 2003)




Lorenzo VITTURI





© Lorenzo Vitturi


© Lorenzo Vitturi


Lorenzo Vitturi Londra’lı bir fotoğrafçı. 27 yıl önce Venedik’te doğdu. Roma IED fotoğraf ve Grafik Bölümünden 2004’te mezun oldu.



Okul yıllarında birçok film setinde set ressamı olarak çalıştı, bu deneyim daha sonra fotoğraf çalışmalarının ayrılmaz bir parçası oldu. Fotoğrafları “sahne fotoğrafı” fikrinden esinlendi, mekanlar uzay gibi tasarlanmış ve görüntüler gerçekle kurgunun arasında.



2004’te, Lorenzo Vitturi çalışmalarını “The Görüntüde Fetisism” (II Feticismo della Visione) ismiyle kişisel bir sergide sergiledi. Bu proje Peter Greenway’in “The Tulse Luper’s Suitcases, Part II.” Filminin setinde fotoğrafçı olarak çalışmasının sonucuydu.



Lorenzo yıllarca Roma’da Pasolin’nin yerinde görsel incelemeler yaptı. Bu proje 2005’te tamamlandı ve “Muhteşem ve Sefil Şehir” (Stupenda e Misera Citta) ismini aldı ve bir bölümü “Pasolini and Rome”, Rome Museum in Trastevere’de de Enzo Siciliano kuratörlüğünde bir grupla sergilendi.



2005-2007 yılları arasında Benetton’un iletişim araştırma merkezi Treviso’da yaşadı. Bu süreçte Roma da Internazionale di Fotographifia Festivalinde “Sınırda” çalışmasını sergiledi. Ekim 2007’de Lorenzo “Petrol Hiç Bitmeyecek” isimli çalışmasını Paris’te Pampidou Centre’da bir grup çalışmasında sergiledi.


Lorenzo Vitturi is a photographer based in London. He was born in Venice 27 years ago. He graduated in graphics and photography at IED in Rome in 2004.



During his academic years, he worked as a set painter for various movies; this experience lately became an integral part of his photographic research. His pictures deal with an idea of “staged photography” where places are conceived as spaces and images that reveal the uncertain relation between reality and fiction.



In December 2004, Lorenzo Vitturi exhibited his work “The Feticism of Vision” (II Feticismo della Visione) in a solo show in Rome. This project was the result of his experience as a photographer on the set of Peter Greenway’s “The Tulse Luper’s Suitcases, Part II.”



Lorenzo has been working extensively for years on a visual research of Pasolini’s places in Rome. This project was completed in 2005 with the title “Wonderful and Miserable City” (Stupenda e Misera Citta) and was partly exhibited in “Pasolini and Rome”, a group show curated by Enzo Siciliano at the Rome Museum in Trastevere.



From 2005 to 2007, Vitturi has been an artist in residence at Fabrica, the Benetton’s communication research center based in Treviso. During this period, Lorenzo has exhibited in photographic work “On the Border” at the Festival Internazionale di Fotographifia in Rome. In October 2007, he exhibited his work “Oil Will Never End” at “Fabrica:Les Yeux Ouvert” a group show at Centre Pompidou in Paris.






Please check back soon for more information


on the individual photographer.


Copyright Gallery of Italian Photography 2007.


All Rights Reserved.






Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Nile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun GaleriNile Tuzun Galeri

Daniel Beltra : Yokolan Dünya



Fotoğrafçı olacağınızı ne zaman anladınız?



Çocukluğumdan beri fotoğrafçılığı severdim. 13 yaşındayken ailem bana ilk SLR’mi ve 3 lens verdi. Çok mutlu olmuştum ve sürekli olarak fotoğraf çekiyordum. Meslek olarak fotoğrafçılık neredeyse sürpriz bir şekilde gelişti. Madrid Üniversitesi’nde Bİyoloji okuyordum ve makinemi her zaman yanımda taşıyıp çekimler yapıyordum. Neredeyse tesadüfen profesyonel oldum: profesyonellerin çoğundan evvel bir ETA bombardımanına varmıştım ve fotoğraflarımı EFE’ye sattım. Sonunda bana iş vermeye başladılar..




When did you first realize you were going to become a photographer?



I loved photography since I was a kid. When I was thirteen, my parents gave me my first SLR and three lenses. I was over the moon and taking pictures constantly. As a career, photography came almost by surprise. I was studying Biology at Madrid’s University, always shooting and carrying my camera with me. I became a professional almost by accident: I arrived to an ETA bombing before the majority of the pros did and sold my images to EFE the Spanish National Agency. They ended up hiring me.





Ne gibi eğitimler aldınız?



Fotoğrafçı olarak bir eğitim almadım. Kendi kendime çok okuyorum ve çalışıyorum, bu sayede pek çok dil öğrendim. Seyahat etmek ve iletişim en kolay ve eğlenceli yol.



What formal training do you have?



I don’t have training as a photographer, I read and study a lot on my own. What has helped me the most is learning languages. Traveling and communicating is way easier and enjoyable that way.






Uzmanlaşmak ne kadar önemli?



Her fotoğrafçıyı uzmanlaşması için cesaretlendiririm. Fotoğrafçılık çok çekici ve rekabetçi bir meslektir. Ve hayatta kalmak için en iyi şans uzmanlaşmaktır. Benim bakış açımdan aynı zamanda çalışmaya değer bir iştir.



How important is it to specialize?



I strongly encourage any photographer to become specialized. Photography is a very attractive and competitive profession and I think the best chances for surviving is specialization. From my perspective it’s also a more rewarding way of working.






Greenpeace ile birlikte çalışıyorsunuz. Bize biraz bundan bahseder misiniz?




Çok büyük bir organizasyon. Farklı alanlarda bir sürü yetenekli profesyonel, enerjilerini ortak bir amaç için bir araya getiriyorlar.



You work with Greenpeace. Can you tell us about it?



It’s a great organization to work for, lots of competent professionals in different fields putting their energy together for a common goal.






Dünya için endişelenen bir fotoğrafçısınız. Dünyanın ekolojik sorunları ile ilgili neler söylemek istersiniz?



On yıllardan beri gezegenimiz giderek artan nüfus yoğunluğu ve çevremizdeki muazzam baskıdan muzdarip. Onun sahip olduğu etkinin hepimiz farkında olmalıyız çünkü varlığımızı tehdit etmekte. Bu etkiyi en aza indirgeyecek bilgi ve yöntemlere sahibiz. Eylem yapma yükümlülüğümüz var.



You’re a photographer who worries about the world. What do you want to say about world’s ecology problems?



In the previous decades our planet has been suffering from an exponential growth in population and the pressure in our environment is tremendous. We all need to be aware of the impact it’s having because I believe it will threaten our own existence. We have the knowledge and the means to minimize that impact. We have the obligation to take action.







Çoğu zaman seyahat ediyorsunuz. Bunun zorlukları ve ödülleri neler?



Geçen sene sadece 3 ay evdeydim. Yaptığım şeyi seviyorum ama çok fazla seyahat etmek belki de bu işin en zorlu kısmı. Karım çok destekleyici ve işime karşı anlayışlı, bunun çok faydası var. Her zaman söylediğim gibi; evden ne zaman ayrılacağımı biliyorum ama ne zaman döneceğim meçhul. Sık sık gecikmelerin ve aşırı rezervasyonların yaşandığı havaalanlarında strese girmemeye çalışıyorum. Müziğimi ve iyi bir kitap alıyorum. Titiz bir planlama ve hazırlık çok önemli yoksa ziyaret ettiğim yerlerde yedek ekipmanımı bulamam.



You travel most of the time. Can you tell us about its challenges and rewards?



Last year, I was at home for only three months. I love what I do, but traveling so much is probably the toughest aspect of this profession. My wife is extremely supportive and understanding of my work, and that helps a lot. I always say I know when I leave my home, but the return is more open. I try not to get stressed-out in airports; planes are often delayed or overbooked. I bring music and a good book and make the best of it. Careful planning and packing is supremely important, I can’t find back-up equipment in the places I visit.






Belgesel fotoğrafçılık hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?



Belgesel fotoğrafçılık toplumun, dünyamızın pek çok sorununa ait farkındalığını artırır.

What about your ideas about documentary photography?


Documentary photography is a great tool to raise public awareness to the many problems our planet is suffering.



Havadan çekilmiş fotoğraflarınız var. Bununla ilgili fikriniz nedir ve havada nasıl çalışıyorsunuz?



Havadan çok çekim yaptım. Pek çok iyi fotoğrafım bu şekilde çekilmiş olanlardır. Havadan çekimler farklı ve daha dramatik bir perspektif oluşturuyor. Bazı yerlerde fotoğraf çekmenin en pratik yolu budur.



You have aerial photos. What’s your opinion about it and how do you work in the air?



I shoot a lot from the air. Many of my best images were taken that way. Aerials bring a different and more dramatic perspective. In some places it’s the only practical way of photographing.



Seyahatlerinizi nasıl planlıyorsunuz? Çalışmak üzere hangi ülkelere gitmek istersniz?



Okuyabildiğim kadar çok okuyorum, diğer fotoğrafçıların yaptığı işlere bakıyorum. O yeri hissedebilmek için zaman yaratmaya çalışıyorum. Yerel bilgileri toplamak çok önemli. Tehlikeli, ilkel ve ormanlık Afrika’daki yerlerde çalışmayı seviyorum. Fakat serbest çalışan bir fotoğrafçı olarak gideceğiniz yeri her zaman siz seçemezsiniz.





How do you plan your travels? Which countries do you want to go for work?



I read as much as I can in advance, I look at the work done by other photographers. I try to have time to get a feeling for the place. Gathering local knowledge is also very important. I like to work in places that are under threat, pristine forest in Africa… but as a freelancer you can’t always choose your destination.






Bugüne kadar yaptığınız en iyi iş hangisiydi?



2001’den beri Brezilya Amazonlarında çalışıyorum. Çok mücadele gerektiren bir ortam olmasına rağmen orada çalışmayı seviyorum. Yağmur ormanlarının tahribatı gerçekten anlatılacak en önemli hikayedir. İnsanlar tedbirleri artırmak için Amazon’da neler olduğunu bilmeliler.



What was the best assignment you ever went on?



I’ve been working on the Brazilian Amazon since 2001. Though it’s a challenging environment I love working down there. I feel that the destruction of the rainforest is a really important story to be told. People need to know what’s happening in the Amazon in order to increase its protection.






Profesyonel fotoğrafçı olmanın en kötü yanı nedir?



Yaptığım şeyi seviyorum. Hem fiziken hem de zihnen meydan okuyan bir iş dalı. Zengin olamazsınız ama aşırı derecede ilgi çekici ve tatmin edicidir. Sevdiklerinizden ayrı olmak mesleğin belki de en zor yanı.



What’s the worst thing about being a professional photographer?



I love what I do. It’s a challenging profession, physically and mentally. You will not become wealthy, but it can be extremely interesting and rewarding. Being separated from the ones you love is probably the toughest thing about the job.






Fotoğrafçılık sizin için ne anlam ifade ediyor?



O benim yaşamım, ne düşündüğümü anlatmama yarayan bir yol olduğu için çok önemli.



What does photography mean to you?



It’s my life, a way of expressing what I think is important.






Fotoğraflarınıza bakan insanlara kendiniz ve duygularınızla ilgili aktarmak istedikleriniz nelerdir? Fotoğraf çekme amacınız nedir?



Onlara, görmedikleri şeyleri göstermek, şok etmek ve tepki göstermelerini istiyorum. Harekete geçmelerini, güncel imajın ötesini görebilmelerini ve sorunun köklerini araştırmalarını, sonuçlar üzerinde düşünmelerini sağlamak istiyorum.



What do you want to transfer about yourself and your feelings to people looking at your photographs? What is your purpose taking photograps?



I want to show them what they haven’t seen, shock them and make them react.



I want to move them, to make them see beyond the actual image and search the roots of the problem, make them think about the consequences.






Fotoğrafçılık esnasında yaşadığınız bir hikaye ya da deneyim var mı?



Greenpeace eylemcilerinin, Santarem Tarımsal Üreticiler Başkanı olan Donizetti Pires tarafından kanunsuz olarak el koyduğu 1600 hektarlık parsele “%100 Su甝 yazan pankartı koymalarını fotoğraflamıştım. Bay Donizetti ve adamları devletin sahip olduğu yağmur ormanları ve soya bitkilerini kesmiş ve yakmışlardı ve bunu ilk defa yapmıyorlardı.



Bay Donizetti ve adamları yasalara aykırı şekilde temizlenmiş kamu alanındaki eylemcileri ve onların eylemlerini gördüklerinde çok kızdılar. 2500 metrekarelik dev pankartı, üzerine bir pikap sürerek tahrip ettiler. Böylece pankartı tutan gönüllü eylemcilere de gözdağı verdiler.



Arkadaşlarım için kaygılanırken bu sahnenin yukarısından bir çember çizerek çektiğim fotoğraflar için heyecanlanıyordum.




Geride sadece bir kaç yırtılmış sarı şerit kalmıştı ve şiddetle karşılaşmış olan Greenpeace ekibi ayrılmaya karar verdi. Bir süre Donizetti’nin çetesi tarafından izlendiler ama daha sonra şans eseri kurtuldular.



Bir kaç gün sonra Brezilya’nın en büyük haftalık dergisi olan Veja, “Önce yağmur ormanları sonra pankart” başlıklı iki sayfalık yer ayırdılar. Federal savcının müdahalesi ile Donizetti tutuklandı. Bu tarz olaylar belgesel fotoğrafçılığın sahip olabileceği etkiye güzel bir örnektir.



Is there one story or experience that stands out in the making of your photography?



I photographed an action by Greenpeace activists in which they deployed a “100% Crime” banner in a 1600 hectare parcel of public land that was illegally clear-cut by Donizetti Pires de Oliveria, the president of the Agricultural Producers Association of Santarem. Mr. Donizetti and his men logged and burned the state-owned rainforest to plant soy, and this wasn’t the first time he’d done this.



Mr. Donizetti and his men became very aggressive when they discovered the activists and the action they were taking on public land which they had illegally cleared. They trashed the giant banner, which was 2500 square meters in size, by erratically driving over it with a pickup truck and then threatened the volunteer activists who were holding it place against the ground.



While I felt concerned for my friends on the ground with the banner, I was getting excited about the photos I was taking from a plane circling high above the scene.




With only some yellow shreds left and faced by increasing violence, the Greenpeace action team decided to leave. For a while they were followed by Donizetti’s gang, but fortunately they manage to escape.




A couple days later Veja magazine, the biggest weekly in Brazil, published a double-page spread entitled “First the Rainforest then the Banner”. Federal prosecutors intervened and Mr. Donizetti was imprisoned. This turn of events is a great example of the impact that documentary photography can have.




Röportaj (interview by) : Levent YILDIZ
Çeviri (translated by) : Berna AKCAN







Daniel BELTRA Hakkında



Daniel, Seattle’da yaşayan İspanyol bir fotoğrafçıdır. 20 yıldır doğal alanlar ve çevreye bir haber fotoğrafçısının duyarlılığını getirdi. Değişen gezegenimize ait güçlü fotoğrafları dünya çapında dergiler ve gazetelerde yayınlandı.



1990’da Daniel onların baş fotoğrafçılarından biri olarak Greenpeace ile işbirliğine başladı. Son 7 yıldır Amazon’a olan pek çok seyahatte kuraklığı, seli ve ormanların yokedilişini net ve çarpıcı fotoğraflarla belgeledi. Daniel her sene sekiz ayını bölgede geçirdi.Kuzey Kutbuna olan dört ayrı seyahatte iklim değişikliklerinin ön safha gözlemcisiydi. Güney Amerika’nın ucundaki Patagonya Buz Alanlarında Oscar kazanan belgesel “Rahatsız edici gerçek”te sunulan kaybolan buzullara ait sembolik imajları yer aldı. Altı fotoğrafı daha Al Gore’un multimedya sunumunda yer almakta. Havaya ait dikkat çekici fotoğrafları dünyanın en ilgi uyandıran çevresel belgeleri arasındadır.



TIME, Business Week, Newsweek, Der Spiegel, National Geographic Traveler, Geo, Paris Match, Stern ve Veja hepsi Daniel’in çalışmalarına ağırlık vermişlerdir. Aynı zamanda dünyanın;, The New York Times, The Financial Times, The Wall Street Journal, The International Herald Tribune, USA Today, The Guardian, The Independent, The Observer, Le Monde, Le Figaro, Liberation, El Pais, El Mundo, ABC, La Vanguardia, El Corriere de la Sera, Asahi Shimbun, Clarin ve La Folha de Sao Paulo gibi önde gelen gazetelerinde yer almıştır. Daniel’in sergileri Türkiye , Çin ve İspanya’da açılmıştır.New York Uluslararası Fotoğrafçılık Merkezi’nde çalışmalarını sunmuştur ve Pekin’de Çin Film Akademisi ‘nde misafir konuşmacı olmuştur. Fotoğrafları aynı zamanda bir kaç kitap kapağında da kullanılmıştır.Son olarak Fred Pearce’ın “Sonra ve şimdi Dünya ve Sara Holden’in “Okyanus Gezegen “ adlı 2007 basımlı kitaplarında kullanılmıştır.



Anavatanı olan Madrid’de, Complutense Üniversitesi’nde Biyoloji okurken Daniel, EFE ‘de(İspanyol Ulusal Acentesi) fotoğrafçı olarak çalışmaya başlamıştı. Dört yıl sonra Paris’teki Gamma Acentesi’nden onların İspanya’daki muhabiri olması üzerine bir teklif aldı. 10 yıl boyunca haberleri iletti ve hikayeler yazdı.



2006’da Daniel’in Amazon kuraklık fotoğrafları Dünya Basın Fotoğrafı ödülü ve aynı zamanda Çin Uluslararası Basın Fotoğraf Yarışması (CHIPP) tarafından altın ödül ile onurlandırıldı



2007’de, Amazon ormanlarının yokedilşi fotoğrafları başka bir Dünya Basın Fotoğrafı ödülü kazandı.O yaz, Sir David Attenborough ile İspanya Seville’de bulunan Uluslararası Kuraklık Forumu tarafından doğal kaynakları korumaya katkısından ötürü özel adaylık aldı.



Prestijli Uluslararası Korumacılık Cemiyeti Fotoğrafçıları tarafından üyelik teklif edildi. (ILCP)

Son olarak POYi’ nin “Global Vision” kategorisinde yılın fotoğrafçısı ödülünü kazanmıştır.
http://www.poyi.org/65/GVA/index.php (Ödül sayfası)
http://www.greenpeace.org/international (Slayt Şov)



Daniel, son yedi yıldır karısı Shoshana ile Seattle’da yaşamaktadır. Anadili İspanyolca olan Daniel İngilizce, Fransızcayı da akıcı konuşur ve Portekizceyi de iyi bilir.



E-posta: daniel@danielbeltra.com


Website: www.danielbeltra.com



About Daniel BELTRA


Daniel is a Spanish photographer based in Seattle. For over two decades he has brought the sensibility of a news photographer to the fields of nature and the environment. His powerful images of our changing planet have appeared in magazines and newspapers around the world.




In 1990, Daniel began a collaboration with Greenpeace International, becoming one of their key assignment photographers and covering some of the world’s most pressing ecological issues. Over the past seven years, in several journeys throughout the Amazon, he has documented drought, flood and deforestation in clear and telling images. Daniel spends up to eight months each year in the field. On four separate Arctic expeditions he was a frontline observer of climate change. In the Patagonian Ice Fields at the tip of South America he created the iconic image of the disappearing glacier shown in the Oscar-winning documentary An Inconvenient Truth – six more of his images are included in Al Gore’s multimedia presentation. His striking aerial images are amongst some of the world’s most compelling environmental documents.




TIME, Business Week, Newsweek, Der Spiegel, National Geographic Traveler, Geo, Paris Match, Stern, and Veja have all featured Daniel’s images. They have also appeared in many of the world’s leading newspapers, amongst them: The New York Times, The Financial Times, The Wall Street Journal, The International Herald Tribune, USA Today, The Guardian, The Independent, The Observer, Le Monde, Le Figaro, Liberation, El Pais, El Mundo, ABC, La Vanguardia, El Corriere de la Sera, Asahi Shimbun, Clarin and La Folha de Sao Paulo. Exhibitions of Daniel’s photography have been held in Turkey, China and in Spain. He has presented his work at the International Center of Photography in New York and has been a guest speaker at the China Film Academy in Beijing. His photographs have also appeared on the cover of a number of books, the latest being, The Earth Then And Now by Fred Pearce, 2007 and Planet Ocean by Sara Holden, 2007.




It was while studying Biology at the Universidad Complutense in his native Madrid, that Daniel began working on staff as a news photographer for EFE – the Spanish National Agency. After four years there, he accepted an offer from Gamma Agency in Paris to be its correspondent in Spain and for a decade he covered news and produced feature stories.



In 2006, Daniel’s photographs of the Amazon drought were honored with a World Press Photo prize and also with a Golden Award in the China International Press Photo Contest (CHIPP).



In 2007, he won another World Press Photo prize for his work on Amazon deforestation. That same summer, along Sir David Attenborough, he received a Special Nomination from The International Forum on Drought held in Seville, Spain for his contribution to conservation.



Recently he was invited to become a member of the prestigious International League of Conservation Photographers (ILCP).



He won POYi’s Global Vision Award.
http://www.poyi.org/65/GVA/index.php (Award Page)
http://www.greenpeace.org/international (Slide Show)


Daniel has lived with his wife, Shoshana, in Seattle for the past seven years. A native speaker of Spanish, Daniel is also fluent in English and French and conversant in Portuguese.













Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Daniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan DünyaDaniel Beltra : Yokolan Dünya

Altan Bal : Bekar Odaları




“Bir fotoğrafa bakmak demek, o anda fotoğrafın üstünde olanı değil, çekim anını görmeyi amaçlamaktır.”


Roland Barthes



1963 yılıydı galiba. Ben 17 yaşında olduğuma göre”¦ Üç arkadaş Erzincan’dan İstanbul’a kaçmıştık, boğulacaksak büyük suda boğulalım diye. Geldik İstanbul’a, bir arkadaşı bulduk Erzincan’daki mahalleden. “Bu akşam bende misafir olun” dedi. Dolapdere’de bir yerde kalıyormuş. Gittik. Oda oda yerler, her odada bir sürü insan kalıyor. Hepsi gurbet kuşu. Bekar Odası derlermiş o yerlere”*




So I was seventeen years old, I think it was 1963. Three of us escaped from Erzincan to Istanbul., they thought that if somenthing happens it will happen in a big city. We came to İstanbul and found a friend of ours from Erzincan. He offered for us to stay at his house for the night. He was staying in Dolapdere. To many room at the same place, too many people are staying at the same place and eveybody is a sick of immigrant. Rooms name was bachelor rooms. *




Bekar Odaları, babamın, Fethi Bal’ın bu anlattıklarıyla çocuk yaşta girdi hayatıma. Daha çok evdeki rahatın değerini anlamayan, “canım sıkılıyor” diye hüngür hüngür ağlayabilen bir çocuğa anlatılan hem oyalayıcı, hem de ibret verici hikayelerdi. Büyüdükçe, babamın anlattıklarını daha başka bir kulakla, babasının İstanbul’a tutunma mücadelesine hayranlık duyan bir gencin kulağıyla dinledim.




I was known about the single rooms with the tales of my father, Fethi Bal. The stories were exemplary for a child who could cry because he was boring. As I got older I listened his stories more carefully, this stories were the story of my father triying to survive in a big city.




Ansiklopedik bilgiye göre İstanbul’da “Bekar Odaları” ya da “bekarhaneler” adı verilen yerleşim yerlerinin tarihi Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. İstanbul’da çalışmaya gelen çok sayıda bekar, evli, yaşlı, genç, iş yerlerine yakın bu bölgelerde yaşamaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu odalarda yaşayan insan sayıları bini aşmaktaydı. Kentte herhangi bir cinayet, hırsızlık, soygun olayı ortaya çıktığında bekar odalarına baskınlar düzenleniyordu.




According to encyclopaedic information the history of bachelor rooms went way back to Byzantine. A lot of people who were old, young, married, single were living in these rooms that were close to their works. The number of people that were living there was over a thousand people in the period of Ottoman Empire. In a case of murder, burglary or robbery police busted into these rooms.


18. yüzyılda ise tamamen disiplinsiz hale gelen yeniçeriler kentte gerçekleştirdikleri eylemlere bekar odalarında kaçak kalan gençleri de katmışlardı ve o dönemlerde kentin en çok korkulan bu bölgeleri bir üs gibi kullanılıyordu”.



In 18. century janissaries were making busts to to everywhere with the people who were living in these rooms, they were take these regions as a base.


Günümüzde “Bekar Odaları”, İstanbul’un taşı toprağı altındır diye başlayan yüzlerce öyküden biri aslında. Anadolu’dan çalışmak için İstanbul’a gelen, fakat bir ev kiralayacak kadar para kazanamayacak işlerde çalışmak zorunda olan (kağıtçılık, garsonluk vb.) gurbetçilerin bir arada kaldıkları odalara verilen addır. “Bekar” sıfatının kalanların medeni durumlarıyla bir alakası yoktur.




Nowadays bachelor rooms are one the hundreds stories that saying everthing gold in İstanbul. The name of the places that People stay who were coming from Anatolia and don’t have enough money to stay in a house (paperworker, waiter etc.) The name “bachelor” is not related with if they are single or married.




Kalanlar arasında bekarlar olduğu kadar evli erkekler de vardır. İstanbul’un hemen hemen her semtinde Bekar Odası vardır. En yoğun Bekar Odaları Süleymaniye’den Eminönü’ne kadar uzanan Küçükpazar adlı bölgedir. Bekar Odalarının çoğu benzer özelliklere sahiptir.


People who are staying there are either married or single.Almost in all of the districts there is bachelor rooms. Most of the bachelor rooms are in Küçükpazar which is among Süleymaniye and Eminönü. Almost all of the rooms have similar features.



Odalar, içinde yaşayanların gündelik zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayacakları kadar kötü koşullara sahiptir ve ancak uyumak, güç koşullarda yemek yapmak için kullanılabilir. Bir Bekar Odası ortalama 15-20 metrekaredir. En az 6-7 kişi en fazla 10-15 kişi bu odalarda kalır. Bekar Odaları’nın karakteri babamın anlattığı 1960’lı yıllardan günümüze bazı değişimler göstermiştir.




Rooms don’t have good conditions to stay and could only be used for sleep and cooking in bad conditions. Their average area is about 15-20 square meter. At least 6-7 at most 10-15 people stay in these rooms. Features of these rooms differed from 1960’s to today.




Tuvalet ortaktır. Hemen hemen hiçbirinde bir mutfak yoktur. Odanın bir köşesinde yemek yapılır ve hep birlikte yenilir. Banyo için civardaki hamamlar kullanılmaktadır. Haftaiçi çok erken saatlerden çok geç saatlere kadar çalıştıkları için odalarda yalnızca pazar günleri bulunmaktadırlar. Bekar Odaları’nın karakteri babamın anlattığı 1960’lı yıllardan günümüze bazı değişimler göstermiştir. O yıllarda Bekar Odaları İstanbul yollarına düşen gurbetçilerin geçici olarak kaldıkları yerlerdi.



Toilet is common. Any of them has a kitchen. They cook in the room and eat together. They use bathhouses (hamam) for the bath. They work from early hours to late, so they stay there on Sundays. Bachelors Rooms charecteristic features differed from 1960’s to today. In 1960’s expatriates were staying here for temporary periods.


Ya babamın babası gibi belirli bir süre İstanbul’a çalışmaya gelenler (hamallık, garsonluk gibi işlerde) bir süre han odalarında kalıp tekrar köye dönerlerdi, ya da babam gibi İstanbul’da kalmaya kesin kararlı olarak gelenler para biriktirmek için yine kısa bir süre buralarda kalırlardı. Çalışmak isteyenin, mesleği olanın para kazanabileceği ve biriktirebileceği zamanlardı bahsettiğim yıllar. Günümüzde ise hem gelenlerin bir mesleği olmayışı hem de meslekleri olsa bile çok az paralara çalışmak zorunda bırakılmaları yüzünden Bekar Odaları “geçici” sıfatını kaybetmiştir.




Some of them were like my grandfather who came to İstanbul for work like waiter, porter; were stay these rooms and go back to their villages. And some of them like my father were coming to stay in İstanbul and trying to make money and staying these rooms. These years was years that if you work you can earn money and save money. But nowadays these workers even does not have a profession or if they have they don’t earn enough money; so they are not living these rooms temporarily.




Tanıştığım, odalarında kaldığım “bekar”lar arasında 20-25 yıldır aynı odada kalanlar vardı. Bekar Odaları’nın sakinleri artık ne İstanbul’a yerleşebiliyor, ne de temelli geri dönebiliyorlar. Bir Bekar Odasının kirası fotoğrafların çekildiği yıllarda (2000-2003) aylık 30 milyon Türk Lirasıydı. Bu ücrete elektrik de dahildir. Odalarda banyo ve mutfak olmadığı için su yoktur. Tuvaletlerde kullanılan su da civardaki camilerden taşınmaktadır. Elektriği ev sahibinin ödediği söylense de genellikle kaçaktır.




Some of the people that I have meet in these rooms were living there since 20-25 years. Inhabitants of these rooms nor could settle in İstanbul neither could turn their hometown. One room’s rent was (In 200-2003) 30 million Turkish Liras. This price includes electricity. There is not bath and kitchen in these rooms, so there is not water. Water used for toilet are carried from mosques. Electricity is illegal in general.




Bekar Odaları projesine başladığımda beni en çok zorlayan, daha önceden de tahmin ettiğim gibi, oda sakinleriyle tanışmak, kendimi anlatabilmekti. Temel sorunun benim “gazeteci” sanılmam olacağını biliyordum. Daha önce yapılan bir haber yüzünden bazı bekar odalarının belediye tarafından boşaltıldığını da orada öğrendim. Bekar Odaları sakinlerinin gidip geldiği bir kahveye, 3 ay boyunca hemen hemen her akşam gittim. Tanıştıklarıma niye orada olduğumu anlatıyordum. Fotoğraf projesinden bahsediyordum. Pek bir gelişme olmadı uzun bir süre.




When I started this Project the hardest thing was to meet with the people staying these rooms and to explain myself to these people. Basic problem was to be thought that I am a journalist . I learned that some of the rooms are emptied after a new in a newspaper. I have gone to a cafe house every night in three months to which the room domiciles are coming. I was saying why I am there to whom I have met. I was telling about photoraph Project. There was’nt any difference for a long time.


Sonra bir gün, büyük bir ihtimalle de bana acıyan, civarda bakkalı olan bir amca, bir bekar odası sakinine “yeğenim kaç aydır gidip geliyor, bir gün götürün de odayı çeksin” dedi. Böylece o akşam ilk fotoğraflar çekildi. Ondan sonrası kolay oldu. Özellikle gazeteci olmadığımı, babamın, aslında kendi hikayemin peşinden koştuğumu anlayınca herkes bana yardımcı oldu. Zaman zaman rahat çalışmamı engelleyen tek durum, kendi önyargılarım oldu. Çevremden bana yüklenen “Aman dikkat et soymasınlar, paranı çalmasınlar” gibi korkulardı bunlar.



And one day a grocerman said that ”he is coming for a long time, get him to the room and then he can take photos of the room.” Then that night I take the first photos. Than it became easy. Because they learned that I’m not a photo journalist, I’m looking for my father’s story and so my own story, and than they try to help me. My handicap was my own prejudices. Because some people said that “be carefull, they can steel your money”


Odalarda zaman geçirmeye başlayınca utandım kendimden açıkçası. Son derece güvenliydiler. Sakinleri de hem kendi aralarında hem dışarıya karşı hep saygılıydılar. 3 yıl boyunca beni tedirgin edecek hiçbir olaya tanık olmayan biri olarak, önce kendime sonra kendi çevreme duyarsızlığımız ve önyargılarımız için çok kızdım”¦




I shame from myself when I have been with them. They were so secure. Theye were recpectable to each other and to other people. Past three years I haven’t feel any negative feelings at all, I have get angry for our bias and insensitivity.




Bekar Odaları’nda geçirdiğim, her gün olmasa da epeyce kaldığım 3 yıl boyunca çok arkadaşım oldu. Ve kendi adıma anladım ki benim o odalarda kalan biri değil de, fotoğrafını çeken üniversite öğrencisi olmamın tek nedeni, babamın İstanbul’a tutunabilmek için verdiği insanüstü bir mücadeleydi. Yoksa fırsat eşitliği serbest piyasa ekonomisi lehine çoktan yok edilmişti.


I have many friends in these three years from these rooms. My father’s big ability was the reason that I’m an university student and I’m not staying in these rooms. Because there is not equal opportunities for all of us.



Anadolu’da bir köylü çocuğu olarak doğmuşsanız, ya o köyde, adına kader dediğimiz, tarifsiz imkansızlıklar içinde, bir şekilde yaşamaya devam edeceksiniz ya da İstanbul’a gelip çoğu zaman karın tokluğuna, çok zor koşullarda yaşarak bir kere şansınızı deneyeceksiniz.




If you born in an Anatolian village, you will live that village with very bad conditions or you will come Istanbul and you will stay while you earn money only for eating and you will try one’s luck.




Emin olun ki hiçbirimizin, bekar odası sakinlerine “niye kaderine razı gelmiyorsun, niye şansını deniyorsun” demeye hakkı yok”¦




You must sure we dont have the right to say bachelor’s rooms domiciles “why you are not going on your fate, you are try to cacth luck.”



Altan BAL


Kuzguncuk-2007




* Fethi Bal. 1960’larda İstanbullu olmak için Erzincan’dan İstanbul’a geldi. Kısa bir süre Bekar Odaları’nda kaldı. Birkaç iş değişiminden sonra asıl mesleği olan şoförlüğe devam etti. Kamyon, otobüs, minibüs şoförlüğü yaparak iki çocuğunu da üniversitede okuttu. Halen İstanbul’da yaşıyor.


* Fethi Bal. In 1960’s came from Erzincan to Istanbul, to became Istanbul domicile. He stayed in a bachelor room for a short time. He started different jobs but then he contiuned his profeesion as a driver. He worked as lorry, bus and minbus driver, and his two children graduated from university. He is living in İstanbul.







Altan BAL Hakkında



1977 İstanbul’da doğdu. Birincilikle girdiği M.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nü 2003 yılında dereceyle bitirdi. 2004 yılında açtığı Bekar Odaları sergisi İstanbul’da ve çeşitli şehirlerde defalarca sergilendi. Ali Akay’ın kuratörlüğü yaptığı Gelecek Demokrasi sergisine 6 fotoğrafla katıldı. 1. Uluslararası İstanbul Fotoğraf Bienali’nde kuratörlüğünü yaptığı “O (bu, şu, öteki, beriki, sonraki, şimdiki) ana adanmış” isimli sergiyle açtı Uluslararası Ulisfotofest’e Kağıtçılar adlı çalışmayla katıldı. Bekar Odaları adlı sergisi İslam eserleri müzesinde 2007 yılında tekrar sergilendi. Fotoğrafları Toplum Bilimi, Tarih Vakfı İstanbul Dergisi ve birçok dergide yayınlandı. Bekar Odaları adlı çalışması 2003 yılında Geniş Açı Portfolya sayısında yayınlandı. 2008 Ocak ayında İFSAK Ana Sponsorluğunda Kamyoncular sergisini açtı. Sergi şu sıralar Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde ve yurt dışında sergilenmektedir.



Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Fotoğraf Ödülünü ve Kodak Profesyonel Kategori Büyük ödülünü kazandı.



FotoRöportaj.org kurucu üyesi ve fotoğraf editörüdür.



Halen çeşitli başlıklar altında fotoğraf dersleri vermektedir.

www.fotoroportaj.org


About Altan BAL


Born in 1977 in İstanbul. He entered the Art faculty with a winner degree and finished with honour. His bacholer rooms exhibiton exhibited in İstanbul and in other cities. He attained the “Future Democracy” exhibition with 6 photography. In 1. İstanbul International Photograph Bienal he exhibited “That Moment Dedicated (That, this, Those, These, Coming and Now) and he was the creator. He attained Unifotofest with his Paperworkers photograph. His Bachelor Rooms exhibiton is again exhibited in 2007 in the Muslem Art Museum. A lot of magazine like Toplum Bilimi, Tarih Vakfı are published his works. His Bachelor Rooms work is published in Geniş Açı photograph magazine in 2003. He opened The Kamyoncular exhibiton with the sponsorship of İFSAK in January 2008. The exhibiton nowadays is going to different cities in Turkey and abroad.



He win Cumhuriyet Newspaper Yunus Nadi prize and Kodak Professional Category Big Prize.



He is the founder and editor of FotoRöportaj.org.



He gives photograph lessons with various covers.



www.fotoroportaj.org



Çeviri (translated by) : Hatice KAPUDERE








Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Altan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar OdalarıAltan Bal : Bekar Odaları

Uğur Okçu : Scanograph



SUNUM


Bir geminin sancak iskele sallanmasını aynı karede göstermeye çalıştım fotoğraf makinesi ile, denizde yaşarken. Yalpanın, gemi içinde yaşayanı nasıl etkilediğini tek karede anlasın istedim fotoğrafa bakan insanlar.



Böyle başladı scanograph yöntemi ile fotoğraf çekme öyküsü.




Kısaca; analog bir fotoğraf makinası ile fotoğraf çekerken, filmi, çekim aşamasında makine içinde döndürmeye dayalı bir teknik.



Işık ayarları ilk başta biraz sıkıntı yarattı. Çünkü filmi makine içinde döndürürken kullandığım motor, perdenin saniyede 4-5 kez açılıp kapanmasını sağlıyor. Bu durumda uygun bir sonuç için normal ayarlardan farklı bir şeyler yapmak gerekiyordu. Ortama göre ASA değerleri ile oynuyorum. Sürekli 100 ASA slide film kullanıyorum. Çok aydınlık ortamda ASA ayarlarını 50’ ye kadar düşürüyorum. Karanlıkta ise 1600 ASA’ ya çıkıyorum en fazla. Filmi çeksem de (Pull process), itsem de (Push Process) de, bunu banyo aşamasında banyo yapana söylemiyorum. Filmi 1600 ASA da çeksem bile 100 ASA olarak yıkatıyorum. Böylece ışıkla ilgili sorunlarımı çözdüm.





Bir de müzik fotoğrafı oluşturmayı denedim scanograph tekniği ile. Iron Butterfly’ ın IN-A-GADDA-DA-VIDA adlı rock müzik parçasının 2.30 dakikalık bateri solosunun fotoğrafını çekmeye çalıştım. İki altonun alt kısımlarındaki şeffaf kısımları çıkarıp altoların üzerine koydum. Karanlık bir ortamda alttan her altoya saksı içine monte ettiğim kırmızı ve yeşil spotlarla ışık verdim. Altoların üzerine ise sürekli su açıktı.




Altoya, baget parçadaki bateri solosu ile birlikte vurduğunda, çıkan su yüksekliğini sesin görsel yansıması olarak scanograph tekniği ile saydam üzerine kaydetmekti projenin amacı. Ortaya 24 x 1300 mm lik bir saydam çıktı proje sonunda.



Sağlıklı günler dost sevgiler,



Ş. Uğur OKÇU







SCANOGRAPH – (Grafik Tarama)

Fotoğraf sanatında bir yenilik. Umarım bu yenilikle sizde karşılaştınız yada karşılaşmanız pek yakındır. Uğur Okçu’nun SCANOGRAPH adını verdiği teknik ile yaptığı fotoğraflar, soyut sanatın fotoğraf dilindeki verileri, yani fotoğraf soyutlamalar. Yer yer fotoğrafa konu olan objeyi yakalayabiliyorsunuz, yer yerse onun müzikal izdüşümleriyle algılarınız harekete geçiyor. Bu fotoğrafı bir bakışta görüp algılamanız neredeyse olanaksız. Onu ardışığı olan süreçlerde izleyip yaşıyorsunuz. Soyutlanmış simge ve kavramsal öğelerle yüklü olan bu fotoğraflarla hiç yabancılık çekmeden iletişim kurabiliyorsunuz. Bu fotoğrafların diğer fotoğraflardan farkı, kesintisiz ve zaman dilimleri olan bir izleme sürecinin kaçınılmaz olarak yaşanması. Bu onun yaşam boyutunu oluşturuyor.




Uğur Okçu’nun fotoğraflarından benim aldığım duyumsamalar, doğanın devingenliğini bir süreç olarak izlerken sürekli ve değişen etkilenmeyi yaşamak. Doğanın karşısında yaşanan duygusal süreçleri, beynin soyutlamasına denk düşen algılamalarla coşkulu bir devinmeye dönüşüyor. Doğanın karşısında beynimiz bir fotoğraf karesi gibi durmaz. Çoğunlukla büyük bir coşkuya kapılarak etkilendiğimiz bir doğasal görünümün fotoğrafını çekersiniz, ama elde edilen fotoğraf ölüdür. Çünkü orada etkileyici olan ve coşku veren sadece görünüm değildirt. Doğanın ayırdına varamadığımız devingen süreçleri ile ilgili atmosferidir. Ressam bunu soyutlama ile elde eder. İşte Uğur Okçu’nun fotoğrafları bu durmayan hayatiyeti yakalıyor.




Bu fotoğrafların diğer özelliklerine kısaca değinmek istiyorum.




  • Raslantısal süreçler nedeniyle, bir daha elde edebilme olasılığının yok denecek kadar az olması.



  • Alternatif zenginliğine, aynı obje üzerinde çok değişik alternatiflerde boyutlar üretebilme olanağına sahip olması.



  • Objeye ait soyutlamalar objeyi bilinmez hale getirmemeiş. Tam tersine yeniden anlamlanmış soyut objelere dönüştürmüş. İnsan beyninin iletişim kuramıyacağı hiç bir süreç bu fotoğraflarda yok.



  • Bu çalışmalar fotoğrafa yeni bir dil, yeni bir boyut getiriyor. Geç gelişen cam üzerinde elde edilen sonuçlardan çok farklı boyutlarda.



Macerayı seven, hızlı araba kullanan, rock ve klasik müzik dinlemekten hoşlanan tez canlı Uğur Okçu, deneyler yapmaktan ve yeni tasarımlar üretmekten bıkmıyor. Yıllarca, büyük maliyetlerle yüzlerce denemeden sonra elde ettiği bu başarı ona yetmiyor. Şimdiden kafasında bir yığın deney tasarıları var. “Bu iş sadece teknik bir olay ve teknik bir kurgu değil. Ben fotoğraflarımda beyinsel duyarlılığımı yaşar hale getirmek istiyorum” diyen Uğur Okçu, hedefini her zaman çok iyi gözden geçirilmiş ayrıntılarıyla planlamasada, sonunda aradığıyla karşılaşmayı başarıyor.



Muharrem PİRE – Ressam

























Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Uğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : ScanographUğur Okçu : Scanograph

Yusuf Tuvi ile Türkiye




«« Yusuf Tuvi ile Türkiye »»



İshak Paşa Sarayı, Doğu Beyazıt

Oyun- Bozdağ, Ödemiş

Domates kurutma – Söke, Aydın

İshak Paşa Sarayı, Doğu Beyazıt

Galata Köprüsü, İstanbul

Çeşme, İzmir

İnciraltı, İzmir

Çakal Burnu, İzmir

Söke Ovası, Aydın

Şirince, İzmir

Mordoğan, İzmir

Apolyont Gölü, Bursa

Zelve, Kapadokya

Fırtına Deresi, Çamlıhemşin

Zigana Geçidi, Karadeniz

İskilip, Çorum

Çelme Hatun Türbesi, Van

Eski Van (Tuşpa), Van

Van Kalesi, Van

Çifte Minare, Sivas

Tetrapilon – Afrodisias, Denizli

Karagöl Yolu, Karadeniz

Zigana, Karadeniz

Bakırcı – Mardin

Mezopotamya Ovası

Muradiye Şelalesi, Van

Ağrı Dağı

Nemrut Dağı

Çorum yöresi

Mardin yöresi

Sultan Ahmet, İstanbul

Güney Şelalesi, Aydın

Bodrum

Bağlıdere, Kapadokya

Zeugma

Aziz Pierre Kilisesi, Antakya

Eğirdir Gölü

Kız Kulesi, İstanbul

Ölü Deniz

Yedi Göller

İzmir

Laleler

Diyarbakır

Barhal, Karadeniz

Kapadokya

Uluslararası İzmir Festivali




Yusuf TUVİ Hakkında


1938 yılında İzmir’de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’ni bitirdi (1960). Fotoğraflarının birçok uluslararası FIAP (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) fotoğraf yarışmasında sergilenmesi üzerine, federasyonun AFIAP ünvanı ile ödüllendirildi (1983).



Fotoğrafları her yıl düzenli olarak ECZACIBAŞI yıllıklarına seçilmekte ayrıca foto-röportajları SKYLIFE ve ULUSOY TRAVEL gibi dergilerde yayımlanmaktadır.




Defalarca gittiği New York kentinde çektiği fotoğraflar, DOĞAN KİTAPÇILIK tarafından basılan ve Serdar Turgut tarafından kaleme alınan, “NEW YORK” kitabında yer almıştır.



Beş yıldır, Amerikan turizm acentesi Grand Circle turistlerine, Türkiye’nin her bölgesinden fotoğraflar içeren “OUR LAND OUR PEOPLE’’ (Doğamız İnsanımız) adlı saydam gösterisiyle ülkemizi tanıtmaktadır.



Dört fotoğrafı İSTANBUL MODERN’in koleksiyonuna kabul edilmiş ve sergilenmiştir
Birçok kişisel sergisi bulunmakta, saydam gösterileri düzenlemektedir. İstanbul İFSAK ve İzmir IFOD dernekleri üyesidir.



Ödülleri :



”¢ İngiltere’deki uluslararası “BALLANTINE’S FINEST” yarışmasında, 15 bin fotoğraf arasında ilk ona girerek, özel ödül (1994)


”¢ İstanbul 6. Uluslararası FIAP fotoğraf yarışmasında “FIAP Gümüş Madalya” (1991)


”¢ Almanya FOTO CREATİV Dergisi fotoğraf yarışması 1.liği (1986)


”¢ Almanya FOTO CREATİV Dergisi fotoğraf yarışması 1.liği (1985)


”¢ İspanya REUS 7. Uluslararası FIAP fotoğraf yarışması “FIAP Bronz Madalya” (1985)


”¢ Enka Holding Sanat Vakfı fotoğraf yarışması 1.liği ve beş mansiyon (1985)


”¢ IFSAK 8. Ulusal Fotoğraf Yarışması 2.liği (1984)


”¢ 1. Devlet Fotoğraf Yarışması 3.lüğü (1983)


”¢ KODAK FİLM “Yaşam İçinde Çocuk” yarışması 1.liği (1982)




Web sitesi: www.yusuftuvi.com


E-posta: ytuvi@tnn.net



About Yusuf TUVİ


Born in Izmir 1938, Yusuf Tuvi is among the well-known photographers in Turkey.



In 1960, he graduated from Istanbul Technical University as an electrical engineer.



In 1974, with his dedication to art and the will to express his feelings, he started photography with a great passion.



Throughout the years, he has been awarded and his photographs have been exhibited in various international competitions.




In 1983, he was granted the title “AFIAP: Artist of FIAP”, by the International Federation of Photographic Art, which is given to successful photographers.



He mostly works on diapositives and his slide presentations on the trips he made both within Turkey and abroad has received good reviews and continue to gather interest.



In addition, Tuvi has a slide show about Turkey titled “Our Land Our People” prepared for the foreign travel agencies.



His assignments in Turkey and abroad continue to be published in the Turkey’s leading travel magazine Atlas, in addition to other publications.



He has a wide variety of slide archive on countries and cities such as; Turkey (Istanbul and Anatolian historical sites and fascinating places), Thailand, Egypt, Morocco, India, Nepal, Myanmar, Bhutan, Scotland, Hungary, Kenya, United States, Hawaii, New York, San Francisco, Prague, Paris, Venice, Petra, US National Parks, Israel, Greek Islands, China.



A collection of his work on New York City, has been published in a book titled “New York”.



In addition to various publishers, Turkish Ministry of Tourism and Culture is currently benefiting from his work for the purpose of introducing Turkey to the world.



Recently four of his works has been accepted to the collection of MODERN ISTANBUL MUSEUM.




Awards:



1982 1st Prize


Kodak Photography Competition, Istanbul, Turkey Title: “Children Within Life”


1983 Award


Turkish Ministry of Tourism and Culture Department of Fine Arts Photography Competition


1985 1st Prize and 5 Awards


Enka Holding Art Foundation Photography Competition Title : ” Festival in Ephesus”


1985 1st Prize


Foto Creativ Magazine, Germany Theme: Children Title: “Geese”


1985 FIAP Bronze Medal


Spain Reus 7 International FIAP Competition


1986 1st Prize


Foto Creativ Magazine, Germany Theme: Portrait Title: “Festival in Ephesus”


1991 FIAP Silver Medal


6th International FIAP Photography Competition Istanbul, Turkey Title: “Stairs – Pushkar Festival, Rajasthan, India”


1994 Runner-Up Award


Ballantine’s Finest International Photography Award Title: “Red Clothe – Rajasthan, India”




Web site: www.yusuftuvi.com


E-mail: ytuvi@tnn.net







Gelecek Sayıda : Yusuf Tuvi ile Dünya









Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Yusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile TürkiyeYusuf Tuvi ile Türkiye

Marc Dubord : Karıştırma



Fotografik etkinliklerim sadece görüntü montajı gerçekleştirme ile kalmıyor çizgi, boya, fotograf ile klasik ilustrasyonlar da gerçekleştiriyorum…



12 yıldır maaşlı olarak Paris ve Lille sehrinde DIAPHOR adlı bir fotograf ajansında çalışıyorum… Gazete ve dergilere bir çok geleneksel ilustrasyon calışma sattım… 4 `çalışmam Avrupa Birliği’nin kadın ve erkeğe eşit şans adlı projesinde kullanılmak üzere seçildi… Bunların yanı sıra, el broşürleri, reklam plaketleri ve bir çok Lille merkezli firmaya logo çalışmaları yapıyorum.



Projelerim : Şu an için gerçekleştirme aşamasında olduklarım :


-Villeneuve’ de bir kuruluşa, iş arama ilanlarında yardım amaçlı kullanılacak 4 adet gün ışığında çekilmiş bir seri insan portresi çalışması


-Piktural görüntülerle, resimin farklı tarzlarını da kullanarak çeşitli görüntü birleştirmeleri


-Farklı bir çok modelle, deforme edilmiş bedenlerini yeniden bedenleştirerek yaptığım bir çalışma


-Kakafoni ve detaycılık üzerine bir çalışma, bir çok görüntü birbirine karıştırılıyor… izleyenin kafasının karışması ve gözünün konu üzerinde yol alması ile görüntünün yüklemini ve fiilini bulması…




Photographe infographiste retoucheur d’images …



Mon activité photographique ne se situe pas seulement dans la réalisation de montages d’images mais aussi dans la réalisation de sujets classiques d’illustrations (dessinées, peintes ou photographiées) de reportage ou de photographies classiques, ou bien encore de retouches sur des images d’autres photographes. Salarié pendant 12 ans par l’agence photothèque DIAPHOR Lille et Paris j’ai vendu beaucoup d’images d’illustrations traditionnelles pour des journaux, magazines, articles journalistiques ou affiches (dont celle de l’égalité des chances hommes femmes de la communauté européenne (4 images)) mais aussi des dépliants d’entreprises ou plaquettes de publicités, et réalisé des logos pour beaucoup d’associations lilloises.



Mes projets: aujourd’hui je travaille sur plusieurs axes de créations, *une série de portraits en lumière naturelle de demandeurs d’emploi acceuillis dans une association de villeneuve d’ascq d’aide à la recherche d’emploi :


*des images picturales reprenant les différentes ambiances de peinture dans l’assemblage d’images


*un travail sur la déformation des corps et la reconstruction de personnages avec plusieurs modèles de base


*un travail sur le foullis et la cacophonie, mélange de plusieures images de manières confuses ou l’oeil du spectateur doit faire son chemin rechercher le sujet, le verbe et les compléments pour comprendre l’image



Expositions antérieures :


2000 syndicat intercommunal de Graçay dessins et peintures


2001 La brugeoise Lille dessins et peinture


2002 chalet les colchiques exposition photo


2003 chalet les colchiques exposition dessins et peintures


2004 dessins et peintures association CRAFO Villeneuve d’Ascq


2006 collectif 8 pixels centre culturel de Huy exposition collective


2006 collectif 8 pixels galerie d’enfer Bruxelles


2006 concours international de l’érotisme Bruxelles


Parutions :


1996 Dernière Nouvelles d’Alsace Thème automobile encart


1997 La Croix architecture religieuse intérieur de chapelle format ¼


1998 Meuble Gami catalogue image Forêt du Revard


1999 magazine Au fil du temps illustration artisan format 21/29.7


1999 plaquette de banque format 5/5 cm image téléphone


1999 documents sur transport européen image de tramway format 26.5×21


2000 magazine allemand trimestriel photo architecture


2001 collection belles maisons éditions atlas format a4 maison de la creuse


2002 collection belles maisons éditions atlas format 5 x6


2002 plaquette de la fédérations des oeuvres laïc du nord 20 images


2002 volkswagen documentation interne visuel ¼ de page


2002 Bbdo helsinki finlande juin 2001 ouvrier au travail


2003 journal des assédics midi pyrénées ouvrier au travail


2003 carte postale électronique Suiss sa bad


2003 le mutualiste breton visuel d’ouvrier au travail page 9 format 4×4.5


2004 concours magazine photo amateurs2 images


2005 concours magazine photo amateurs3 images


2007 concours magazine photo amateurs ½ page et une image






























1965 yılında Lille’ de doğdu ve orada yaşıyor. Fotografı kendi kendine öğrendi. Marc, 5 yaşından beri bilgisayarı ile görüntülerle oynuyor. Yayınevi ve ajanslara fotografı temel alarak klasik görüntüler yaratıyor. Çalışmaları, resimden geçerek kurgu bilim, hayal dünyası gibi birçok farklı şeyden etkileniyor ve esinleniyor. Bir çok görüntünün birleşmesinden oluşan eserlerinde bir sihirbaz edasıyla farklı şeffaflaştırma ve hava verme yöntemleri kullanıyor. Her bir çalışması yeni bir yaratı, izleyeni kendi dünyasının dışına götüren imbikten süzülmüş buluşlar…. Bize düşsel bir yolculuk yaptıran çalışmalarında karıştırma teknikleri çeşitli, resim, çizi, fotograf, infografi…




Né en 1965. Vit et travaille à Lille. Autodidacte de la photographie, Marc travaille les images depuis 5ans environs sur informatique après avoir utilisé la photographie pure pour la réalisation d’images classiques pour des agences d’illustration. Ses images prennent des chemins divers d’inspiration de la science fiction, au rêve, en passant par la peinture. Il mixe ses réalisations à partir de plusieures images de bases en jonglant avec les transparences, et les ambiances. Chaque image est une invention, un création alambiquée d’images amenant le spectateur dans un autre monde le sien. Les mélanges de techniques diverses, dessin, peinture, photographie ou infographie sont très présentes dans ces réalisations et nous transportent vers un ailleur onirique.




Born in 1965. Lives and works in Lille. Selftaught in photography, Marc worked images from 5years environs On computer after using photography purely for the production of classical imagery for illustration agencies. His pictures take of various paths Inspired by science fiction, in the dream, through painting. He mixes his achievements from several images from bases in juggling with transparencies, and atmospheres. Each image is an invention, a creation Convoluted images bringing the audience into another world hers. Mixtures of various techniques, drawing, painting, photography or graphics are very prevalent in these achievements and take us back to a Elsewhere dreamlike .



Çeviri (translated by) : Faika Berat PEHLİVAN







Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Marc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : KarıştırmaMarc Dubord : Karıştırma

On Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura Günü



Aşura günü; Hz. Ali’nin oğlu, Hz. Muhammed’ in torunu imam Hüseyn’ in, Kerbela’ da Muaviye’ nin oğlu Yezid tarafından, 72 arkadasiyla birlikte sehit edildigi gündür. Her yıldönümü, Muharrem ayının onuna rastlar… Arapçada onuncu anlamına gelen Aşura gününde, imam Hz. Hüseyn ve Kerbala şehitleri için yas törenleri düzenlenir…



Biz bir grup fotografci Istanbul’ da; her sene, Halkalı` da `Aşura Meydanı` nda, Caferiler tarafindan tertip edilen törendeydik”¦



Iste fotograflarimiz ve güne dair hissetiklerimiz…









Candan SÜSOY








Ankara doğumluyum, Dil ve Tarih Coğrafya Fakultesinden 1985 yılında mezun oldum, mesleğim tercümalık. Bir hobi olarak başladığım fotoğrafın, yaşantıma kattıklarını, gördüğüm her şeye farklı bir bakış açısı getirmesi ve de en önemlisi ne denli büyük bir sevgiyle bağlandığımı hissettiğimde, bu uğraşımı mesleki platforma taşımak istedim. Ve yaklaşık 2 yıldır sinema filmlerinde set fotoğrafçılığı ve çeşitli dergilerde zaman zaman fotoğraf muhabirliği yapmaktayım.




Fotoğraf çekmeye başladığımdan beri ”belgesel nitelikte” fotoğraflara izlemenin dışında ilgi duymamıştım, işim gereği de bu tarz fotoğraf çekmeye fırsatım olmadığı için şimdiye dek farklı tarzlarda fotoğraflardan oluşan bir portfolyo sahibiydim. Ancak fotoğrafçı dostlarla yaptığımız program sonucunda Aşura günü fotoğraf çekme olanağı buldum. Dini bir ritüel çerçevesinde birleşen ve her yaştan büyük bir kalabalığın olması beni şaşırttı. Çok kalabalık bir fotoğrafçı topluluğuyla birlikte çekim yapmanın şaşkınlığı da üzerine eklendiğinde uzunca bir süre tereddüt yaşadım, ancak sonra bu kalabalık topluluk içerisinde detay çalışmamın daha olumlu sonuç verebileceğini düşünüp o yönde fotoğraflar çektim. En küçüğünden en yaşlısına dek orada bu ritüeli yaşatmak ve anımsatmak amacıyla bulunan insanların aynı bilinçle ve aynı ciddiyetle hareket ediyor olmaları bence görülmeye değer bir tabloydu ve etkilenmemek olası değildi. Hem konu ile ilgili daha fazla bilgilenme adına hem de farklı bir ortamda bulunma ve ”belgesel fotoğraf” ın tadını alma adına benim açımdan son derece güzel bir tecrübeydi.






Can GAZİALEM








77’de Ankara’da doğdum, ilkokul, ortaokul, lise (Ankara’da çeşitli mahalle mektepleri) ve Üniversite (Anadolu) okudum. Benimde bir Lubitel 2 im ve Lubitel Hikayem var fotoğrafa başlangıcımda. Foto Muhabirliği yaptım bazı gazeteler için. Fotoğrafçılık yaptım bazı dergiler için. Ama çoklukla kendim için fotoğraf çektim en çokta bunu sevdim. Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (Afsad) üyesiyim.




Aradan geçen zamanın kurutamadığı gözyaşlarını gördüm. Boşluğu ve onu dolduruşumuzu. Feryat figansız içtenlikle ve sadelikle tutulan bir matemden geriye kalanları gördüm. Çokça dokunamadım deklanşöre bu yüzden kaptıramadım kendimi avcılığa, onun yerine geriye çekilip izlemeyi tercih ettim. 2 kaset siyah beyaz notlar aldım ya unutursam diye.






Engin GÜNEYSU








1981 yııda Samsun’da dünyaya geldi. 2004 Bodrum`un Kalbi dergisi ve aynı yıl içinde Çeşme Guide kitabı fotografçılıgı… 2004-2005 döneminde ise Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman’da KOSGEB için hazılanan 2005-Sanayi Rehberi Fotografçılıgı yaptı.



2006 Samsun 1. Sanat Sokak Fotoğaf Sergisi ve 2007 Ocak ayında 40 Kare Fotoğaf Sergisi ve 2007 Aralık ayında Kıyılar adındaki kişisel sergisinde çalımaları sergilendi, (Ve fotoğraf) adında bir fotoğraf topluluğu üyesi Engin Güneysu daha çok fotoğafın en önemli alanlarıdan biri olan sosyal/belgesel içerikli fotoğaflar üretiyor…




İnsanların inançlarına bağlılığı beni her zaman çok etkilemiştir, caferilerin aşura gününde bu değerli anlarına şahitlik etmek ise benim için çok güzel bir anıydı, olayların akışı ile insanların yaşadığı duygusal anlarını izlemek ve bu değerli anlarını fotoğraflamak benim için çok zevkliydi, özetlemem gerekirse halkalıdaki caferilerin yaşadığı ve yaşattıkları aşura günü unutamayacağım bir gün oldu…






Faika Berat PEHLİVAN








Vesikali fotoğrafçı… 1959 Ankara doğumlu. Hislenip h`içlendikçe yazar, çizer, çeker, çoğu kez de susar izler. Fotoğraf yaşamına girdi, yaşama bakışını değiştirdi. Baktığını görebilmek ve bunu ifade edebilmek; fotoğraf altı; araştırma ve inceleme notları ile hikayeleri dizmekten sonsuz haz alıyor. Fotoğrafevi ve İFSAK egitimli, AFSAD Uyesi. Cenk Gençdiş` in Portre Fotoğrafçılığı, Gökhan Bulut` un, Soyut Atölyelerine katıldı… Fotoğrafın gizemli dünyasını keşfedip, verdiği o tarifsiz hazzı bireysel yaşamak sınırlarını zorlamaya başladığı andan beri de ZİCEV (Zihinsel Yetersiz Çoçukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı) bünyesinde : Z!H!N Ergo Sum Fotoğraf Atölyesi ve SHCEK Metin Sabancı Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde : Corpus Ergo Sum Fotoğraf Atölyelerinin kurulmasina destek verdi. FOTORİTİM dergisi neferi.




Daha once cesitli vesileler ile bulundugum samahlar ve cem torenlerinde Hz. Ali ve Hz. Huseyin`e yakilan agitlari dinlemis ve gercekten cok etkilenmistim… Asura gibi, Karbela gibi bir aciyi, yasanmisligi izlemeyi ve belgelemeyi nihayet bu seneye denk getirebildim… Farkli kultur ve inanctaki kisilerin bu ozelliklerine benzeri baglari beni her daim cok etkilemistir…



Genelde detay ve portre calistim, istegim o surecte insanlarin ruh hallerini tespit etmekti… Birlik ve beraberliklerini, yani tek vucut olup duruslarini cok taktir ettim… Karsinizda; coluk cocuk, kadin, erkek yediden yetmise insanlari binlerce sene once menfur bir pusuda kaybettikleri insanlari icin aglar ve gam, keder icinde sizlanirken izlemek bundan etkilenmemek mumkun degil, ben bir cok kez gozyasima engel olamadim… yurek ustune konan bir el ile de sakinlesti… Bir diger etkilendigim sey de erkeklerin bedenlerine elleri ile vuruslari (dovunmeleri) idi… Turkiye` deki Caferiler bir kac seneden beri zincir ile kendilerini dovmuyorlar, bunun yerine –taktir ettigim bi davranis olan- Kizilay` a kan veriyorlar… Ufacik cocuklarin doktukleri goz yasinin anlam ve tanimina ise kelimeler yetmez….






Güzin TEZEL








Serbest mimarlık yapıyorum ve İzmir’de yaşıyorum. Fotografa 1994 te basladım 1997 de bıraktım, 2005 ten bu yana çok daha yoğun ilgilenmeye başladım. Fotoğrafa ve fotoğrafın çok şeyi değiştir-diğine/tireceğine inanıyorum. Kavramlara, insana, duygulara dair çalışmayı seviyorum. Fotoğraf hayatımın an’lamı.




İlginç ve birazda medyatik bir tören olduğunu düşünüyorum. Belli inançtaki insanların bir araya gelişlerinden genellikle yoğun bir enerji akımı olur. Bunu dini mekanlara girince hisseder insan. Huzur, rahatlık ve dinginlik gibi. Belki çok kalabalık oluşundan, belki fotoğrafa yoğunlaşmış olmaktan o yoğun enerjiyi ya da, sinerjiyi hissedemedim. Beni en çok etkileyen çocukların içinde bulunduğu konum ve etki altında oluşları idi. 5-6 yaşında çocukların dinle ağlamasını henüz çözebilmiş değilim. Okuma bile bilmiyorken, neler,ne kadar ve nasıl anlatıldı ise, onların ağlayarak bu seramoniye katılmış olmalarının altındaki psikolojiyi anlamaya çalışmaktayım.2-3 yaşında başlıyor oldukları bu eğitimlerle gerçekten çocukların bakışında ve zihninde oluşturdukları ve değişimi kolay ol/a/mayan imge ya da kavramların geleceklerine nasıl bir yansıma getireceğini düşündüm alanda bulunduğum sürede. Nedense kendi tercihleri diye bir şeyin söz konusu olamayacağını, olursa bile ancak çok sıra dışı durumlarla bunun ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Gelecek nesle taşımak ama, o gelecek nesil gerçekten gelecek mi yoksa benzerlerini mi vaat ediyor?… Çektiğim karelere bakıyorum, yüzde yetmişini çocuklar oluşturuyor. Beni en çok çocuklar etkiledi ve bunun olumlu bir etkilenme olduğunu söyleyemem”¦





Hüseyin TÜRK








1977, Ankara doğumludur. Ankara Üniversitesi’nde grafik tasarımcı olarak meslek hayatına devam ediyor. Tasarımdaki altyapısını son dönemde fotoğrafta yoğunlaştırarak Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nde Temel ve İleri Düzey Fotoğraf Eğitim Senimerlerini 2006 ve 2007 yıllarında bitirdi. Afsad, Cengiz Oğuz Gümrükcü & Mehmet Turgut Deneysel Fotoğraf Atölyesi’ne katıldı. Ardından Mart-2007’de Afsad’a üye oldu.



Yönetim Kurulu Üyeliği ve İleri Düzey Eğitim Seminerinde danışmanlık görevlerine devam etmektedir. Şimdiye kadar dokuz adet karma sergiye katıldı. ‘Buyrun Er Meydanına’ adlı ilk kişisel sergisini Kasım 2007’de açtı. Bu sergiyle ilgili bir de katolog yayınladı. Işığın peşindeki yolculuğuna yeni projeleriyle devam ediyor…




19 Ocak 2008 günü yapacağım çekimi Şubat 2007′de ajandama not aldığımı ve geçen zaman aralığında belleğimi konunun tarihsel ve görsel bilgileriyle beslediğimi söyleyebilirim ilk olarak. Bu sebeble ‘yüzeysel günlük bir fotoğraf aktivitesi’ olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tarih yaklaşana değin daha evvelinden fotografik olarak oldukça işlenmiş örneklerini incelemiş olmamın katmak istediğim yorum zenginliğine faydalarının da olduğuna inanıyorum. Hemen hemen aynı bölgelerden ve aynı an’lara yönelttik onca objektiflerimizi.



Bir fotoğrafçı olarak ‘fotoğrafçılar için ayrılmış bölgelerde’ çalışmaktan hoşlanmadığımdan kimi zaman o bölgenin dışına çıkıp biz fotoğrafçıların hallerini de izlediğim olmadı değil. Mümkün olan zaman aralığında ve ortamın çekim şartlarına göre hafızalarda kalıcı birkaç fotoğraf çıkarabildiysem ne mutlu…






Kadir ÇİVİCİ








Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Aşura Matemi bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Halkalı’da kendi leri için özel tahsis edilmiş alanı dolduran 10 binler, asırlar önce yaşanan katliamı göz yaşlarıyla andı.




Kuşkusuz böyle bir görsel şölende yer almamak çok büyük bir kayıptı. Ben de işyerimden izin günüme ayar çekip soluğu Aşura Meydanı’nda aldım. Benim gibi bir çok fotoğrafçı arkadaşımız da oradaydı. Objektifler sürekli farklıyı aradı. Azeri vatandaşlarımızın oluşturduğu görsel şölenin bıraktığı izlerle gün sona ererken, en çok merak ettiğimiz fotoğraflarımız oldu. Sizlerle paylaşmak istedik.






Mehmet PINAR







1962 Bursa doğumlu. Ankara’da yaşıyor. Boş zamanlarında resim yapmayı ve fotoğraf çekmeyi seviyor. AFSAD üyesi. Belgesel ağırlıklı olarak yaptığı çalışmaları ile Ankara ve İstanbul’da açılan dört karma sergide yer aldı. Fotoğraf çalışmalarını; halen AFSAD bünyesindeki “Ulus-Altındağ bölgesinde kentsel dönüşüm çerçevesinde kaybolan kentsel dokunun belgelenmesi” ve “Doğa” konulu atölyelerde sürdürmektedir.




Binüçyüzaltmışsekiz yıl önce yaşanan “baskıya ve zulüme teslim olmayışın” anma gününde, orada olmak ve yaşadıklarımı fotoğraf makinemle belgelemek benim için çok anlamlıydı.






Özgür ÇAKIR



“Bu fotoğrafı çekmiş olmaktan çok memnunum çünkü kafamda kurguladığım bir fotoğraftı öncesinde. Bu yüzden kara çarşaflar, siyah giysili erişkinler arasında bir kız çocuğu ile gözgöze gelirim belki diye belki herkesten biraz daha tetikteydim. Aslında çektiğim an farkında bile olamadım hengameden. Sonrasında sürpriz oldu istediğim kareyi çekmiş olduğumu farketmek eve gelince. Tasın ise hiç farkında değildim açıkçası. Kabul etmek gerekirse şanslı bir anmış…”



“Çekmek istediğim ve amacıma ulaştığım bir başka kare bu. Aslında ritmik sayılabilecek tekrarlar üzerine kurulduğundan yapılan hareketler kurgulamaya vaktim olduğunu söyleyebilirim. Seçilen iki yüzün Hz.Ali ve yine aynı kız olması ise şanslı bir günümde olduğumun ispatı.”



“Tasın önemli olduğu aşikar bu yas etkinliğinde. Kerbela’da aç susuz geçen zamanı simgeliyor. Ben de bu çocuğa sorarak öğrendim. Elindeki nedir? diye sordum ve verdiği cevap biraz ezber biraz kendini kaptırmışlıkla “yetimler Kerbela’da susuzdular” oldu. Sonrasında ise meraklı gözlerle tası niye fotoğrafladığımı anlamaya çalışırken gözgöze geldik yine…”



“Erkekler tarafında belki biraz az çalışımışlıktan belki delikanlılığın verdiği enerjiden olsa gerek fazlaca komut eşliğinde hareket ve biraz daha az samimi bir yas vardı açıkçası. Böyle bir fotoğrafı çekmek için ise komutları takip edip perde hızını ayarlamak yeterli oldu. Tabi kadrajı bilinçli oluşturduğumu söyler isem yalan olur.”



“Gitmeye yakın tören alanının dışında matem havasının biraz dağıldığı aşikardı. Bu fotoğrafın fonundaki vatandaşlar da biraz sermiş bir vaziyette izliyorlardı canlandırmayı uzaktan. Modelim olan delikanlı ise ciddiyetinden hiç ödün vermedi görüldüğü üzere.”




Rizeli bir ailenin 1976 Ankara doğumlu ortanca çocuğu… Hayatının ilk beş senesini öğretmen bir annenin çocuğu olarak başkentin anaokullarında geçirdi. ilkokul hayatı, babasının mesleği gereği Mardin ve Tunceli’de geçti. Ortaöğrenimini Bursa’da tamamladı. Tıp eğitimi için Ankara’ya, çocukluğunun artık sadece fotoğraflarda kaldığı şehre geri döndü. Üniversitede öğrenci kulüplerinde tiyatro, klasik dans ve fotoğrafla ilgilendi. Radyoloji ihtisasını yaptığı Bursa’da dört yıl geçirip soluğu İstanbul’da aldı. Çocukluğunun ve ilk gençliğinin Anadolu’yu harmanlayarak geçmesinin fotoğraf anlamında da şimdilerde bilinçaltında olmak üzere kendisine çok şey kattığına inanıyor. İstanbul’da yaşıyor ve manyetik rezonans ile insanları görüntülüyor. Fotoğrafa ilgisi kendini bildiğinden beri var ama 1994 yılında HÜFK (Hacettepe Üniversitesi Fotoğraf Kulübü) ve eğitmen Mehmet Gökağaç ile tanıştığından beri ne yaptığını bilerek fotoğraf çekiyor.


Üniversiteden sonra bir süre ara verdiği fotoğrafla, dijitale direncinin kırıldığı ve internette fotoğraf paylaşım siteleriyle tanıştığı 2004 yılından itibaren daha yoğun ilgileniyor. Özellikle yoğunlaştığı bir konu olmamakla birlikte İstanbul’da şehir ve insan manzaralarını fotoğraflamayı çok seviyor. Kulüp çalışmaları esnasındakiler dışında Lübnan’lı Çocuklarla Dayanışma sergisine ve Türk Radyoloji Derneği 2007 Kongresi bünyesindeki karma sergilere katıldı. 2007 yazında ise Sina Demiral ile ortaklaşa “İstanbul’da” isimli kişisel sayılabilecek ilk sergisini açtı. İşi ve hobisi gereği hayatı ve insanları görüntülemeye devam edecek…






Sezayi ERKEN








78 dogumluyum, Anadolu Universitesi Iletisim Bilimleri Fakultesi Gazetecilik Bolumu mezunuyum. Yedi yildir araliksiz fotografla ugrasiyorum. Iki yildir yabanci bir haber ajansi’nda Agence France-Presse de foto-muhabirligi yapiyorum.









Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

On Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura GünüOn Fotoğrafçının Objektifinden : Aşura Günü

Llyod Godman’ın Sanat Dünyasından : Carbon Obscura


” Işığın enerjisi sihirlidir. Tüm göstergeleri ve anlamları ile ışığın sihri benim işimin önemli bir kısmını oluşturur. Işık, hem fotoğrafçılık hem de fotosentez için olmazsa olmazdır. İkisinin kaynaşması çok özel bir sihirdir. “
Lloyd GODMAN, 2005





2007’de Nillumbik Eyalet Konseyi tarafından kısa süreli olarak heykeltraşlık yapmak üzere davet edilmiştim ve çalışabilmem için Melburn yakınındaki Montsalvat’ta bir sera bana tahsis edilmişti. Gerçekte, daha evvel bitkilerle çalıştığımdan organizatörler benim bir şekilde onu bitkilerle dolduracağımı hissetmişti. Fakat tam tersine, ben alanı karartmak için bir yöntem arıyordum. 100 karbon kağıt için 2 dolar isteyen bir geri dönüşüm dükkanı buldum. Bu nedenle karbon obscura ile kapladım. Sera gazları, karbon hepsi birbirine uymuştu .Böylece ben duvarları ve tavanı karbon kağıdı ile kapladım. İlave dayanıklılık gücü ve taşıma kolaylığı için karbon kağıdı, izolasyon kağıtlarına yapıştırıldı, çerçevelere takıldı ve duvarlarla tavana alanı karartmak için monte edildi. Sonra ben yüzeye, ışığın içeri sızabilmesi için binlerce iğne deliği açarak ağaçlardan oluşmuş bir hat çizdim.






İzleyicinin alana adım atmasıyla ufak bir düğmenin hareketi ile aktif hale gelen bir sis jeneratörü yerleştirildi. Bu başka birşeye dikkat çekmek için eklenmişti: Hepimiz dışarıya saldığımız kendi gaz salınımlarından sorumluyuz. Fakat bu aynı zamanda izleyiciyi baştan çıkarıcı ışık hüzmelerini oluşturarak mesajı ikinci faktör haline getirdi. Işığın sızmasını ve sise yansımasını sağlayan yerleştirme, büyüleyici bir bağımsız fotoğraf dizisi çekmeme sebep oldu.



Benim için iğne deliği işini yapmak aydınlatıcı ve ışığı, kamerayı vs. anlamamda büyük yardımcı. Sadece tek bir delik olduğunda bir pinhole kamera gibi çalışıyor. Daha fazla delikler yapılırsa izdüşümler birleşir ve iğne deliği için baskın kaynak, güneşin çapıdır. Sisin içindeki buharlı ışık hüzmelerini yaratan, bu parlak izdüşümlerdir. Her ışın, güneşin bir izdüşümüdür. Daha sonra 2007’de Fransa’da Blacons Şatosu’nda Siyah Oda adlı, alanın daha geniş olduğu ve iğne deliklerinin yine tavanı kapladığı, hatta daha görkemli olduğu benzer bir iş yaptım.






Blacons Şatosu’nda ilk iğne deliği işini yapmaya başladığımda, pinhole projeksiyonuyla geniş ekranın yanında duran insanların portrelerini çekmek için dijital bir kamera kullanıyordum Bununla beraber güneş ışıldadıkça her iğne deliği güneşin bir şeklini yansıtıyordu. Eğer ağaçlar ve yapraklar varsa güneşin üzerinden gölgeleri görebiliyordunuz, rüzgar estiğinde uyum içinde hareket ediyorlardı. 7 yaşındaki bir çocuk bu görüntüyü, ışıktan yapılmış binlerce keman teli olarak tanımlamıştı. Çocuklar çok zeki.



Siyah Oda (Chambre Noire); kameralar, karanlık odalar, kimya ve fotoğraf kağıdı olmaksızın izleyiciyi, doğal güzelliği ve ışığın gücünü kaynaştırmak için bir yöntemdir. O, ışıkla gerçek bir çizim olan foto grafiksel bir tecrübedir. İronik olarak şu anki dokümantasyonda bir ”fotoğraf” olarak yer almaktadır.


http://www.lloydgodman.net/Greenhouse/info.htm





“The energy of light is magic. The magic of light in all its manifestations and meanings is at the critical edge of my work. Light is essential to both photography and photosynthesis, a fusion of the two is a most special spell.”
Lloyd Godman, 2005




In 2007, I was invited to do an ephemeral sculpture by the Nillumbik Shire Council and was allocated the green house at Montsalvat near Melbourne to install the work in. Due to the fact I have previously worked with plants, the organizers felt in some way I would fill it with plants. But quite the opposite; I was looking for a way to darken the space. I found 1000 sheets of carbon paper for $2 in a recycle shop. Hence he tile Carbon Obscura. It all clicked – greenhouse gasses, carbon and so I covered the walls and ceiling with the carbon paper. For added strength and ease of handling, the carbon paper was glued to sheets of insulation paper, mounted on frames and installed to the walls and ceiling to dark out the space. I then drew a line of trees (which are the key part of the global carbon trading schemes) by pricking thousands of pinholes through the surface to let light penetrate the space.



A fog generator was installed with a micro switch that was activated as the audience stepped into the space. This added another reference: we are all responsible for out own gas emissions. But it also brought the rays of light to life in such a seductive kinetic manner that it enchanted the audience and the message became a secondary factor. The installation, with the light penetrating the space and projecting through and onto the fog, allowed me to take a fascinating series of photographs that stand alone.






For me the process of making the pinhole work is enlightening, and gives me a greater understanding of light the camera etc. When there is only one hole it works like a pinhole camera. As more holes are created the projections merge and the dominant reference to the pinhole is the diameter of the sun. It’s these bright projections that create the steaming rays through the fog; each ray is a projection of the sun. Later in 2007 I did a similar work, Chambre Noire, at L’Arbre de Vie / Chateau de Blacons, France where the space was larger and the pinhole drawings covered the ceiling as well, which was even more spectacular.



When I began making the first pinholes in the Chateau de Blacons work, I used a digital camera to do some portraits with the pinhole projection of the château onto a large screen and people standing beside it. Then as I made more pinholes there were more and more chateaus until the images blended together. However when the sun was shining, each pinhole projected an image of the sun. If there were trees and leaves over the sun you could see the shadows, when the wind blew they moved in unison. One 7 year old described it as thousands of violin strings made of light. Kids are so perceptive.






Chambre Noire, is a means of fusing the viewer and the elemental beauty and power of light, without the mediating presence of cameras, darkrooms, chemistry and photo paper. It is a photo-graphic experience, a true drawing with light, which ironically now only exists in documentation as a photograph.




http://www.lloydgodman.net/Greenhouse/info.htm





Lloyd GODMAN Hakkında


Lloyd Godman 1983’den beri çevresel konulara odaklı olarak fotografik çalışmalarla yoğun bir şekilde ilgilidir. Yeni Zelanda, Avustralya ve uluslararası 40 tane kişisel sergi, 200’den fazla grup sergisinde yer almıştır. 1999’da Avustralya Melburn’daki RMIT Üniversitesi’nden master derecesi almıştır.



Lloyd Godman –“Avustralya ve Yeni Zelanda fotoğrafçılığının etraflıca düşünen kişisi”


Julie Millowick Daylesford foto biennale 2007



“Lloyd Godman’in organik bahçe işlerine ilgisi ve büyük yaratıcı enerjiye sahip bir sanatçı olarak uygulamaları, çevrebilimsel meseleler konusunda sanat yapmak için yeni ve sürekli şaşırtıcı yöntemlerde biraraya gelmiştir. Neredeyse 30 yılın üzerinde, sanatı başarılı geleneksel manzara foroğrafçılığından izleyici katılımlı sanat ve elektronik tüketici toplumu ile ekosistem arasındaki gerilimi araştıran mutimedya donanıma kadar geniş bir kapsama yayılmıştır.”



Artlink Dergisi – Çevrebilim: Herkesin işi-Bölüm 25 no 4-Aralık –Ocak 2006




“……bildiğimiz en büyük ışığa duyarlı emülsiyon, dünya gezegenidir. Bitki örtüsü büyür ve ölür, mevsimlerle beraber rengi değişir , dünyanın “ fotografik görüntüsü” değişir. Gittikçe artan insan müdahalesi, bizim de içinde yaşadığımız küresel şeklin değişiminde büyük rol oynar.”


Lloyd Godman – 2006



“Belki de beni en etkileyen sanatçılar, sadece yaptıkları işlerle değil onların herşeyi sorgulamayı sürdüren meraklı yapıları dolayısıyla, Man Ray ve Max Ernst’tir. İşimi, kendim ve evrendeki ilişkileri öğrenmenin bir yolu olarak görüyorum. Her ikisi de değişim içinde olduğundan benim işim de sürekli bir değişim halindedir. Her seri , sürekli ve pazarlanabilir bir tarz oluşturmaktan ziyade her seri, geçmiş bazı deneyimlerimi nakledebileceğim ve bunlara yenilerini ekleyebileceğim yeni bir meydan okuma sunar.”


Lloyd Godman – 2005



www.lloydgodman.net
..

About Lloyd GODMAN


Since 1983 Lloyd Godman has engaged in an extensive series of photographic works centred on environmental issues and exhibited widely throughout New Zealand, Australia and internationally with more than 40 solo exhibitions and over 200 group exhibitions. He gained an MFA from RMIT Melbourne, Australia in 1999



Lloyd Godman – “the lateral thinker of Australian and New Zealand Photography”.


Julie Millowick Daylesford foto biennale 2007




“Lloyd Godman’s twin interests of organic gardening and practicing artist of great creative energy converge in new and constantly surprising ways to make art about ecological concerns..Over almost three decades his art has widened out from relatively traditional landscape photography to include elements of performance, audience participation art and multimedia installation to explore the tensions between electronic consumer society and the ecosystem.”


Artlink magazine – Ecology: Everyone’s Business – Vol 25 no 4 – Dec – Jan 2006



“…the largest photosensitive emulsion we know of is the planet earth. As vegetation grows, dies back, changes colour with the seasons, the “photographic image” that is our planet alters. Increasingly human intervention plays a larger role in transforming the image of the globe we inhabit”.


Lloyd Godman – 2006



“Probably the artists who have influenced me the most are Man Ray and Max Ernst, – not so much the work itself but their inquisitive nature where they kept exploring things. I see my work as a means of learning about myself and my relationship to the universe. As both are in flux, my work is also in constant change. So rather than establish a constant and marketable style each series presents a new challenge where I can carry over some artifacts from my past experience and add another new layer.”


Lloyd Godman 2005



www.lloydgodman.net

Çeviri (translated by) : Berna AKCAN








Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Llyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon ObscuraLlyod Godman'ın Sanat Dünyasından : Carbon Obscura

AFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa Çaba




1977 yılının ilkbaharında, fotografa gönül veren dokuz kişinin girişimleriyle Ankara Fotograf Sanatçıları Derneği kuruldu. Kurucu üyeler; Sinan Çetin, Alparslan Aydın, Celal Ertem, Merter Oral, Özcan Yurdalan, Ercan Öztürk, Bülent Demirel, Cüneyt Ayral ve Ömer Lütfü Eltan’ dı.



Bugün Tunus Caddesi üzerinde bulunan Devlet Tiyatroları Şinasi Sahnesi’nin olduğu yerde, Çağdaş Sahne vardı. Burası, aynı zamanda Ankara Sinematek Derneği’nin faaliyetlerini sürdürdüğü bir yerdi. Bu derneğin düzenlediği fotograf kurslarına ilgi yoğun olunca Sinematek’in sekreteryasını yapan, şimdilerin tanınmış sinema yönetmeni Sinan Çetin, B.Y.Y. Okulu’nda öğrenci olan Alparslan Aydın, Çağdaş Sahne’ de tiyatro oyuncusu olan Ömer Lütfü Eltan’ın ve Yeni Fotograf Dergisi’nin Ankara Temsilciliğini yapan Cüneyt Ayral’ın girişimleriyle çalışmalara başlarlar. O sıralarda Çankaya Halkevleri’nde fotograf çalışması yürüten Merter Oral ve Özcan Yurdalan, Ercan Öztürk, Celal Ertem ve Bülent Demirel’i de alarak AFSAD’ı kurmaya karar verirler.



AFSAD ilk toplantısını 25 Nisan 1977’de Cüneyt Ayral, Ömer Lütfü Eltan, Merter Oral, Ercan Öztürk ve Sinan Çetin’in katılımıyla yapmıştır.





Türkiye’de Kadın, Şubat 1980

Sıkıyönetim’in AFSAD’ın açılmasına izin verdiği belge

Gezici sergi otobüsü Sanayi Bölgesi’nde, 1977

Eylemlerden, 1980

Eski başkanlardan Fikret Otyam

AFSAD’ın ilk genel kurulu, 3 Eylül 1977

AFSAD Sergisi, İstanbul 1979

Ali Rıza Akalın, Tuğrul Çakar, Ateş Erinanç, Rıza Arat, Kemal Cengizkan

1992 Sezon Açılışı

Çalışmalarını Tunus Caddesi’ndeki Çağdaş Sahne’de bulunan Sinematek içerisinde sürdürmeye çalışan AFSAD’ın 19 Mayıs 1977 Perşembe günü yaptığı ilk yönetim kurulu toplantısı sonunda görev dağılımı belirleniyordu; Sinan Çetin-Başkan, Cüneyt Ayral-Yazman, Ercan Öztürk-Sayman, Özcan Yurdalan-Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Birimi Sorumlusu, Alparslan Aydın-Sergi Gösteri Düzenleme Birimi Sorumlusu.



30 yıla sığan tarihten küçük kesitler verecek olursak, ilk fotograf semineri Şubat 1978’de verilmeye başlandı, 1991 yılında Türkiye’nin fotoğraf alanında “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsünü kazanan ilk ve tek derneği olan AFSAD, faaliyetlerini Ankara’da yürüten, ülke çapında bir sivil toplum örgütüdür. AFSAD, ülkemizde fotoğrafın bir ifade biçimi olarak sevilmesi ve yaygınlaşmasında önemli bir toplumsal ve kültürel görevi yerine getirmektedir. AFSAD, GESAM üyesi, Sivil Toplum Kuruluşları Birliği üyesi, Sanatçılar Kurultayı delegesi, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu ve Ankara Kültür Platformu üyesidir. İlk kez Nisan 1978’de “Türkiye’de Fotoğraf Sanatı’nın İşlevi” konulu tartışmalı bir toplantı gerçekleştiren AFSAD, bu toplantıyı takiben 1982, 1987, 1989,1992, 1997 ve 2002 tarihlerinde ülke genelinde katılımı olan toplam 6 Fotoğraf Sempozyumu organize etmiştir.





Fotoğraf sempozyumu hatırası

Mehmet Bayhan, İbrahim Demirel, Kemal Cengizkan

Özcan Yurdalan, Merter Oral

Tanju Akdeniz, Ahmet Tolunguç

Türkiye’de Fotoğraf Sanatının İşlevi, 1978

AFSAD bu yıl da 2-3-4 Mayıs tarihlerinde çağrılı panel, sunum ve sergilerin yer alacağı 7. Fotoğraf Sempozyumunu “Belgesel Fotoğraf Buluşması” alt başlığı ile gerçekleştirecek.





1978’ de 1. sayısı yayınlanan FOTOĞRAF dergisi AFSAD’ın yayımladığı, Türkiye’nin bir dönem en uzun süre yayımlanma başarısı gösteren fotoğraf dergisidir. Ekonomik güçlükler nedeniyle sürekli olmamakla beraber 57. sayısına kadar yayınlanabilmiştir. 2003–2005 yılları arasında aylık fotoğraf gazetesi GAZETE KONTRAST, AFSAD tarafından 14 sayı yayımlanmıştır. Başlangıçta tabloid boyutta olan gazetede fotoğraf dünyasından haberler, fotoğraf üzerine düşünsel makaleler yer almıştır. KONTRAST, AFSAD’ın Aylık Bülteni olarak yayın hayatına devam etmektedir. Sempozyum bildiri kitapları ve yıl sergileri albümleriyle birlikte AFSAD, 31 adet yayını Türk fotoğrafına kazandırmıştır. Bu gün 250 üyesi, 8 Atölyesi, 6 farklı fotograf, kısa film ve senaryo semineri ile alanındaki en aktif kuruluşlardan birisidir.



AFSAD’IN FAALİYET ALANLARI



”¢ EĞİTİM


Ӣ Seminerler:


− Fotoğraf Temel Eğitim Seminerleri (1. kur)


− Karanlık Oda Seminerleri (2. kur)


− Dijital Fotografçılık Seminerleri (2. kur)


− İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri (3. kur)


− Kısa Film ve Belgesel Yapım Seminerleri


− Senaryo ve TV Metni Yazım Seminerleri


− Özel amaçlı düzenlenen ileri düzey seminerler


”¢ Atölyeler (2007-2008 Dönemi)


- Bizim Atölye/ (Sahne Fotoğrafçılığı) Cengiz Oguz Gümrükcü/Tamer Sezan


- Soyut Fotoğraf Atölyesi (Gökhan Bulut)


- Toplumcu Gerçekçi Belgesel Atölyesi Mehmet Özer


- Belgesel Atölyesi (Yaşasın Cumhuriyet) Kenan Seven


- Ulus Altındağ Belgesel Atölyesi Doğanay Sevindik


- Genç Atölye


- Doğa Fotoğrafçılığı Atölyesi (Tarık Yurtgezer)


- Kuş Fotografçılığı Atölyesi Melih Özbek


- Sanat Tarihi Atölyesi (Elif Vargı)


- Güneş Baskı Teknikleri Atölyesi (Cenap Sayral)


- İleri Düzey Karanlık Oda Atölyesi (Gül Ezen)


”¢ ETKİNLİKLER


Ӣ Sergiler


− Ulusal Sergiler


− Yıl Sergileri


− Seminer Sonu Sergileri


− Üye Sergileri


Ӣ Geziler


”¢ Söyleşi ve gösteriler


”¢ Sinema Kültürü ve kısa filmcilik üzerine söyleşiler


”¢ KURAMSAL ÇALIŞMALAR


Ӣ Projeler


Ӣ Sempozyumlar


Ӣ YAYINLAR


”¢ FOTOĞRAF Dergisi


Ӣ Gazete KONTRAST


”¢ Sempozyum kitapları


Ӣ Kataloglar



AFSAD’ın 30.yılı kutlama etkinlikleri çerçevesinde 17 Mayıs’ta Çankaya Belediyesi ÇSM’de küratörlüğünü Ali Rıza Akalın’ın yaptığı Ankara’yı konu alan “Yaşadığım .. Kent” adlı sergi, 21-27 Mayıs 2007 tarihlerinde Tarık Yurtgezer’in küratörlüğünde “AFSAD Saydam Günleri” ile 2007 Nisanından 2008 nisanına uzanan muhtelif tarihlerde farklı mekanlarda açılan ortak atölyeler sergisi, Ankara’yı çalışan Doğanay Sevindik ve Kenan Seven yönetimindeki AFSAD atölyelerinin sergileri oldu.



Ayrıca, küratörlüğünü Mehmet Özer’in yaptığı ve AFSAD arşivinden seçilen fotograflardan oluşan “30 Yılımıza Tanık Fotograflar” sergisi sunuldu.



AFSAD kuruluşundan bu yana çok sayıda toplumsal proje hazırlamış ve gerçekleştirmiştir. Doğanay Sevindik yönetiminde Elmadağ Çocuk Tutukevi’nde gerçekleştirilen fotografçı çocuklar atölyeleri, Fazlı Öztürk ve Can Gazialem yönetiminde az gören çocuklarla yapılan ve her çocuğa bir AFSAD’lı gönüllü eğitmenin görev aldığı “Azıcık Işığın Peşinde” atölyesi ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında kalan çocuklar için yapılan fotograf eğitim çalışmaları son dönem çalışmalarına örnektir.









AFSAD’ın geçmişten bu güne yaptığı proje çalışmaları şunlardır:



BELGESEL PROJELER :



i) GAP Projeleri


GAP’nin belgelenmesi çalışmalarına 1989 yılında AFSAD – Akpınar A.Ş. işbirliği ile gerçekleştirilen ve SUYA ÖZLEM adını taşıyan sergi ile başlanmıştır. 1995 yılından itibaren Cumhurbaşkanı’nın himayelerinde ve Başbakanlık GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile AFSAD işbirliğinde devam eden ve bölge coğrafyasında, bölgenin ekonomik ve kültürel yapısında ve yöre insanı üzerinde yaratacağı değişimleri fotoğraflarla irdeleyen proje çalışmaları sonunda:


1995 BİR FIRAT ÖYKÜSÜ


1996 DÖRT MEVSİM GAP


1997 SÖZÜMÜZ GAP ÜSTÜNE


1998 GAP’TA KADIN VE ÇOCUK


1999 SUYA KARIŞAN HAYAT, HAYATA KARIŞAN FIRAT


1999 GAP’TA 10 YILLIK BİRİKİM


sergileri gerçekleştirilmiştir.


2002 GAP İnanç Mozayiği fotoğraflama çalışması



Her yıl ayrı bir proje olarak değerlendirilen bu çalışmaların imkan bulunması halinde bir yayın haline gelmesi düşünülmektedir.





Gap Projesi : Doğanay Sevindik


Gap Projesi : Gül Ezen


Gap Projesi : Doğanay Sevindik


Gap Projesi : Alparslan Aydın


Gap Projesi : Özcan Yurdalan


ii) Diğer Projeler



1982 Kent-Koop ANKARA


1991 Ankara Büyükşehir Beld. HAVAGAZI FABRİKASI


1994 ILO ÇALIŞAN ÇOCUKLAR


1995 TOBAV SANAT’A EVET


1998 Ankara Valiliği Ankara İl Kültür Müd. 1.ANKARA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ


1999 Sosyal Hizmetler Ç.E.K YAŞLILARIMIZ


1999 T.C. Kültür Bakanlığı ANKARA BELGESELİ





Özcan Yurdalan “Selam Yaratana” sergi afişi

Selam Yaratana sergisi gezici otobüsü sanayi bölgesinde, 1977

Selam Yaratana sergisi, 1978

1999 “Yitirdiklerimiz” adlı Fotograf albümü çalışması projesi.



2000 Elmadağ Çocuk Tutukevi, Keçiören Çocuk Islahevi Adalet Bakanlığı, Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ve AFSAD işbirliği ile çocuk mahkumları topluma kazandırma kapsamında Fotograf Temel Eğitim Seminerleri.



2001 Altınoluk Belediyesi ile Altınoluk-Antandros Festivali kapsamında fotograf sergi çalışması. 2001








2001 Sheraton Oteli dekorasyon çalışmaları için fotoğraf temini


2006 Birleşmiş Milletler, “Bin Yılın Kalkınma Hedefleri” Fotoğraf yarışması


2007 Özkar İnşaat-Calista Luxory Resort dekorasyonu için fotoğraf temini


2007 Ankara Sanat Fuarına katılım


2007Azıcık Işığın Peşinde” atölyesi


2007 Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında kalan çocuklar için yapılan fotograf eğitim çalışmaları


2008 Adana Altın Koza 13 Kare Uluslararası Sanat Festivaline AFSAD gösterisi ile katılım.


2008 Mardin Valiliği ile ortaklaşa Mardin ve civarının fotoğraflanması çalışması.
2008 Armada İş merkezi ilke ortaklaşa Doğa fotoğrafı sergilemesi ve muhtelif etkinlikler




Hazırlayanlar: A.Gökhan DEMİRER, İmren DOĞAN




AFSAD’lı Fotoğrafçılardan



Adnan Küçüksağır

Onur Küçükkeçe

Onur Küçükkeçe

Gül Ezen

Gül Ezen

Selim Aytaç

Zehra Pekel

Funda Börtünce

Mehmet Turgut

Bahadır Aksan

İhsan Karadayı

Suderin Murat

Taner Kıral

Hasan Atabaş

Ünal Koyaz

Ercan Dinçel


Gökhan Demirer








Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

AFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa ÇabaAFSAD : Fotoğrafta 30 Yıllık Ortaklaşa Çaba

Hüseyin Türk : Buyrun Er Meydanına



Çocukluğumda final müsabakasının olduğu gün rahmetli dedemle televizyonun başında heyecanla izlediğimiz bu tarihi etkinliği günün birinde mekanında fotoğraflayacağım ve de bir sergisini oluşturacağım nereden aklıma gelebilirdi ki?



Fotoğrafla aktif olarak uğraşmaya başladığım son bir kaç yıldır çekmeyi en çok arzu ettiğim konuların başında geliyordu Kırkpınar. Orada olacağım güne kadar bilinçaltımda kompozisyonlarımı oluşturmaya başlamıştım bile. Şimdiye kadar yerli ve yabancı birçok fotoğrafçının defalarca kez vizöründen Kırkpınar’ı izlememin de bana özgün yorum katma çabamda faydaları oldu diyebilirim.




Ata yadigâri diye nitelendirdiğimiz bu kültürel mirasımızı üç gün boyunca heyecanım ve aşırı motivasyonum nedeniyle neredeyse ‘yemeden içmeden’ fotoğrafladığımı söyleyebilirim. Edirne’ye gitmeden önce Kırkpınar’ın kültrüne, tarihine olabildiğince aşina olsam da bir kez daha görsel ve yazılı kaynaklarını gözden geçirdim. En önemli temam; karşılaşacağım ortamın şartlarını henüz tahmin edemesem de Robert Capa’nın da dediği gibi konuya olabildiğince ‘yakın’ olabilmemdi.




Etkinliğin başlayacağı günün bir gece öncesinde Sarayiçi’ni keşfe çıktım. Hangi kapılardan kimler giriyor? Pehlivanlar ön hazırlıkları nerede ve nasıl yapıyor? Bunun gibi onlarca sorunun yanıtlarını aramaya koyuldum. Akredite kartımda bulunmam gereken yer ile konuya hakim olabilmek istediğim asıl yer arasında aslında ciddi bir uzaklık vardı. Oluşturmak istediğim kompozisyonlarda kimin sırtının yere geldiğinin çok da önemi yoktu. Yani müsabaka anının fotoğraflarını çekmek istemiyordum. Buradan yola çıkarak organizasyon komitesinin bizlere tahsis ettiği bölümde fazla zaman geçirdiğimi söyleyemem.




Daha çok soyunma odalarında, ısınma ve dinlenme anlarında, dökülen yağın dibinde, çeşmenin yanında, zurnanın ve davul tokmağının ucunda, gözlerde ve yüzlerde, ‘aradım’ kompozisyonlarımı.



Kısacası, bu ilk kişisel sergimde ‘aradıklarımla’ gözgöze getiriyorum sizleri; o halde Buyrun Er Meydanına…



Hüseyin Türk



⇝⇝⇝⇝⇝⇝⇝ BUYRUN ER MEYDANINA ⇜⇜⇜⇜⇜⇜⇜



















































Hüseyin TÜRK Hakkında


1977, Ankara doğumludur. Ankara Üniversitesi’nde grafik tasarımcı olarak meslek hayatına devam ediyor. Tasarımdaki altyapısını son dönemde fotoğrafta yoğunlaştırarak Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nde Temel ve İleri Düzey Fotoğraf Eğitim Seminerlerini 2006 ve 2007 yıllarında bitirdi.


Ardından Mart 2007’de Afsad’a üye oldu. Yönetim Kurulu Üyeliği ve İleri Düzey Eğitim Seminerinde danışmanlık görevlerine devam etmektedir.



Şimdiye kadar sekiz adet karma sergiye katıldı. Işığın peşindeki yolculuğuna yeni projeleriyle devam ediyor…










Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.


All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.


Use By Author Permission Only.

Hüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er MeydanınaHüseyin Türk : Buyrun Er Meydanına